Overlord (LN) Cilt 15 – Bölüm 3,5 / Ara Perde

Ara Perde

Ara Bölüm

Daha da büyük bir büyü gücü biriktirdiğinde, önceden Kıdemli Lich olarak anılan varlık, Gece Lichi denen daha güçlü bir mevcudiyete yükselirdi. Tarih kayıtlarında bu tür varlıklardan yalnızca birkaçına rastlanmıştır ki bu, pek çok insanın şükrettiği bir gerçektir.

Zira Gece Lichleri, fevkalade güçlü varlıklardı.

İnsanlık âleminin ötesinde olduğu söylenen Altıncı Kademe’den pek çok büyü kullanabilirlerdi. Bu denli bir güçle, yaşlı kıdemli ejderhalarla dahi boy ölçüşebilirlerdi. Buna ek olarak, pek çok özel yetenekleri vardı, sayısız namevt onlara tabiydi, son derece zekiydiler ve zaptedilemez kalelerde ikamet ederlerdi.

Tüm bu vasıflarıyla onlar, adeta ulusların hükümdarları, Namevt Lordları olarak anılmaya layık varlıklardı.

Nitekim, meşhur Üç Gece Lichi—

Ejderha gece Lichi “Q’fantera=Argolos”

Titan gece Lichi “Hueon”

Ve (muhtemelen) bir Gece Lichi olan, “Korku” lakaplı Gölge Lordu.

—küçük krallıklar büyüklüğündeki topraklara hükmetmeleri ve çevre ülkelere korku salan dehşetengiz varlıklar olmalarıyla nam salmışlardı.

Dolayısıyla Gece Lichleri, doğrudan efsanelerden çıkmış varlıklar olarak görülür, haklarında korku ve huşuyla fısıldaşılırdı. İnsanlar nezdinde doğal bir afetten farksızdılar.

Dünyanın perdesi arkasında “Uçurum” lakabıyla hareket eden bu dehşet verici Gece Lichlerinden biri olan Banejieri Anschass, devasa bir odadan eğilerek çıktı.

Altı kolu ve iki başıyla yalnızca arkane büyülerde değil, diğer sistemlerden gelen büyülerde de yetkin olan bu gece lichi, insanların yenmeyi hayal bile edemeyeceği kadar korkunç bir varlıktı. Eğer açıkça harekete geçmeyi seçseydi, bahsi geçen Üç Gece Lichi’nin sayısı muhtemelen Dört’e çıkmak zorunda kalırdı. Kendisi, o organizasyonun kurucusu ve en iç çekirdeğinin bir üyesi olan kadim bir namevtti.

Organizasyonun adı “Cehennem Külliyatı” idi.

Namevt büyü kullanıcıları tarafından oluşturulan bu topluluğun başlangıçtaki hedefi, çıkarlarının çatışmaması için kendi aralarında işbirliği yapmaktı.

Bununla birlikte, sonsuzluğu büyü araştırarak geçiren büyü kullanıcıları gibi ölümsüz varlıkların, kendilerine benzer varlıklarla çatışmaya girmesi kaçınılmazdı.

Namevtler, kendilerinde bulunmayan üç temel arzunun yerine başka arzulara sahip olma eğilimindeydi. Namevt büyü kullanıcıları için bu durum, genellikle bilgi arzusu olarak tezahür ederdi. Bu yüzden, ortada bir bilginin olduğu bir çıkar çatışması yaşandığında, kendilerini tutamama eğilimi gösterirler ve bu da ölümüne dövüşlerle sonuçlanırdı.

Varsayımsal olarak, yaşayanların üç temel arzusunun tamamı tek bir arzuda yoğunlaştırılsaydı, bu tekil arzuya sahip birinin de kendini zapt etmesi son derece zor olurdu.

Bu sebeple sonunu getiren pek çok namevt olmuş, diğer zamanlarda ise yaşayanlar fırsattan istifade edip savaşan iki tarafı da ortadan kaldırmıştı.

Bu durum, bilgiyi veya büyüyü hayatları pahasına tekelleştirmeye çalışmak yerine paylaşmanın daha iyi olduğunu fark eden namevtlerin sayısını artırdı. Eğer paylaşmak mümkün değilse, kendi aralarında pazarlık etmeliydiler. Böylece bir isim listesi oluşturdular.

Bu, ileriki zamanlarda “Graniezzo Yazıtı” olarak bilinen tablettir; kendisinin hiçbir büyülü özelliği olmamasına rağmen, büyüde usta pek çok varlığın adını içeren bir taş tablet.

[çevirmen notu: Graniezzo, bonus ciltte muhtemelen Japonca-Çince-İngilizce çeviri zinciri sebebiyle Granisle olarak çevrilmişti.]

Başlangıçta yalnızca dört Gece Lichi’nin ve üç Kadim Lich’in adını içeriyordu ve organizasyonun tek yükümlülüğü, diğer üyelerin bir araya gelerek kuralları ihlal eden herhangi bir üyenin haddini bildirmesiydi.

200 yıl sonra, organizasyon ve kuralları gelişerek kapsamlı bir sisteme dönüştü.

Zamanla organizasyonun namevt üye sayısı arttı: iç çemberde 7, dış çemberde ise 48 üye bulunuyordu. Artık toplamda 55 kişilik büyük bir organizasyon hâline gelmişti ve iç çemberdeki namevtlerin en az 150 level seviyesine ulaşması bekleniyordu.

Fakat bu topluluğu bilenlerin sayısı çok azdı.

Bu organizasyonun namevtleri genellikle iki tipe ayrılıyordu.

Bir grup, gücünü yaşayanların arasında artırır ve hedeflerine ulaşmak için onları kullanırdı. Diğer grup ise yaşayanların dünyasıyla etkileşime girmez, dünyanın gözünden uzakta hedefleri için sessizce çalışırdı.

İlk grup, ikinci gruba kıyasla sayıca çok az olduğundan, bu organizasyon yaşayanların dünyasında hiçbir zaman açıkça eyleme geçmedi.

Eğer birisi ilk grup gibi gücünü yaşayanların arasında artırırsa, bu aynı zamanda sahip olduğu düşman sayısının da artacağı anlamına geliyordu. Özellikle de namevtler tüm yaşayanların düşmanı olarak kabul edildiğinden, bu özel tipler, bu uğurda ulusal bağlılıklarını bile bir kenara bırakan yaşayanlar tarafından ortadan kaldırılma eğilimindeydi.

Bu durum, ilk grubun sayısının azalmasına yol açtı. Elbette, kimliklerini gizli tutarak yaşayanlar arasında güç toplamayı başaran namevtler de vardı, ancak bu tür yetenekli namevtler nadirdi.

Sonuç olarak “Cehennem Külliyatı”, gizemini koruyan ve yalnızca söylentilerde adı geçen bir organizasyon olarak kaldı. Bahsi geçen o üç son derece güçlü gece lichinin katılmaya davet edilmemesinin sebebi, saflara katılmalarının organizasyonu çok fazla göze batıracak olmasıydı.

O’nun oturduğu odadan ayrıldıktan sonra, kenarında küçük bir ışıkla aydınlatılan bir odanın bulunduğu geniş bir koridora çıktı.

Burası, O’nunla görüşmeyi bekleyenler için hazırlanmış bekleme odasıydı. O asla böyle bir şey hazırlamazdı—zira bu tür incelikler gösterecek kadar nazik değildi—bu yüzden Banejieri ve diğerleri ricada bulunmuş ve kendilerinin bir tane yapması için iznini almışlardı.

Odadaki kişi Banejieri’ye seslendi. “Demek döndün. Sıradaki ben olmalıyım.”

Banejieri daha az önce onlarla birlikte o odada beklemiş olduğundan, konuşan kişinin kim olduğunu görmeden biliyordu. Aslında, buraya çağrılmadan girilmezdi—çünkü bu O’nu kızdırırdı—bu yüzden gelen kişinin sürpriz bir ziyaretçi olması zaten mümkün değildi. Bugün buraya çağrılanlar yalnızca iç çember üyeleriydi. Organizasyonun kuruluşundan 400 yıl sonra, en iç çemberde şu an 9 üye bulunuyordu.

“Uçurum,” “Beyaz Azize,” “Ölüm Süvarisi,” “Çürüme Kralı,” “Kızıl Gözlü Dük,” “Bilge Kurt,” “Sürülerin Efendisi,” “Yenmiş,” “Sarı Hortlak.”

Hepsi daha önce burada toplanmış ve sırayla çağrılmıştı. Geriye yalnızca bir kişi kalmıştı.

“Beyaz Azize,” Grazn Rocker.

Beyaz balmumunu andıran bir teni olan, beyaz peçeli ve beyazlar içindeki bir namevt. Baştan aşağı tamamen beyaz bir görünüme sahipti.

Sekizinci Kademe büyüye ulaşmış, şimdiyse Dokuzuncuyu hedefleyen biriydi. Banejieri, onun daha iyi bir araştırmacı olduğunu kabul etmek zorundaydı. Ayrıca örgütün mevcut liderinin de gözdesiydi.

Hayır— O zat kimseyi sevmezdi. Herkesi yalnızca nahoş bulur, fakat onlardan faydalanabilmek için katlanırdı.

Bunu, o zatla yaptığı konuşmalardan hissedebiliyordu. O zat bunu hiç gizlemeye çalışmaz, hatta Banejieri ve diğerlerinin kullandığı büyüye “kirli” derdi.

Bu yüzden ona çok değer verilmesi, Grazn için sevinilecek bir durum değildi. Hayır, o zat onlardan daima bir şeyler alır, karşılığında ise neredeyse hiçbir fayda sağlamazdı. O zat tarafından kullanılmaktan memnun olabilecek kimse olmamalıydı.

Bu durum, Grazn gibi yetenekli bir araştırmacı için daha da geçerliydi. Elbette kimse o zatın karşısında hislerini belli etmezdi. Ne yazık ki, hepsi birden ona isyan etse dahi kazanma ihtimalleri yoktu.

“…Aah. Sıradaki sensin. İşin bittikten sonra… benimle biraz sohbet etmez misin? Ne de olsa uzun zaman oldu.”

“…Ne demek istiyorsun?… Anlıyorum. Anlaşıldı. Tamamdır. Elbette, memnuniyetle kabul ederim. Her zamanki yerde, değil mi?”

“Evet. O hâlde ben önden gidiyorum.”

Banejieri onu orada bırakıp bir süre karanlıkta yürüdü; bu, yalnızca bir namevt olduğu için rahatsızlık duymadan yapabildiği bir şeydi. Bekleme odasındaki ışığa da aslında gerek yoktu. Kimin ayarladığını bilmiyordu ama muhtemelen sadece dekorasyon amaçlıydı.

Zemin, büyülü yöntemlerle pürüzsüzleştirilmiş tek parça bir levhaydı, ancak tavan ve duvarlar hâlâ yontulmamış, kaba taştan ibaretti.

Bu devasa mağara doğal yollarla oluşmamıştı. Örgütlerinin lideri, burayı kazmak için zaman ve çaba harcamıştı.

Bu mağarayı birkaç yılda bir —ya da çağrıldıklarında— ziyaret etseler de, böylesi bir yeri kazmak için harcanan çabayı her gördüğünde küçümsemeden edemiyordu. Büyüde mahir Gece Lich’leri genellikle fiziksel emeği hor görürdü, fakat bu aşağılama daha ziyade mağaranın temsil ettiği şeyeydi: karşılarında bu denli ulvi ve kudretli davranan birinin korkak yüzüne.

Odadan yeterince uzaklaştıktan sonra Banejieri, hedefine ulaşmak için [Teleportasyon] büyüsünü iki kez etkinleştirdi.

Dağların derinliklerine inşa edilmiş bir kalenin önüne vardı. Burası, iç çevreden “Kızıl Gözlü Dük” Krunui Log Entesh Na’nın ikametgâhıydı.

İç çevrenin üyeleri arasında Krunui, etrafını derli toplu tutmayı en çok seven ve kendini en iyi eşyalarla çevreleyen kişiydi. Bu durum, ikametgâhı için de geçerliydi. Farklı ırkların emeğiyle —karşılığında büyü bilgisi, büyülü eşyalar ve değerli taşlarla dolu hazineler ödenerek— inşa edilen bu kale o kadar görkemliydi ki, estetik anlayışı olmayan biri bile takdir edebilirdi. İç çevre de tartışacak bir konuları olduğunda burayı toplanma yeri olarak kullanırdı.

Kapıya vardığında, Krunui’nin emrindeki namevtlerden biri belirerek Banejieri’yi kalenin içine buyur etti.

Bir odaya alındıktan sonra, iç çevreden Grazn dışındaki herkesin çoktan orada olduğunu gördü.

“—Beklettiğim için üzgünüm.”

“O meseleyi halletmekle iyi iş çıkardın.”

Konuşan kişi kalenin efendisi Krunui idi.

En çarpıcı özelliği son derece solgun görünen teniydi. Doğuştan bir namevt değil, büyüyü kullanarak kendini dönüştürmüş eski bir insandı. Belki de bu yüzden, kendini güzel eşyalarla çevreleme takıntısında geçmiş benliğinin izleri görülebiliyordu. Diğerleri daima aynı kıyafetleri —muazzam miktarda büyü gücü barındıran büyülü eşyaları— giyerken, bir tek o her seferinde farklı ve lekesiz bir takım giyer, fakat bu kıyafetlerin hiçbir büyü gücü olmazdı.

Diğer üyeler için kıyafetler kendilerini güçlendirmeye yarayan birer araçken, Krunui için kendini süslemeye yarayan eşyalardı.

“Başlamadan önce Grazn’ı beklemek istiyorum. Sizin için bir sakıncası yoktur umarım?”

Banejieri, odadaki kanepelerden birine otururken yoldaşlarına sordu. Kimse itiraz etmedi.

Yakında yaşanacak olan şey, daha önce defalarca tekrarladıkları bir konuydu: o varlığa karşı bir isyan hazırlığı.

En başta, o varlığı kabul etmelerinin tek sebebi, onun ezici bir güce sahip olmasıydı.

O varlık, muhtemelen Cehennem Külliyatı’nın varlığını bir dış çember üyesinden öğrenmişti. Bir gün aniden karşılarına çıkmış ve gücünü sergilemişti.

Banejieri ve diğerleri, o varlığın bu dünyanın en güçlü varlıklarına karşı bir caydırıcı görevi göreceğini düşündükleri için önünde diz çökmüşlerdi. Bunu kesinlikle örgütlerini genişletmek için yapmamışlardı.

Ancak o varlık, olabilecek en kötü liderdi.

Evvela, Cehennem Külliyatı kıtanın ortasında karışıklıklar çıkarmak için kurulmamıştı. O varlığın, kendilerini sırf kendi yaptığı bazı paktlar uğruna kullanabileceği elverişli bir güç olarak görmesi, onları sıkıntıya sokardı.

Bu yüzden, o varlığa karşı yeni bir caydırıcı hazırlamaya karar verdiler. Bu, o varlıkla en sık muhatap olan iç çemberdeki herkesin ortak kanısıydı.

Normalde bir plana ne kadar çok üye dahil edilirse ihanet ihtimali de o kadar artardı. Eğer kimse onlara ihanet etmemişse, bu durum o varlığa karşı sadakatsizliklerinin bir göstergesi olacaktı.

Ve en azından şimdilik, kimse onlara ihanet etmemişti. Banejieri ve diğerlerinin hâlâ hayatta olması da bunun kanıtıydı.

İhanete uğramış olsalardı, buradaki herkes çoktan yok edilmiş olurdu. O varlık, örgütü yalnızca Banejieri ve diğerlerinin araştırmalarını bencilce alıp kendini güçlendirmek için yönetiyordu. Onlardan beslenen bir parazitten farksızdı. Durum böyle olsa bile, o varlık sırf işe yaradıkları için onların bu gizli eylemlerini hoşgörmeyi aklından geçirmezdi.

Şüphesiz, o varlık onlardan şüphelendiği anda Banejieri’yi ve diğer komplocuları ortadan kaldırmak için harekete geçerdi.

O varlık, bir hükümdarın sahip olması gereken hoşgörüye veya açık fikirliliğe sahip değildi. Her şeye karşı fazlasıyla temkinliydi.

Bu nedenle, güvende olmaları o varlığın hamlelerini henüz fark etmediğini gösteriyordu.

Neyse ki, o varlık namevtlere hükmetme yeteneğinden yoksundu.

Aralarındaki güç farkı göz önüne alındığında, eğer o varlık bu alanda uzmanlaşmış olsaydı, Banejieri ve diğerlerini kolayca kontrolü altına alabilirdi.

Bizi sonsuza dek sömürebileceğini sanma!

Banejier, içinden yükselen sessiz kükremeyle birlikte, az önce karşılaştığı o varlığın devasa siluetini zihninden sildi attı.

Overlord (LN)

Overlord (LN)

Ōbārōdo, オーバーロード, 不死者之王, 오버로드
Puan 9
Durum: Tamamlandı Yazım Şekli: Yazar: , Sanatçı: Yayınlanma Tarihi: 2010 Anadil: Japonca
Hikaye bir gün sessizce kapatılan popüler bir oyun olan Yggdrasil ile başlar. Ancak ana karakter Momonga oyunu kapatmamaya karar verir. Böylece Momonga “en güçlü büyücü” lakabıyla bir iskelet şeklini alır ve oyunun bir parçası olur. Dünya değişmeye devam eder ve oyun dışı karakterler (NPCler) bazı duygulara sahip olmaya başlarlar. Ailesi, arkadaşları ve toplumda bir yeri olmayan bu sıradan genç adam Momonga oyunun dönüştüğü bu yepyeni dünyayı ele geçirmeye karar verir.

Yorum

5 1 vote
Oyla
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
Tüm yorumları göster

Seçenekler

karanlık modda işlevsizdir
Sıfırla