
Merhabalar, yeniden karşılaşmak ne güzel; ben yazar ve illüstratörünüz Yuu Kamiya.
B-bir şekilde ikinci cildin de basılmasına kıl payı ulaştık gibi görünüyor, bunun için ne kadar minnettar olsam azdır. Yani, daha önce raflarda yerini alan mangalarım ve çizimlerimi yaptığım kitaplar sayesinde biraz deneyimim vardı elbet. Fakat bilirsiniz ya, iş light novel yazmaya gelince hâlâ tam anlamıyla bir çömezim. Her şeyi yazıp teslim ettim, derken epey bir süre sonra kitabın raflara çıkacağını duyduğumda nihayet durumun ciddiyetini kavrayabildim. Derken stresten karnıma ağrılar girmeye başladı, ben de ne olduğunu anlamadan kendimi Skyr*m’e atıp silahlarıma çılgınca güçlendirmeler basarken, harabelerde cirit atarken, kitap toplayıp oyun hobim sayesinde harfi harfine başka bir dünyadaki alternatif hayatımın tadını çıkarırken buldum! Sonra editörüm arayıp beni gerçekliğe geri sürükledi ki meğerse kitap çoktan piyasaya sürülmüş bile! Bu sayede üzerimdeki baskıyı teğet geçmekte muazzam bir başarı gösterdim!
“Öhhö… İkinci taslağınızı yazarak gerçeklikten kaçtığınızı söyleyebilirdiniz belki; bu konuda doğruları anlatmanıza hiç gerek yoktu hani.”
Ooo! Kimleri görüyorum, Editör S! Sadist’in S’si olan Editör S, bana gelip de—
Dur bakayım, tanıtım materyallerinin teslim tarihini sana söylememiş miydim?
gibi bir şeyleri tam da teslim tarihinden hemen önce pat diye söyleyen kişi kendisi! Neyse, ikinci ciltle birlikte artık köklü bir gelenek haline geldin, değil mi ama! Evet ya, tam da yine ne haltlar karıştıracağını merak ediyordum ki—
“Şey, bakın ne diyeceğim? Taslağı henüz bitirmediğinizi düşününce, bu aşamada çizimleri sipariş etmenin ağır gelebileceğini düşündüm.”
Özür dilerim.
“Aslına bakarsanız Bay… Kamiya, en başta ikinci cildin bütün bir taslağını bitirip sonra da onu çöpe attığınızı söylemeyi bıraksanız nasıl olur?”
Çok özür dilerim…
“Ayrıca Brezilya ile Japonya arasında mekik dokumanın sizi sınırlar ve ticaret hakkında ciddi ciddi felsefe yapmaya itmesini anlıyorum, ancak görünüşe göre o zamana kadar bitirmiş olduğunuz taslağı ‘Aman neyse ya’ deyip pişkin pişkin sil baştan düzenlemekten kaçınsanız…”
Doğduğum için özür dilerim…
Şey, şeyy, hadi baştan alalım! Tamamdır, bu cildin içeriği aslında başlangıçta ilk ciltte yer alacaktı. İlk cildin içeriği 1. bölüm, bu cilt 2. bölüm, üçüncü cilt de 3. bölüm olacaktı—anlarsınız ya. Nitekim böyle gizemli saçmalıklar yazdığım ilk taslağım tam da burada elimde duruyor!
“… Dokuz yüz sayfalık bir kitap teslim etmeyi mi planlıyordunuz?”
Ş-şey… Bir roman cildine ne kadar metin sığacağını ya da bunların nasıl dağıtılacağını pek bilmiyordum sanırım… H-h-her neyse, gelecek ciltle birlikte Sora ve Shiro dünyayı fethetmek için ihtiyaç duydukları “asgari eli” toplayacaklar. Nitekim Sora’nın deyimiyle, bu cilt itibarıyla zaten bir “şah mat” elde etmiş durumdalar. Sonsözü ilk okuyanlarınız kadar cildi çoktan bitirmiş olanlar da Sora’nın aklından geçenleri tahmin etmeye çalışsa nasıl olur—Dur bir dakika, eğer doğru tahmin ederseniz muhtemelen depresyona girerim, o yüzden vazgeçtim etmeyin… lütfen… şey.
Neyse. Bu ciltte hâlâ biraz boş yer var, bu yüzden Çıkarılan Sahne Bölgesi’ne hoş geldiniz. Burada Somutlaştıran Şiritori oynuyorlar, yani.
“… Amaan, her neyse. O zaman garanti bir şey seçeceğim—‘et.’”
Ve Sora’nın kelimesi somutlaştı.
Ancak… ha?
“Pardon da—et deyince neden ortaya dolgun vücutlu sarışın bir kız çıkıyor ki?!”
Jibril’in ışıl ışıl gülümsemesinin aksine, Shiro’nun soğuk bakışları.
“Ağabey, imajın…”
“A-ah… kusura bakmayın, zihnimdeki imajdan etkilendi galiba?”
Evet, aynen böyle bir kısım vardı…
“Eee… Bu sanki biraz uygunsuz gibi…”
Evet, biliyorum. Kurgusal varlıkları somutlaştırabilseydiniz “zaman kırılması bombası” falan deyip evrenin canına okuyabilirdiniz, ben de gözyaşları içinde bu kısmı çöpe attım. Ah, ama o kelime zaten “n” ile bitiyor (normal şiritori kurallarına aykırı). *
“Hayır, kastettiğim tam olarak bu değildi.”
Hem eğer bu durum Sora’nın her et yediğinde aklına bunun geldiği anlamına geliyorsa—yani, bence sorun yok?
“Öyle demezdim herhalde? (sıcacık bir gülümseme)”
Bu arada, bu cildin yarısından fazlasını Brezilya’da yazdım. Önceki ciltte bahsettiğim hastalıkla bağlantılı olarak, birkaç yıllığına temelli Brezilya’da kalmama karar verildi. Dolayısıyla Brezilya’da yaşarken şimdiye kadar olduğu gibi yazmaya devam edip edemeyeceğimi, hayatımın ne kadar etkileneceğini vesaire tartmak adına, akrabalarımın yanında kalmak yerine aylık kiralanan bir dairede kalmayı denedim.
Sonuç: Hayır. Brezilya’da çalışılamıyor.
“… Ha? Orası sizin memleketiniz değil mi? Bir sorun mu var ki—”
Evet, var! Ne zaman bir futbol maçı olsa bütün şehir sallanıyor, haberin var mı senin?!
“…… Depremden bahsetmiyorsunuz, değil mi?”
Tezahüratlar, havai fişekler; ne zaman bir gol olsa binadaki herkes çıldırıyor!
“… Yani, Brezilya deyince insanın gözünde canlanan şeye benziyor açıkçası…”
Yani tamam, ben de futbolu seviyorum ama! Gece gündüz demeden her Allah’ın günü bu gürültünün patırtının sürmesi yüzünden odaklanamıyorum, uyuyamıyorum ve en önemlisi!! İhtiyar! Sana teslim tarihim var diyorum; her gol atıldığında elimden tutup benimle dans etmeyi kes artık—
“Bu arada Bay… Kamiya, o sayfaların vakti geldi sanki.”
Ne? Hayır, şey, çizimler henüz—
“Bir şekilde halledebileceğinizden eminim!”


N-n-nasıl g-g-görünüyor?
“…? Neden bu kadar gerginsiniz?”
Şey, şeyy, yani, bir türlü zaman yetiştiremedim de, o yüzden… anlayacağınız. Bunu çizen kişi ben değilim.

“Efendim?”

Ş-şey, ben sadece taslağı hazırladım, aslında çizen kişi ise, ııı… benim… eşim?
“………”
B-biliyorum, kafama göre takıldığımı söyleyeceksiniz! A-a-ama sonsöze manga koymam için bana üstü kapalı baskı yapan sizdiniz, değil mi? Hem eşim de aynı sektörde, biliyorsunuz… Mashiro Hiiragi adında bir çizer kendisi. B-bu yüzden lütfen bir kereliğine görmezden gelebilir—hey. Editör Bey, neden taslağıma öyle bakıyorsunuz?
“Bay Kamiya, manga uyarlamasına başlamaya ne dersiniz? Karı koca ortak projesi olarak. ♥”
Sizi canavar!!
Y-yani, en başta sağlık sorunlarım yüzünden mangaya ara verdiğimi söylememiş miydim ben?!
“Peki, elbette tek başınıza zorlanıyor olabilirsiniz ama—”
Hayır, bakın, açık açık söylüyorum, ben sırf sağlığım açısından mangadan daha kolay olur diye bu light novel’ları yazmaya başladım ama şimdi bakıyorum da çizimler var, düzeltmeler var ve günün sonunda değişen hiçbir şey—
“Ama nihayetinde üstesinden geliyorsunuz, değil mi? (sıcacık bir gülümseme)”
Aaa, uçağımın saati gelmiş, kaçsam iyi olur—yani, kaçmam lazım!
“Ooo, Bay Kamiya, tam olarak nereye gitmeyi planlıyorsunuz acaba?”
Fakat önü kesilmişti!
Ş-şey, buraya kadar okuyan herkes, lütfen bir sonraki cildi de alın! Umarım koşturmacayla hız kazanan bu ikinci ciltte hoşunuza gidecek bir şeyler bulabilmişsinizdir! Öyleyse, tekrar karşılaşmak dileğiyle, işte şimdi kaçıyorum!
“Bay Kamiyaaa, nerede yaşadığınızı, telefon numaranızı ve yüzünüzü biliyoruz ki, hi-hi-hi-hi-hi…”


