Overlord Cilt 1 – Bölüm 11 / Carne Köyü Savaşı (2. Kısım)

Carne Köyü Savaşı (2. Kısım)

Köyün dış sınırlarına yaklaşmışlardı.

Enri koşarken arkasından gelen metal şakırtılarını duydu. Ses, düzenli bir ritimle yineleniyordu.

İçinden dua ederek arkasına baktı ve beklediği en kötü manzarayla karşılaştı. Bir şövalye Emmot kardeşleri kovalıyordu.

Biraz daha.

Enri derin bir nefes aldı ve kendini koşmaya devam etmeye zorladı. Başka hiçbir şeye harcayacak enerjisi yoktu.

Solukları sıklaşmış, kalbi göğsünü parçalayacakmışçasına çarpıyor, bacakları şiddetle titriyordu. Çok geçmeden bütün gücü tükenecek, yere yığılıp bir daha kalkamayacaktı.

Yalnız olsaydı belki de koşma gücünü yitirip pes ederdi.

Fakat küçük kız kardeşinin elini tutuyordu; o el, kaçmaya devam etmesi için ona güç veriyordu.

Aslında Enri’yi buraya kadar ayakta tutan, kız kardeşini kurtarma arzusuydu.

Koşarken bir kez daha arkasına göz attı.

Takipçisiyle arasındaki mesafe hiç değişmemişti. Adam, zırhına rağmen hız kesmiyordu. Eğitimli bir savaşçıyla köylü bir kız arasındaki fark buydu.

Enri’nin sırtından ter boşalırken bedeni buz kesti. Böyle devam ederse kız kardeşiyle birlikte kaçamayacaktı.

—Onu bırak.

Bu sözler zihninde yankılandı.

—Belki tek başına kaçabilirsin.

—Burada ölmek mi istiyorsun?

—Ayrılırsanız daha güvende olabilirsiniz.

“Kes sesini, kes sesini, kes sesini!”

Enri dişlerini sıkıp kendi zihnindeki bu düşüncelere bağırdı.

Enri, düşünülebilecek en berbat ablaydı.

Küçük kız kardeşi gözyaşlarını neden tutuyordu?

Çünkü ablasına inanıyor, onu kurtaracağına güveniyordu.

Enri, kendisine kaçma ve direnme gücü veren küçük kız kardeşinin elini daha sıkı kavrayıp kararlılığını pekiştirdi.

Kız kardeşini asla terk etmeyecekti.

“Ah!”

Enri’nin küçük kız kardeşi de en az onun kadar yorulmuştu. Bu yüzden birden ayağı sürçtü, çığlık atarak neredeyse yere düştü.

Birbirlerinin elini sımsıkı tuttukları için ikisi de düşmedi. Ancak Nemu’nun sendelemesi Enri’nin de dengesini bozdu.

“Daha hızlı!”

“Ah, tamam!”

Koşmaya devam etmek istese de küçük kız kardeşinin bacaklarına kramp girmeye başlamıştı ve artık hızlı hareket edemiyordu. Enri, Nemu’yu kucağına alıp koşmak istedi; fakat metal şakırtıları hemen arkalarına kadar yaklaşınca dehşete düştü.

Yanındaki şövalye kana bulanmış bir kılıç tutuyordu. Zırhı ve miğferi de kan sıçramalarıyla kaplıydı.

Enri, Nemu’yu arkasına itti ve şövalyeye öfkeyle baktı.

“Çırpınmanın anlamı yok.”

Bu sözlerde merhametten eser yoktu; yalnızca küçümseme vardı. Kaçsa bile sonunda öleceğini ima ediyorlardı.

Enri’nin içindeki öfke kabardı ve Ne saçmalıyordu bu adam? diye düşündü.

Şövalye kılıcını, durmak zorunda kalan Enri’ye doğru kaldırdı. Fakat kılıcı indirmesinden hemen önce—

“Beni hafife alma!”

“Guwaargh!”

—Enri bütün gücüyle şövalyenin metal miğferine yumruk attı. Yumruğuna, içindeki bütün öfkeyi ve küçük kız kardeşini koruma arzusunu yüklemişti. Çıplak eliyle metale vurduğunu umursamadı; bütün gücünü kullanmıştı.

Kemiğin çatlamasını andıran bir ses duyuldu; ardından acı Enri’nin bütün bedenine yayıldı. Şövalye, güçlü darbenin etkisiyle sendeledi.

“Çabuk!”

“Tamam!”

Enri acısını bastırıp yeniden kaçmaya çalıştı; o anda sırtı boyunca yakıcı bir sıcaklık hissetti.

“—Ggh!”

“Lanet olsun sana!”

Bir köylü kızın kendisine yumruk atması şövalyeyi küçük düşürmüş ve öfkelendirmişti.

Öfkesinden soğukkanlılığını yitiren şövalye, kılıcını gelişigüzel savuruyordu. Bu yüzden ilk darbesi ölümcül bir yara açmamıştı. Ancak Enri’nin şansı burada tükenmişti. Yaralanmıştı ve şövalye öfkeden kuduruyordu. Bir sonraki darbe kesinlikle canını alacaktı.

Enri, önünde yukarı kaldırılan uzun kılıca baktı.

Korkunç bir hızla inen kılıcın uğursuz parıltısını seyrederken paniği yüzüne vurdu ve iki şeyi fark etti.

Birincisi, birkaç saniye içinde hayatının sona ereceğiydi. İkincisiyse kendisi gibi sıradan bir köylü kızın bu kadere karşı koyamayacağıydı.

Kılıcın ucunda kendi kanı vardı. Kalbi hızla çarparken acı, yaranın kavurucu sıcaklığıyla birlikte bedenine yayıldı.

Daha önce hiç yaşamadığı bu acı, içini korkuyla doldurup kusma isteği uyandırdı.

Belki kusarsa içini kaplayan bulantı geçerdi.

Fakat Enri hayatta kalmanın bir yolunu arıyordu; kusmaya ayıracak vakti yoktu.

Enri mücadeleden vazgeçmek istiyordu, fakat şimdiye kadar dayanmasını sağlayan bir neden vardı: Göğsüne yaslanan o sıcaklık, küçük kız kardeşiydi.

Kız kardeşini yaşatmak zorundaydı.

Enri’nin boyun eğmesini engelleyen tek düşünce buydu.

Oysa önündeki zırhlı şövalye, Enri’nin kararlılığıyla alay ediyor gibiydi.

Havaya kalkmış kılıç aşağı indi.

Belki bütün enerjisi bu ana yoğunlaştığı, belki de yaşamla ölüm arasındaki eşikte beyni her zamankinden hızlı çalıştığı için zaman Enri’ye çok yavaş akıyormuş gibi geldi. Küçük kız kardeşini kurtaracak bir yol bulmak için çaresizce düşündü.

Fakat aklına hiçbir şey gelmedi. Yapabileceği tek şey, kendini siper edip kılıç darbesini kendi bedeninde karşılamak ve küçük kız kardeşine kaçacak zaman kazandırmayı ummaktı.

Gücü yettiği sürece şövalyeye ya da bedenine saplanan kılıca sımsıkı sarılacak, yaşam alevi sönene dek asla bırakmayacaktı.

Bunu başarabilirse kaderini seve seve kabullenecekti.

Enri bir şehit gibi gülümsedi.

Bir abla olarak Nemu için yapabileceği tek şey buydu. Bu düşünce Enri’yi gülümsetti.

Nemu, Carne Köyü’ne dönüşen bu cehennemden tek başına kaçabilir miydi?

Ormana sığınsa bile devriye gezen askerlere rastlayabilirdi. Yine de hayatta kaldığı sürece kaçma şansı vardı. Enri, küçük kız kardeşine o fırsatı vermek için canını—hayır, sahip olduğu her şeyi—ortaya koyacaktı.

Yine de bir kez daha yaralanma düşüncesi onu korkuttu; bu yüzden gözlerini kapadı. Gözkapaklarının ardındaki karanlıkta yaklaşan acıya kendini hazırladı—

Overlord (LN)

Overlord (LN)

Ōbārōdo, オーバーロード, 不死者之王, 오버로드
Puan 9
Durum: Tamamlandı Yazım Şekli: Yazar: , Sanatçı: Yayınlanma Tarihi: 2010 Anadil: Japonca
Hikaye bir gün sessizce kapatılan popüler bir oyun olan Yggdrasil ile başlar. Ancak ana karakter Momonga oyunu kapatmamaya karar verir. Böylece Momonga “en güçlü büyücü” lakabıyla bir iskelet şeklini alır ve oyunun bir parçası olur. Dünya değişmeye devam eder ve oyun dışı karakterler (NPCler) bazı duygulara sahip olmaya başlarlar. Ailesi, arkadaşları ve toplumda bir yeri olmayan bu sıradan genç adam Momonga oyunun dönüştüğü bu yepyeni dünyayı ele geçirmeye karar verir.

Yorum

0 0 votes
Oyla
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler

Seçenekler

karanlık modda işlevsizdir
Sıfırla