Orc Eroica Cilt 5 – Bölüm 11 / Evlilik Teklifi

Evlilik Teklifi

Bash, kraliyet sarayındaki odasında uyandı.

Succubusların onun için hazırladığı penceresiz bir odaydı bu.

Kapı ağırdı ve sağlam bir kilidi vardı.

“…”

Bash yatakta doğruldu ve derin bir nefes aldı.

Rahatlamış bir iç çekişti bu.

Büyülendikten hemen sonra Venus tam zamanında yetişip onu kurtarmıştı.

Bütün isyancılar öldürülmüş ve savaş zaferle sonuçlanmıştı.

Fakat şansı yaver gitmiş olsa da bir ayaklanma yenilerini doğururdu. Savaş hiç bitmezdi.

Ama daha kişisel bir mesele vardı ki…

“Yenildim…”

Bu, Bash’in çok uzun zamandır tattığı ilk yenilgiydi.

Succubuslar erkek rakiplere karşı inanılmaz derecede güçlüydü.

Henüz savaşın tadını bile bilmeyen o çelimsiz, gencecik succubusların insafına kaldıktan sonra… Bash, succubusların savaşta ne kadar korkunç bir güce sahip olduğunu bir kez daha anladı.

Ve neyi farklı yapması gerektiği üzerine uzun uzun düşündü.

Fırsatı varken hepsini öldürmeliydi.

Savaş meydanında her zaman böyle yapardı.

Savaş alanında sadece iki tür canlı olurdu: Yoldaşlar ve düşmanlar. Ve tüm düşmanlar katledilebilirdi.

Çatıya çıktığı an gözlerini kapatıp nefesini tutsa ve kılıcını geniş bir kavisle savursaydı yenilmezdi.

Karşısındaki tecrübeli savaşçılar olsa iş değişirdi ama böylesi enikler… Onları gözü kapalı hak edebilmeliydi.

Fakat eli onları katletmeye varmamıştı.

Eniktiler daha, çocuk sayılırlar. Orklar bile gençleri ve çocukları öldürmezdi.

Hem artık barış dönemiydi ve succubuslar düşman değildi.

Bash işte böyle hissediyordu.

“Buna pek yenilgi denmez be Patron. Sadece sen olsaydın onları duman ederdin, eminim. Ben yakalanıp işleri çığırından çıkardım…”

“Zell…”

Zell’in morali oldukça bozuktu.

Bu, küçük perinin ilk yenilgisi değildi ama koruma dövüşleri onun uzmanlık alanı hiç sayılmazdı.

Zell sırf düşmanla Bash’in arasına girmek için alçaktan uçmuş, dikkatlerini dağıtmak için pır pır dolanıp durmuştu.

Plan aslında tıkır tıkır işlemeliydi.

Ama sonuç olarak Zell, o toy succubusların tuzağına düşmüştü.

Orcların aksine, succubus efsunları periler üzerinde işe yaramazdı. Yani erkeklerin düştüğü o büyük dezavantaja sahip değillerdi.

“…”

“…”

İki gazi savaşçının da bu yenilgi yüzünden canı fenalıkla sıkılmıştı.

İkisi için de bu ilk yenilgi olmasa da yine de insanın ağrına gidiyordu.

“Şey…”

Bash başını kaldırdığında, yatağının başucunda bir kızın durduğunu gördü.

Luca.

“İyi misiniz?”

“Ha. Luca, beni kurtardın. Sen olmasaydın bir succubusa yem olacaktım.”

“Ama ben… Yani, beni anında alt ettiler ki…”

“Savaşta gücü yetmeyenlerin yapması gereken tek şey, daha güçlü olanlar gelene kadar zaman kazanmaktır. Sen üstüne düşen görevi layıkıyla yerine getirdin.”

Luca gelmeseydi Zell ölebilirdi.

Ya da Bash bakirliğini kaybedebilirdi.

Bakirliğinden kurtulmak Bash’in en büyük arzusu olsa da ilk partneri bir succubus olursa, bunun tüm neşesi kısa sürerdi. Sonunda geleceği kararmış, posası çıkmış bir savaşçıya dönüşürdü.

Bir ork olarak onuru da yerle bir olurdu.

Venus eninde sonunda onu kurtarmıştı ama bunu succubusların itibarını korumak için yapmıştı. Luca ise farklıydı.

“Sen benim kurtarıcımsın. Ork Kralı adına yemin ederim ki bu iyiliğinin altında kalmayacağım. Benden yapmamı istediğin bir şey varsa söylemen yeterli.”

“Ne…?!”

Bash bunu söyleyince Luca’nın yüzü kızardı ve başını öne eğdi.

“Şey, o zaman…!”

Luca sanki az önce büyük bir karara varmış gibi birden başını kaldırdı ve Bash’in elini tuttu.

Elleri bir çocuğunki gibi küçük ve sıcacıktı.

“L-lütfen benimle evlenin!”

Bu açıkça bir evlilik teklifiydi.

“… Neden?”

Olayların gidişatını kavrayamayan Bash, şaşkınlıkla böğürdü.

Luca, Bash’in elini sıkarken yüzü kıpkırmızı kesilmişti.

“Şey, Lord Bash… kendinize bir eş bulmak için seyahat ediyorsunuz, değil mi? Ve bir eşte aradığınız şartlar; size bir çocuk verebilmesi ve memlekette orkların gurur duyabileceği saygın bir unvana sahip olması. Ben henüz küçük bir çocuğum, bu yüzden çocuk doğuramam ama ulu savaşçı Rularula’nın kızıyım! Diğer orkların beni onaylayacağından eminim!”

“İyi de ben sana nedenini soruyorum.”

Kendisine evlilik teklif edilmesi Bash’i bile heyecanlandırmıştı.

Yakından bakılınca Luca’nın gerçekten de çok güzel bir yüzü vardı. Üstelik Bash, ogre kadınlarının ne kadar alımlı olduğunu gayet iyi biliyordu.

Büyüdüğünde aklını başından alacak bir afete dönüşeceğinden şüphe yoktu.

Büyüdüğünde tabii.

Orklara haksız yere leke sürülür, her kadına saldırdıkları söylenirdi ama bu koca bir yalandı.

Orkların kadınlara arzuyla saldırmalarının tek nedeni soyunu sürdürme ve çocuk sahibi olma içgüdüsüydü.

Bu yüzden, doğaları gereği orklar, henüz çocuk doğuramayacak kadar küçük bedenlere arzu duymazlardı.

Memlekette bu tarz eğilimleri olan bir iki ork çıksa da onlar saptk kabul edilirdi.

Yani Luca, Bash’in gözünde o gözle bakabileceği biri değildi.

Birkaç yıl sonra büyüyüp tam Bash’in kalemine göre bir kadın olabilirdi. Ama şimdilik sadece bir çocuktu.

Ve Bash’in bekleyecek birkaç yılı yoktu. Büyücülük tehlikesi kapıdaydı.

Beklemeye vakti yoktu.

Bu sayede Bash, pat diye bir cevap vermekten kurtulabildi.

Şayet Silviana ona böyle bir teklifle gelmiş olsaydı, Bash çoktan üzerine atlamıştı.

“Sen… Nedenini mi öğrenmek istiyorsun?”

“Doğru. Neden durup dururken bana evlenme teklif ediyorsun ki?”

Luca bir süre susup düşündü.

“Nedenim…”

Anlatmaya nereden başlayacağını bilemiyor gibiydi.

Ama sonunda fısıltıyla bir şeyler söyledi.

“Şey, aslında Rularula bizim öz annemiz değildi.”

“Öyle mi?”

“Evet… Bizi büyüttü ve herkesin bizi onun çocukları olarak tanımasını sağladı ama bizi doğuran aslında başka bir kadındı.”

Bash bir anlık kültür şoku yaşadı.

Ogreların sahte anneleri ve öz anneleri mi vardı?

“Elbette annem Rularula’yı çok seviyorum. Ama bizim öz bir annemiz ve babamız da vardı. Yine de onlara dair hafızam artık çok bulanık.”

“Öz annene ve babana ne oldu?”

“Öldürüldüler.”

“Yani Rularula’nın yerine onların mı öcünü almayı planlıyorsunuz?”

“… Hayır. İntikam yolculuğuna ilk çıktığımızda planımız buydu ama… Olayı araştırdıkça, annemle babamın hak ettiklerini bulduklarını öğrendik.”

“Hak ettiklerini… bulduklarını mı?”

“Casuslarmış. Babam Dörtlü İttifak’a bilgi satan bir ogreymiş, annemse İnsan İstihbarat Teşkilatı’ndaymış… Birlikte kaçmışlar, bizi dünyaya getirmişler ve sonra yakalanmışlar…”

Luca başını öne eğdi, omuzları tir tir titriyordu.

Bash ise sadece şaşkınlıkla ona bakakaldı.

Orkların lügatında ihanet diye bir kavram yoktu.

Orklar kahpelik yapacak kadar zeki yaratıklar değillerdi. Akıllarının ereceği en büyük kötülük, Ork Kralı’nın emirlerine karşı gelmek olurdu.

“Onların peşine düşenlerin arasında Rularula da varmış; anne babamız öldükten sonra yetim kalan ağabeyimle beni yanına alıp kendi evladı gibi büyüttü.”

Luca hatıralarından bahsettikçe, dudaklarında ender görülen bir tebessüm belirdi.

“Annem… Rularula muazzam bir insandı. Kadın ogreların reisi olmak ve herkese kol kanat germek için elinden geleni yapardı. Çok ama çok yüce bir insandı. Ağabeyim de ben de ona derin bir saygı duyuyorduk.”

Fakat Luca konuşmaya devam etti.

“Bir gün cesedini buldular… Arka sokaklardan birinde… Bir köpek gibi katledilmişti…”

Luca’nın gözleri yaşlarla doldu ve o karanlık günü anlatırken tir tir titreyerek cılız kollarıyla kendini sardı.

“Annemin… O kadar güçlü birinin! Bu kadar kolay yenilmesine imkân yoktu. Kesin kalleşçe bir tuzakla gafil avlandı… Sonra da pisliğin içinde ölüme terk edildi… Böyle bir ölümü hak etmemişti. Ne ağabeyim ne de ben bunu kabullenemiyoruz. Böyle bir şeyi sineye çekip hayatımıza devam edemeyiz…”

Luca konuştukça Bash’in elini daha da sıkı kavradı.

Ve titremesi bıçak gibi kesildi.

“Yemin ettik. Ölsek bile, Annem bunu istemeyecek olsa bile, düşmanlarımızdan intikam almak bir ogre olarak bizim boynumuzun borcudur…”

“Bir ogre intikam yemini…”

Bash bu ogre geleneğini duymuştu.

Bir kimse bir ogrenin ebeveynini yahut ustasını öldürürse, ogre canı pahasına da olsa onun öcünü almak zorundaydı. Aksi takdirde toplumun yetkin bir ferdi olarak kabul edilmez, hatta çocuk yapmasına dahi müsaade edilmezdi.

Tıpkı orkların savaş alanında kadınları kirletmelerinin arkasında yatan dürtü gibi bir şeydi bu.

Ogreların bu denli güçlü olmalarının yegâne sebebi de buydu.

Uzun savaşlar çağında, neredeyse her ogrenin bir ebeveyni veya ustası katledilmişti.

Ogre’lar, ceset yığınlarının en tepesinde durmaya devam eden yegâne ırktı.

“Ama… Şey, Lord Bash… Ağabeyim hakkında ne düşünüyorsunuz? Ya benim hakkımda?”

“Ha?”

“Kazanabilir miyiz? O kadına karşı? İkimiz birden karşısına dikilsek ne olur?”

“Anlamsız.”

Bash bu cevabı verirken zerre tereddüt etmedi.

Ludo, ustalık hususunda o kadının katbekat gerisindeydi. Yüz kılıç darbesi savursa en fazla bir tanesini yüzeysel şekilde isabet ettirebilirdi.

“Ben de… Ben de öyle tahmin etmiştim.”

Luca’nın omuzları yenilgiyle çöktü.

“Sanırım bunu ben de biliyordum. Ağabeyim ne yaparsa yapsın kazanamayacak. Bitişik bir hiç uğruna ölüp gidecek…”

Luca kahrolmuş görünüyordu.

Gözlerinde yine yaşlar birikmişti.

“Ölürsek ne olacak?”

“Hiçbir şey. İkiniz de, Rularula da öylece ölmüş olacaksınız. Belki o kadın da bir meyhanede bununla övünüp durur.”

Bash’in cevabı acımasızca patadak verilmişti.

Meydanlarda uzun yıllar geçiren Bash, ölüme hiç yabancı değildi.

Anne babası yoktu fakat büyüklerinin, ustalarının ve yoldaşlarının çoğu gözlerinin önünde can vermişti.

Bash’in hayatında kesinlikle hayatta kalır dediği, asla ölmeyeceğine inandığı, her daim omuz omuza dövüşeceklerini sandığı ve varlıklarıyla ona güven veren insanlar olmuştu. Ama onlar öldüğünde bile Bash ayakta kalmış, sonrasında da dünyada pek bir şey değişmemişti.

Bu yüzden Bash’in düşüncesi netti.

Mesela Zell ölse, Bash elbette üzülürdü ama yine de hiçbir şey değişmezdi.

Hayat boyu yanında kalması garanti olan bir yoldaş diye bir şey yoktu.

“B-ben ölmek istemiyorum. Ağabeyimin de yaşamasını istiyorum.”

“Hmm.”

“Ama intikam almak da istiyorum. Kazanamayacağımı bilsem bile…”

“Hmm.”

Ölmek istememek en doğal histi.

Bütün ırklar hayatta kalmaya devam etmek için her türlü çareye başvururdu.

“İntikam almak istiyorum ama ağabeyim… O asla pes etmeyecek. Asla kazanamayacağını biliyordur ama yine de kendini dövüşmeye zorluyor… Onun bu haline bakmaya dayanamıyorum.”

“…”

“Artık ne yapacağımı bilemiyorum… Ne istediğimi bile bilmiyorum…”

Bu kördüğümün içinde kıvranan Luca, iki eliyle yüzünü kapatıp iri gözyaşları dökerek ağlamaya başladı.

Bash sessizce dinledi, ardından tekrar sordu.

“Bu durum seni evlilik fikrine nasıl getirdi peki?”

“Ogreların intikam töresinde bir kural vardır… Aile fertleri yardıma gelebilir.

“Bu yüzden lütfen! Benimle evlenin ve o kadını yok edin!”

Bash bu teklifi zihninde tarttı.

İntikamına yardım etsin diye bir koca istiyordu.

Pek sık duyulacak bir şey değildi ama yine de anlaşılırdı.

Birçok ork, intikamını tek başına alman gerektiğini söylerdi. Ogrelar için bile durum böyleydi.

Ama karşısındaki henüz bir çocuktu.

“… İstediğiniz kadar çocuk doğururum size, Lord Bash! Şu an mümkün olmayabilir ama elimden gelenin en iyisini yaparım! Bir Ork Kahramanı’nın eşi olarak sizi gururlandırırım! Bütün hayatımı buna adarım! Bu yüzden lütfen, ne olur bana yardım edin…”

Luca çaresizlik içindeydi.

Bu bir şaka değildi. Oyun ya da hile de değildi.

Bash şu an kendini onun üzerine atacak olsa, kız tek bir çığlık bile atmadan bunu kabul ederdi.

Fakat Bash yalnızca şöyle dedi:

“Seni eşimsiz kılamam.”

Luca, duydukları karşısında şaşkınlığa uğrayarak olduğu yere yığılıverdi.

Kız daha sebebini soramadan, Bash konuşmasını sürdürdü.

“Fakat o kadını devirmene yardım edeceğim.”

“Ha? Ama bu kurallara aykırı…”

“Leydi Rularula’nın intikamını bizzat ben alacağım. Sonuçta ork yasalarında yalnızca akrabaların intikam alabileceğine dair tek bir kural bile yoktur.”

Tam da Bash’e yakışır türden bir düşünce yapısıydı.

“Hem yakın zamanda bu diyardan ayrılmayı düşünüyordum.”

Succubuslar ona gayet iyi davranmıştı.

Bash aslında burada bir süre daha kalmaktan rahatsız olmayacağını geçirmişti içinden.

Ne var ki succubusların diyarı hâlâ tehlikeli bir yerdi. Son yaşananlar da bunun açık bir kanıtıydı. Doğrusu, geç olacağına güç olmasın deyip bir an önce yola koyulmayı tercih ederdi.

Düşününce, nihai hedefiyle zerre alakası olmayan işlere zaten gereğinden fazla vakit harcamıştı. Ruhları gücendirmekten çekindiği için dikkatinin dağılmasına göz yummuştu.

Artık asıl meseleye dönme vakti gelmişti.

Bash için zaman daralıyordu.

Bütün bu yaşananlar asıl hedefine hizmet etseydi harcanan zamana değerdi, fakat durumun bununla en ufak bir ilgisi yoktu.

Dolayısıyla önündeki bu engeli, neye mal olursa olsun bir an önce çözüme kavuşturmalıydı.

Başka bir deyişle Bash, o kadınla savaşacak ve onu mağlup edecekti.

Bu, Bash’in aklına gelen en makul plandı.

Ruhlar öfkelenip Bash’i katledebilirdi belki ama burada vakit kaybedip bir büyücü savaşçıya dönüşmekten çok daha iyiydi bu.

Bir Ork Kahramanı için böyle rezil bir kadere mahkûm olmaktansa ruhlara karşı gelip ölmek yeğdi.

“Sana ve ağabeyine hak ettiğiniz gururu bahşedemeyebilirim belki ama yine de senin için sakıncası yoksa…”

Ve Bash kararını ilan etti.

Ork Kralı adına, Luca’ya olan borcunu ödeyecekti.

Kız ondan yardım istemişti ve Bash bu talebi geri çeviremezdi.

“Lord Bash… Gerçekten çok merhametli bir adamsınız, değil mi?”

Luca, yüzündeki gözyaşları henüz kurumamışken tebessüm etti.

Bir süre ağladıktan sonra Luca, Ludo’nun uyandığını ve odasından çıktığını öğrenince yanlarından ayrıldı.

Büyünün etkisi Ludo’da Bash’te olduğundan daha ağır seyretmişti; bu yüzden ayrı bir odada tedavi görüyordu.

Bash yatağa kuruldu, bedeninde herhangi bir gariplik olup olmadığını kontrol ederken bir yandan da getirilen yemekleri atıştırmaya başladı.

Yola koyulup Rularula’nın düşmanıyla kafa kafaya dövüşecekse, fiziki olarak mükemmel durumda olmalıydı.

Succubus büyüsünün artçı etkileri zihnini bulandıracak olursa, en basit çatışmalarda bile zafiyet gösterirdi.

Üstelik karşılarındaki rakip bir hayli dişli görünüyordu.

O sırada Zell söze girdi.

“Bak patron, emin misin bu işten?”

“Neden?”

“Şu Luca denen kız var ya, büyüyünce afet-i devran olacak, bak yaz bunu bir kenara. Anlarım ben bu işlerden. Ogrların güzellik anlayışından pek çakmam ama patronun tarzını bilirim. Günün birinde tam senin kalemin bir hatun olup çıkacak.”

“O zaman geldiğinde bana tekrar evlilik teklif eder.”

Evet, Luca güzel bir kız çocuğuydu.

İleride güzeller güzeli bir kadın olacağına da şüphe yoktu.

Ancak mesele şuydu ki, o gün bugün değildi.

Bash’in arzuladığı kıvama gelmesi için beş yıl geçmesi gerekiyordu… En iyi ihtimalle üç yıl… O kadar beklerse Bash çoktan bir büyücü savaşçıya dönüşürdü.

Pekala, o vakit gelmeden kıza hamle yapacak olsa bekaretinden kurtulabilirdi belki.

Fakat Bash, küçük Luca’ya o gözle bakmayı bir türlü kendine yediremiyordu. “Onunla şimdiden evlenirsen, reşit olana kadar kızı garantiye almış olursun işte!”

“Ama bu durum başka bir kadınla birlikte olmamı engeller.”

Bash elfleri getirdi aklına.

Bir dişi elfe bir erkek elf düşerdi.

Bash, birazdan ziyaret edeceği iblislerin nasıl bir toplumsal düzene sahip olduğunu bilmiyordu ama onlar da elfler gibiyse, şimdiden bir eşe sahip olması diğer dişileri tavlamasını imkânsız kılardı.

Bu yüzden başı boş, seçeneği bol kalmalıydı.

“…

Sohbetinizi böldüğüm için bağışlayın.” Odadan içeri dolgun göğüslü bir kadın girdi.

“Kraliçe Curly Kale…”

“Son yaşanan arbedeye sizi de dahil ettiğimiz için en derin özürlerimi sunarım, Ork Kahramanı Bash.

Succubusların Kraliçesi olarak sizden şahsen özür dilemek isterim.” Succubus Kraliçesi Curly Kale, Bash’in uzandığı yatağın kenarına kurulurken gayet azametli konuşuyordu.

Kadının koca kalçaları ve dolgun göğüsleri Bash’in gözleri önünde çalkalanınca, Bash başını başka yöne çevirmek zorunda kaldı.

Bu manzara gözlerini kavuruyordu.

Bash’in pazusuna değen eli kor gibi sıcaktı; bacağının eti ise Bash’e temas ettiği yerde inanılmaz bir yumuşaklıkla eziliyordu.

Elbette Curly Kale’in kötü bir niyeti yoktu.

Succubuslar, içten bir özür dilerken muhataplarının dibine sokulmayı alışkanlık edinmişlerdi.

Diğer diyarlarda, bilhassa da insan krallığında tiksintiyle karşılanan türden bir succubus hareketiydi bu.

“Sana işlerin gerçek durumu hakkında yalan söyleyecek değilim, Ork Kahramanı. Utanç verici bir durum ama gördüğün üzere, biz succubuslar şu anda iki yakamızı bir araya getirmek için elimizden gelen her şeyi yapıyoruz. Yine de gençlere başlarını dik tutmalarını söylüyoruz…”

“…”

“Yine de gördüğün gibi, besin kaynaklarımızı düzgünce yönetiyor, tabiricaizse canlı hayvanlarımıza son derece özenli davranıyoruz.”

“…”

“Yeterince yiyeceğimiz olsa, gençlere succubus olmaktan gurur duymanın ne demek olduğunu öğretebileceğimizi düşünüyorum.”

Curly Kale hâlâ biraz üste çıkan, emredici denilebilecek bir ses tonuyla konuşuyordu.

Ancak Bash, kadının sesindeki o ıstırap dolu çaresizliği sezebiliyordu.

“Olan bitenden sonra bunu istemeye hakkım olmadığını biliyorum ama lütfen… Lord Bash, ne olur succubus ulusunu kurtarın.”

“… Bizzat siz, Succubus Kraliçesi benden bunu istiyorsanız, bunu geri çeviremem. Vakti geldiğinde size yardım edeceğim.”

Bash’in açısından bakılacak olursa, kadının succubus ulusunu tam olarak neyden kurtarmasını istediğinden emin değildi.

Ama Yedi Müttefik’in zirvesi kabul edilen ve orklardan üstün görülen succubus ulusunun Kraliçesi, bir Ork Kahramanı olarak kendisinden güç vermesini istiyordu.

Bash’in buna hayır demesine imkân yoktu.

Hatta bunu bir onur vesilesi saymıştı.

Orklar öteden beri işte böyle düz adamlardı.

“Öyle rahatladım ki.”

“Lakin Curly Kale…”

“Efendim?”

“Size yardım edeceğimi söyledim ama bunu şu an yapmam mümkün değil. Derhal bu diyardan ayrılmayı düşünüyorum.”

Bash’in daha önceden verilmiş bir sözü vardı.

Bu arada, Bash Curly Kale’den biraz ürkmüştü. Kadın her an onu yutacakmış gibi bakıyordu.

Bu yüzden yatakta huzursuzca kıpırdandı ve dik oturmaya çalıştı.

“Evet, elbette… Yaşananlardan sonra böyle düşünmeniz çok doğal sanırım…”

Curly Kale, Bash’in sözlerini kesin bir reddediş olarak algılayarak soluğunu tuttu.

“Üstünüze geldiğim için özür dilerim. Arzu ederseniz, kellemi giyotinin altına koymaya hazırım…”

“Hayır, bu hususta daha fazla konuşmayalım. Siz succubuslar bana gayet iyi davrandınız. Orklara tepeden bakmanız son derece doğal olmasına rağmen, konaklamamı oldukça konforlu kıldınız. Müteşekkirim.”

“Sözleriniz lütufkârca…”

Bash, sohbetin bittiğini işaret edercesine ayağa kalktı.

Curly Kale’nin yanında bir saniye daha oturmaya devam etseydi, kadını yatağa devirmek zorunda kalacaktı.

Her kârda Bash, bir sonraki hamlesine çoktan karar vermişti.

Geride kalan tek şey gitmesi gereken yere seyahat etmek ve savaşmaktı.

“Pekala, öyleyse. Elveda.”

“… Pekala.”

Bash, Curly Kale’nin sesindeki acı dolu tonun farkına varmadan odadan çıktı.

Orc Eroica

Orc Eroica

Orc Eroica (LN), Orc Hero Story - Discovery Chronicles, Orc Eiyuu Monogatari Sontaku Retsuden, オーク英雄物語 ~忖度列伝~, 半獸人英雄物語 忖度列傳
Puan 8.2
Durum: Devam Ediyor Yazım Şekli: Yazar: Sanatçı: Yayınlanma Tarihi: 2019 Anadil: Japanese

Ork Savaşçısı Bash, tam bir Kahramandır.

Savaş sırasında yoluna çıkan herkesi ezip geçmiş ve mağlup etmiştir. Tüm Orklar tarafından "Orkların Orku" olarak kabul edilir ve kendisine büyük saygı duyulur.

Ancak, Bash’in herkesten sakladığı bir sırrı vardır: Kadınlarla hiçbir deneyimi olmamıştır; koskoca Kahraman, aslında hâlâ bir bakirdir.

Savaşçılığa ve yatak odasındaki başarıya son derece önem veren Orklar için bakir olmak, inanılmaz derecede utanç verici bir durumdur.

"[Sadece bakir olmakla kalmayıp, üstüne bir de bakir bir Ork Kahramanı olmam tüm Ork toplumu için büyük bir utanç vesilesi. Ben de bir eş istiyorum!]"

Bu düşünceyle yollara düşmeye karar verir. Irkının gururunu ve onurunu korumak, ama en çok da nihayet şeytanın bacağını kırıp bir kadınla birlikte olabilmek için, kendine bir hatun bulacağı büyük bir maceraya atılır.

Yorum

0 0 votes
Oyla
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler

Seçenekler

karanlık modda işlevsizdir
Sıfırla