Orc Eroica Cilt 5 – Bölüm 2 / Bir Evlilik Teklifi

Bir Evlilik Teklifi

“Kwoooaaar!”

Aniden yankılanan gürültülü bir kükremeyle Bash irkilerek uyandı.

Hemen başucunda duran… …bir şeye tutundu, kendini yukarı çekip tek dizinin üstünde doğruldu ve sırtındaki kınından kılıcını çekti.

“Gah… Öhö… Guh!”

Şiddetli bir öksürük krizine tutuldu, dudaklarından bolca su fışkırdı.

Bash ağzını silip etrafını süzdü.

Biri Bash’i uyandırmıştı. Kükreyen biri.

Bir tür uçurumun kenarında duruyor gibiydi.

Taşan nehirden seçmek zordu ama aslında burada bir uçurum vardı ve Bash bu uçurumun kenarında biten ağaçlardan birine takılmıştı.

Önünde uzanan engin bir orman ve biraz ilerisinde üç kişi seçiliyordu.

İkisinin sırtı kendisine dönüktü.

Karşı karşıya oldukları üçüncüsü ise bir canavardı.

Şahin kafalı, aslan gövdeli ve devasa kanatlara sahip, yaklaşık beş metre boyunda sihirli bir yaratık. Bir griffin.

Hiç şüphe yok ki Bash’i uyandıran şey bu griffinin kükremesiydi.

Su ruhu Bash’e bir şeyler anlatmaya çalışıyordu.

Bash ne anlatmak istediğini hâlâ kavrayabilmiş değildi.

Belki de tüm bunlar Bash’in ölümün eşiğindeyken gördüğü bir rüyadan ibaretti.

Belki de ruhun söyleyecek hiçbir şeyi yoktu. Belki sırf keyfi öyle istediği için Bash’e yardım etmişti.

Ancak Bash daha derin bir bağ hissetti.

Suda yaşananların bir anlamı olmalıydı.

Buna sezi denebilirdi.

Ve bu sezi, Bash’i defalarca baş belası durumlardan kurtarmıştı.

Bash bir an durup mevcut manzarayı daha dikkatli inceledi.

Sırtı ona dönük iki kişi. Biri dizlerinin üstüne çökmüş, kan kaybediyordu. Diğeri ise birincisinin omzundan tutmuş, ona destek oluyordu.

Bash bu tür manzaraları daha önce defalarca görmüştü.

Bu ikili griffinle savaşmış ve kaybetmişti.

Şimdiyse son darbeyi yemek üzerelerdi.

Ruh, bu ikisine yardım etmem gerektiğini mi söylüyordu yani…?

Bash bu sonuca derhal vardı.

Yoksa ruh neden onu zahmete girip tam da bu noktaya taşısındı ki?

“Gwaaarghhh!!!” Bash’in savaş nidası vadiyi inletti.

Bu ses griffinin bütün dikkatini anında üzerine çekti.

Yaratık, diğer iki kişiye odaklanmış olan alçaktaki kafasını kaldırdı ve gözlerini savaş nidasının kaynağına, Bash’e dikti.

Bash’i yalnızca bir saniye süzdü.

Belki Bash’i buradaki en büyük tehdit olarak gördü, belki de iştah kabartan bir av. Her halükarda devasa kanatlarını çırparak havalandı ve doğrudan Bash’in üzerine atıldı.

Muhtemelen genç bir griffindi.

Yaşlı ve daha ürkek bir griffin olsaydı, Bash’i gördüğü an kaçardı.

Çok da önemli değildi.

Yine de sesinde en ufak bir şaşkınlık kırıntısı bile yoktu.

Aksine, çan gibi berrak ve büyüleyici bir sesti bu; Bash’in kalbini güm güm attırmaya yetti.

Ne tatlı bir nida…

Yakından bakınca, orada dikilen kişinin kılıç kuşanmış insan bir kadın olduğu anlaşılıyordu.

Ya o vücut!

Göze hoş geldiğini söylemek hafif kalırdı.

İncecik bir silüeti vardı ama göğüslerinin ve kalçasının kıvrımları Bash’in hayatında gördüğü en mükemmel hatlardı.

Ne fazla küçük ne fazla büyük. Vücudunun çizgileri adeta doğanın tüm cömertliğini gözler önüne seriyor, orantıları Bash’in kendini anında onun kollarına atası getiriyordu.

Çekiciydi, evet ama hepsi bu değildi.

Gücüne diyecek yoktu bile!

İyi işlenmiş kaslarından, hakikaten yetenekli bir savaşçı olduğu ayan beyan ortadaydı.

Büyüleyici kaslar. Aşırı kaslı değildi ama vücudunun kusursuzca eğitildiği her halinden belliydi. Kasları adeta altın gibi parıldıyordu.

İnsan prensi Nazar veya Kahraman Leto ile kıyaslanabilirdi.

Hatta vücudu Bash’inkinden bile daha iyi, daha diri olabilir miydi?

Böyle bir kadından doğacak çocuk kesinlikle hesaba katılması gereken müthiş bir güç olurdu.

Orklar kadın şövalyeleri delicesine arzulardı çünkü güçlü kadınların güçlü evlatlar doğurduğunu çok iyi bilirlerdi. Güçlü kadınlara karşı koyamamak bir ork dürtüsüydü.

Kontrol edilecek tek bir şey kalmıştı: Yüzü.

Ne var ki Bash’in önündeki kadın yüzünü saklıyordu.

Kafasına sarılı beyaz kumaş parçası gözleri dışında her yerini kapatmıştı. Vücudu on üzerinden onluk olsa da yüz hatlarını seçmek oldukça zordu.

Yine de bu durum Bash için pek de önemli sayılmazdı.

“Çok güzelsin…”

Bu sözler, Bash ne söylediğinin farkına bile varmadan ağzından dökülüverdi.

Belki de kadın tavlama antrenmanları sayesinde komplimanlar ağzından bal gibi damlıyordu.

Sıkı eğitimin meyveleri denilebilirdi buna.

“Güzel mi…?”

Kadın etrafına bakındı, sonra parmağıyla kendini gösterdi; sanki Beni mi kastediyorsun? der gibiydi.

Bash mahcup bir edayla başını salladı.

Başka hangi kadın vardı ki burada? Bir iblis kız vardı ama o daha çocuk sayılırdı.

“Ha-ha-ha, yüzümü bile görmedin ork. Güzel olduğumu nereden biliyorsun?”

Kadın kahkaha attı ama sesinde pek neşe yoktu.

Komik olmadığını bildiği bir espri yapmış gibiydi.

“Yüzünü görmesem de anlayabiliyorum.”

“Vay be, ne tatlı dilli bir orkmuşsun sen.”

Kadın bu kez hafifçe kıkırdadı, ardından elini yüzündeki kumaşa götürdü.

“… Bu kumaşın altında böylesine çirkin bir yüz varken de mi?”

“Hmm…”

Maskenin altından çıkan şey, korkunç yaralarla dolu bir yüzdü.

Yüzünün yarısı yanmıştı ve derin bir bıçak darbesi almış gibi görünüyordu.

Yüzünde hasar görmemiş tek yer sol gözünün etrafıydı.

Nitekim iblis çocuklar o yüzü gördüklerinde korkudan büzüşüp kaldılar.

Yüzü işte bu kadar ağır yaralı ve izlerle doluydu.

“Önemli değil. Yaralar bir savaşçının gururudur.”

Bash belki de bu sözleri yolculuğunda katettiği bunca zamandan sonra söyleyebiliyordu.

Yolculuğuna henüz yeni başlamış olsaydı, böylesine korkunç bir çehre karşısında tereddüt edebilirdi.

Sonuçta bir eş ararken güzel bir yüz önemli bir etkendi.

Ama Bash yolculuğu boyunca zaten yeterince güzel kadın görmüştü.

İnsan Judith, Yıldırım Sonia adındaki elf, cüce Primera, hayvamsı Silviana…

Hepsinin cildi pürüzsüzdü ve yüzlerinde tek bir yara izi yoktu.

Fakat bütün kadınlar onlar gibi miydi? Kesinlikle hayır.

Örneğin Bash’in Shiwanashi Ormanı’nda gördüğü elflerin çoğunun yüzünde büyük yara izleri vardı.

Yine de yaralar güzelliğe gölge düşürmüyordu. Bash bu kadına evlilik teklif etmekte hiçbir sakınca görmezdi.

Hem yaralı hem de güzel olmak bal gibi mümkündü.

“Anlıyorum… Yüzümü gördükten sonra bile hâlâ güzel olduğumu düşünüyorsun… Bu içimi ısıttı.”

Kadın umursamaz bir edayla konuşsa da dudaklarının duruşu artık daha gevşek ve rahattı.

“Her neyse, siz orklar güzel bir kadınla karşılaşınca ne yaparsınız? Beni dövüp zorla sahip olmayı planlıyorsun, değil mi? Hmph, çamurlu bir birikintiden henüz çıkmış birine göre bayağı cesurca bir davranış.”

“… Hayır. Rıza dışı ilişki, Ork Kralı’nın emriyle yasaklanmıştır.”

“Ha. O zaman o savaş nidası da neyin nesiydi?”

Bash göz ucuyla iblis kadına baktı.

Kadın bunu görünce tatmin olmuşçasına başıyla onayladı.

“Ah, anladım… Demek orklar bile bazen millete yardım edebiliyor. Yani az önce söylediklerin sadece gardımı düşürmek için yaptığın bir yağ çekme çabasından ibaretti, ha…? Ha-ha, bir orkun tatlı sözleriyle kanacağım bir günün geleceği hiç aklıma gelmezdi… Tüh, bu cidden tepemi attırdı. Şimdi seni öldürmek zorunda kalacağım.”

“Sana güzel olduğunu söylerken gayet ciddiydim.”

“… Seni hiç anlamıyorum. Bir anda damdan düşer gibi ortaya çıkıp zırvalamaya başlıyorsun. Zaten senin derdin ne ki?”

Kadın başını hafifçe yana eğerek Bash’i süzdü.

Bash onunla tartışacak değildi.

Bunun yerine dürüstçe cevap verdi.

“Seni eşimsiz yapmak, eşim olarak yanıma almak istiyorum.”

“Ha-ha-ha-ha-ha!”

Kadın kahkahayı bastı.

Sakin bir gülüş değildi bu. Bendi yıkılan bir baraj gibi, biraz histerik bir gülüştü.

“Ah, kusura bakma. Aniden gelen bu eşlik teklifin beni güldürdü ama seninle alay etmek istememiştim. Yüzüm bu hale geldikten sonra birinin eşi olma fikrinden tamamen vazgeçmiştim. Açıkçası bu yaraları aldığımdan beri kimse yüzüme bile bakmadı. Bu yüzden sanırım bu bir ilk. Yüzüm bu hale geldiğinden beri ilk kez bir erkek bana gözlerinde samimiyetle yaklaşıyor.”

“…”

“Yine de bir an için teklifini ciddi ciddi düşündüm ya. İşte beni güldüren şey de buydu. Kendi halime gülüyordum, anlıyor musun?”

Bu, Bash’in şimdiye kadar aldığı en iyi ilk tepkiydi.

Belli bir açıdan bakıldığında, bunu coşkulu bir “evet” olarak bile yorumlamak mümkündü.

“O halde…”

“Ama ork, hem birilerini kurtarıp hem de aynı anda evlilik teklifi edemezsin. Özellikle de kurtardığın kişilerin düşmanına teklifte bulunuyorsan…”

Kadın konuşurken bakışlarını başka yöne çevirdi.

İki iblise doğru baktı.

İblisler, yüzlerinde endişeli ifadelerle Bash’i izliyorlardı.

“…”

“Yine de sen bir orksun. İstersen onları kurtarıp hemen ardından beni tatlı niyetine mideye indirebilirsin sanırım.”

“Daha önce de söylediğim gibi, rıza dışı birliktelik Ork Kralı’nın emriyle yasaklanmıştır.”

“Evet, kurallara harfiyen uyan terbiyeli bir orka benziyorsun. Bir ork için ‘yakışıklı’ sayılmanın ölçütü nedir pek bilmem ama yüzün de hiç fena değilmiş. Yoksa tatlı sözlerin beni biraz etkiledi mi dersin? Her neyse, ork, samimi olabilirsin ama kuralların kölesi olmak asla iyi değildir. Benim felsefem her zaman şudur: ‘Beni yenebilirsen, bana sahip olabilirsin.’ Bu senin de işine gelmez miydi?”

Bu zor bir soruydu.

Zell burada olsaydı, Bash hiç vakit kaybetmeden periye danışırdı.

Zell, Bash’e doğru cevabı verebilirdi.

“Hadi bakalım, gel o zaman.”

Kadın avuç içlerini yukarı çevirip Bash’e gel işareti yaptı.

“… Neden bana meydan okuyorsun?”

“Çünkü griffinimi öldürdün. O benim binek hayvanımdı ve şimdi eve yürüyerek dönmek zorundayım. Dürüst olmak gerekirse seni durduğum yerde gebertmem gerekirdi. Ama ben karmaşık bir kadınım. Bana daha az önce güzel diyen bir adamı kendi ellerimle doğramaya gönlüm razı gelmiyor. Önce senin bana saldırmanı tercih ederim. En azından o zaman seni öldürmek nefsi müdafaa gibi hissettirir.”

“… Demek mesele bu.”

“Evet, mesele tam olarak bu. Yine de griffin için fazla endişelenme. Ona pek de bağlı değildim. Sadece kısa bir süredir tanışıyorduk, yani bu bir kan davası falan olmayacak.”

Bash’in kafası iyice karışmıştı.

Kadının sözlerinin anlamını da sohbetin aldığı bu yönü de kavrayamıyordu.

Mevcut konuşmayı bile zorlukla takip edebiliyordu. İstediği şeyi ona nasıl açıklayabilirdi ki?

“Eee, ne yapacaksın bakalım, ork? Senin için bir sakıncası yoksa, ben artık ufaktan yoluma bakayım diyorum. Şu ikisi tam bir baş belasıydı, o yüzden işlerini bitirecektim. Ama gerçekten yoluma çıkmaya kararlıysan, hiç kendimi yormasam daha iyi. Bana güzel dedin, o yüzden seni öldürmek istemiyorum.”

Ve sonunda kadın, Bash’i bir seçimle baş başa bıraktı.

“… Ngh.”

Bash’in zihni tam bir karmaşanın ortasındaydı.

Önünde iki seçenek vardı.

Ya kadına yaptığı evlilik teklifine devam edip onu eşi olarak yanına alacaktı…

Ya da teklifi bir kenara bırakıp su ruhunun arzusunu yerine getirerek oğlanla kızı kurtaracaktı… Şey, muhtemelen.

Ne yapacağımı hiç bilmiyorum!

Keşke burada başka biri olsaydı… Mesela Domuz Katili Houston… Bash’i aklının çelinmemesi konusunda kesinlikle uyarırdı.

Bir orta yol olmalıydı. Kadının “Beni yenebilirsen, bana sahip olabilirsin” şeklindeki cazip teklifini kabul ederken aynı zamanda çocukları da kurtarmanın bir yolu olmalıydı. Keşke Bash’i destekleyecek ve mantıklı düşünmesine yardım edecek biri olsaydı yanında.

Fakat Bash yapayalnızdı ve kadının laf cambazlığı karşısında ne yapacağını tamamen şaşırmıştı.

İki seçenek.

Normal şartlarda Bash ilkini seçerdi.

Hanımefendi de bu fikre pek karşı olmadığını bizzat söylemişti.

Yanında Zell’in desteği yoktu ama doğru kelimeleri seçebilirse gerçekten de bir eş kapmayı başarabilirdi.

Şimdiye kadar önüne pek çok fırsat çıkmıştı ama bu kesinlikle en iyilerinden biriydi.

Ne de olsa kadın, evlilik teklifine olumlu bir tepki vermişti.

Zaten Bash’in bütün bu yolculuğunun amacı bir eş bulabilmek değil miydi?

Bash yüreğindeki en büyük arzuyu gerçekleştirebilecekse, iki iblis yumurcağının canının ne önemi vardı ki?

Yine de daha birkaç dakika önce bir su ruhu Bash’in hayatını kurtarmıştı.

Su ruhu Bash’e bir tür dileğini aktarmaya çalışıyordu.

Bash’in bir şey yapmasını istiyordu. Sadece bir histen ibaret olabilirdi ama Bash bu hissin doğru olduğuna inanıyordu.

Aksi takdirde su ruhunun Bash’e yardım etmesi için hiçbir neden olamazdı.

Bash hayatı boyunca ruhlar tarafından asla böylesine kollanmamıştı; hele sırf ona bir eş bulmak için onu buraya kadar taşıyacak kadar asla.

Öyleyse ruhun arzusu, Bash’in bu iki eniği kurtarması olmalıydı.

Eğer Bash ruhların isteğini görmezden gelirse, başına büyük bir uğursuzluk gelecekti…

Bu durumda…

“Bu ikisine yardım edeceğim.”

“Öyleyse ben buradan gidiyorum. Hâlâ meşgulüm ve yapacak işlerim var.”

“Pekala.”

“O zaman elveda. Siz ikiniz de memleketinize dönün ve bu size bir ders olsun.”

Kadın bunları söyledikten sonra bastıran sağanağın içinde koşarak uzaklaştı.

Yolunu kesen balçığa hiç takılmadan saniyeler içinde derin ormanın içinde gözden kayboldu.

Çok hızlıydı. Hiç şüphe yok ki tam da Bash’in düşündüğü gibi kayda değer bir savaşçıydı.

“Ah… Bekle…”

Oğlan elini kadının gittiği yöne doğru uzattı ama sonra halsizce düşürdü.

Çamur birikintisinde duran yumruğu, hırs ve çaresizlikle sıkılmıştı.

Oğlan yavaşça başını kaldırıp Bash’e baktı.

“Şey, yardımınız için teşekkür ederim…”

Bash başıyla onayladı.

Belki de oğlan Bash’in araya girmesine canı sıkılmıştı.

Çünkü başı öne eğik olmasına rağmen tir tir titriyordu.

Yanında büzülmüş oturan kız da Bash’e biraz tiksinti dolu bir ifadeyle bakıyordu.

Tıpkı orklar gibi çoğu iblis de savaşçıydı.

Bazen, kanunsuz orklar gibi, savaş aramak için yollara düşerlerdi… Veya onurlu bir ölüm aramak için.

Belki de Bash onların bir tür planına çomak sokmuştu.

Ancak oğlan çok geçmeden ayağa kalktı.

“Az önce sergilediğiniz kılıç ustalığı tek kelimeyle muazzamdı! Lütfen beni öğrenciniz olarak kabul edin!”

Aniden dile gelen bu sözler yağmurun uğultusunda boğuldu ve güçbela duyuldu.

Ama Bash yanlış duymadığından emindi.

Orc Eroica

Orc Eroica

Orc Eroica (LN), Orc Hero Story - Discovery Chronicles, Orc Eiyuu Monogatari Sontaku Retsuden, オーク英雄物語 ~忖度列伝~, 半獸人英雄物語 忖度列傳
Puan 8.2
Durum: Devam Ediyor Yazım Şekli: Yazar: Sanatçı: Yayınlanma Tarihi: 2019 Anadil: Japanese

Ork Savaşçısı Bash, tam bir Kahramandır.

Savaş sırasında yoluna çıkan herkesi ezip geçmiş ve mağlup etmiştir. Tüm Orklar tarafından "Orkların Orku" olarak kabul edilir ve kendisine büyük saygı duyulur.

Ancak, Bash’in herkesten sakladığı bir sırrı vardır: Kadınlarla hiçbir deneyimi olmamıştır; koskoca Kahraman, aslında hâlâ bir bakirdir.

Savaşçılığa ve yatak odasındaki başarıya son derece önem veren Orklar için bakir olmak, inanılmaz derecede utanç verici bir durumdur.

"[Sadece bakir olmakla kalmayıp, üstüne bir de bakir bir Ork Kahramanı olmam tüm Ork toplumu için büyük bir utanç vesilesi. Ben de bir eş istiyorum!]"

Bu düşünceyle yollara düşmeye karar verir. Irkının gururunu ve onurunu korumak, ama en çok da nihayet şeytanın bacağını kırıp bir kadınla birlikte olabilmek için, kendine bir hatun bulacağı büyük bir maceraya atılır.

Yorum

0 0 votes
Oyla
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler

Seçenekler

karanlık modda işlevsizdir
Sıfırla