Re:Monster Cilt 4 – Bölüm 4 / 139. Gün

139. Gün

Sabah erkenden Purgatori Labirent Şehri’nden ayrıldıktan sonra, öğleden önce sağ salim krallık başkenti Ousvel’e vardık.

Şehir son ziyaretimdeki kadar hareketliydi, sokakları dolduracak kadar yoğun kalabalıklar vardı. Döşeli taş yollar, geçen at arabaları, tuğladan yapılmış evler, ana cadde boyunca sıralanmış her çeşit dükkân, sayısız tezgah, havada uçuşan sesler ve elden ele geçen para ile mallar mevcuttu.

Bir de üzerimize dikilmiş korku ve merak dolu sayısız bakış vardı. Maceraperestler temkinli gözlerle bizi izlerken kalabalığa karışıyor, Krallık ve diğer ülkelerin casusları ise bizi gölgelerden izleyip gözlemliyordu.

Başkent yüzeyde hâlâ görkemli bir şekilde gelişiyor gibi görünse de derinlerde bir karanlık çalkalanıyordu. Gerçi dürüst olmak gerekirse, bu kadar kısa sürede buranın değişmiş olması tuhaf olurdu.

Bu atmosferde ve eskisinden bile fazla dikkat çekerek, kraliyet kalesinin bir bölümünde yer alan Kehribar Sarayı’nın kapılarının önüne vardık. Orada bizi, yanında hepsi kadın olan genç bir şövalye ve muhafızlarla birlikte, yaşına uygun masum bir gülümsemeyle Erkek Fatma Prenses bekliyordu.

İsim Plakası iletişim cihazı aracılığıyla kendisini önceden bilgilendirmiş olsam bile, bir prensesin konukları karşılamak için şahsen dışarı çıkmasının normal olduğunu düşünmüyordum. Erkek Fatma Prenses söz konusu olduğunda sağduyunun geçerli olmadığını kabul eder hâlde olmam, ona alışarak iyice zehirlendiğimin kanıtıydı.

Yeniden buluşmamızın üzerine kısa bir selamlaşmanın ardından, “Üzerine tırmanacağım, bu yüzden kıpırdamayacaksın. Evet… bir süreliğine ulu bir ağaç gibi kal,” tarzında bir şeyler söyleyip hemen ayaklarımdan başlayarak vücuduma tırmanmaya başladı. Hatta hareket etmeye uygun kıyafetler giyerek önceden hazırlık bile yapmıştı.

Sabır ya.

Bıkkın hissetsem de birden önceki hayatımda küçük yeğenimin oynamaya geldiği zamanları hatırladım. Prensesi üzerimden silkelemek yerine,

kayacak gibi olduğu her an ona çaktırmadan yardım ettim. Sonunda Erkek Fatma Prenses omuzlarıma güvenle ulaştı ve en iyi “tam bir zafer” olarak tanımlanabilecek bir ifadeyle etrafındaki herkese tepeden baktı.

Artık tatmin olmuştur diye düşünüp onu aşağı indirmeye çalıştım fakat kararlılıkla reddetti, bu da beni pes etmek zorunda bıraktı. Böylece, Erkek Fatma Prenses omuzlarımdayken Kehribar Sarayı’na adım attım.

Kehribar Sarayı’na ilk kez giren klan üyeleri, bir kraliyet sarayına yaraşır o değişmeyen zarafet karşısında nutku tutulmuş hâlde kaldı. Özellikle Seiji’nin tepkisi son derece dramatikti. “Ağzı açık kalakalmak” tabiri tam da onu anlatıyordu. Yine de herkesin aklını başına getirdim ve onları işe koydum.

Bagajları iskelet çıyanlarından indirip bir süre kalacağımız odalara taşıdıktan ve kimin nerede yatacağına karar verdikten sonra, Erkek Fatma Prenses’e klan üyelerini kısaca tanıttım.

Auro ve Argento’yu tanıttığımda en büyük şoku yaşadı.

Irklarının özellikleri nedeniyle, henüz otuz günlük bile olmamalarına rağmen ikisi de epey büyümüştü. Prenses yenidoğan hâllerini bir zamanlar kucağında taşıdığı için, insan imkânları dahilinde imkânsız bir hızla bu kadar çabuk büyümelerine şaşkınlığını gizleyemedi.

Nicola’ya gelince, o hâlâ bir bebekti, bu yüzden onu simyacının yanında bırakmıştık. Bu sırada Oniwaka ise Minokichi’ye bağlanmış ve onun grubuyla gitmişti.

Genelde insanları şaşırtan Erkek Fatma Prenses’in bu kez şaşıran taraf olduğunu gören genç şövalye ve diğer kraliyet muhafızları yüzlerinde sevecen tebessümler taşıyordu.

Akşam yemeğinin masrafını Erkek Fatma Prenses karşıladı ve görkemli bir ziyafet düzenlendi. Daha önce tadına bakmadığım muazzam çeşitlilikte alkol bolca masaya getirildi. Hiçbiri Elf şarabının eline su dökemese de her şişe yüksek kaliteliydi ve beni son derece tatmin etti.

Kraliyet mensubu olmak böyle bir şey işte.

Özellikle labirent malzemelerinden üretilen alkol son derece lezzetliydi; tadına baktıktan sonra bir gün içki ve ejderha arayışı içinde bir labirente tek başıma dalmaya karar verdim.

Neyse ki başkentin yakınındaki Purgatori Labirent Şehri havadan bir saatten daha kısa bir mesafedeydi.

Re:Monster

Re:Monster

Re:Monster -Shisatsu Kara Hajimaru Kaibutsu Tensei-ki-, Re: Monster~Monster reincarnation chronicle starting after being stabbed to death~, Re:Monster ~刺殺から始まる怪物転生記~
Puan 7
Durum: Devam Ediyor Yazım Şekli: Yazar: Sanatçı: Yayınlanma Tarihi: 2011 Anadil: Japonca
Tomokui Kanata, talihsiz bir ölüm geçirdikten sonra en zayıf ırk olan goblin ırkının bir üyesi olarak yeniden dünyaya gelmiş ve kendisine yeni bir isim olan Rou verilmiştir. Ancak goblin Rou, alışılmadık bir evrim geçirerek önceki hayatının anılarını korumuş ve yemek yiyerek statü artışı kazanma yeteneği ile kutsanmıştır. En güçlü olanın hayatta kaldığı bu alternatif dünyada, goblin partisi sonunda bu dünyanın kahramanları haline gelecek mi?

Yorum

0 0 votes
Oyla
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler

Seçenekler

karanlık modda işlevsizdir
Sıfırla