Orc Eroica Cilt 4 – Bölüm 13 / Evlilik Teklifi

Evlilik Teklifi

Silviana gerginlikten ölmek üzereydi.

Büyük bir tehdit oluşturan Carrot geri çekilmişti çekilmesine… Fakat Silviana’nın bütün planları darmadağın olmuş, ipliği pazara çıkmıştı.

Rahat bir nefes alabilir miydi? Yoksa gardını düşürmemeli miydi?

Şimdi Bash tam karşısında durmuş, doğrudan gözlerinin içine bakıyordu.

Aklından ne geçtiğine dair en ufak bir fikri yoktu.

Bir taktikçi, bir savaş stratejisti ve saray mensubu olarak, başkalarının niyetlerini okuma konusunda her zaman usta olduğunu düşünürdü. Ama daha önce bir orkun yüz ifadesini hiç bu kadar pürdikkat incelemek zorunda kalmamıştı.

“…”

Zihni tamamen durmuş, bomboş kalmıştı.

Normalde zehir gibi çalışan, pratik bir zekaya sahipti. Ancak şu an elinden hiçbir şey gelmiyordu.

Üst üste o kadar çok şey yaşanmıştı ki bundan sonra nasıl hareket edeceğini bilemiyordu.

En azından Kraliçe’ye ve kız kardeşlerine, kendi beceriksizliği yüzünden Kutsal Ağaç’ın tohumunun çalındığını haber vermesi gerekiyordu.

Fakat bundan önce, doğrudan yüzleştiği bu tehditten sıyrılmalıydı.

Öfkeden gözü dönmüş bir ork tarafından uzuvlarının parça parça edilmesini göze alamazdı…

“Ah! Lord Bash, o kadar korktum ki…!”

Bu yüzden Silviana, yalanına sonuna kadar tutunmaya karar verdi.

Kendini esir alınmış bir prenses gibi Bash’in göğsüne attı.

Şu anki oyunculuğu, Carrot tarafından çiğnenirken sergilediğinden bile daha ikna ediciydi. Mağdur ve çaresiz kadın rolünü daha önce oynasaydı işlerin farklı gelişip gelişmeyeceğini düşündü.

Bütün bunlar için artık çok geç olduğunu bile bile…

Eğer bu ork, onun böyle basit oyunlarına düşecek bir tip olsaydı, çoktan ona tecavüz etmiş ve hayvamsılar ile orklar arasında yeni bir savaş kıvılcımı çakmış olurdu.

“Silviana.”

Bash tek dizinin üzerine çökerek bakışlarını ona doğru kaldırdı.

Sıkılı yumruğunda tek bir beyaz çiçek tutuyordu.

Bembeyaz bir çiçek. Hayvamsı geleneklerine göre bir erkeğin bir kadına evlilik teklif ederken ona beyaz bir çiçek sunması adettendi.

“Lütfen benimle evlen, eşim ol ve benimle bir aile kur.”

Sözleri o kadar içten… Ve o kadar yalındı ki.

Silviana, Bash bir ork olmasaydı onun bu halinden derinden etkilenebileceğini düşündü. Ne olduğunu bile anlamadan başını onaylarcasına sallamaya başlayabilirdi.

“Ah… Şey…”

Doğru ya. Buradaki en doğru hamle başını sallayıp kabul etmekti, değil mi?

Zaten bunu tahmin ederek Bash’i buraya çağırmamış mıydı?

Başını sallayacak, Bash’in kendisini oracıkta almasına izin verecek ve sonra da bunun rızası dışında gerçekleştiğini iddia edecekti. Planı buydu…

Silviana dişlerini gıcırdattı.

“Prenses Silviana, Leto’nun onurunu lekeleyen orka kin güttüğünüzü söyleyip duruyordunuz ama bu adamın gerçekten böyle bir şey yaptığına inanıyor musunuz?”

“…”

“Aşagı yukarı az önceki gösteriye dikkat ettiniz mi? Ettiniz mi? Eğer ettiyseniz, bu adamın onursuz birisi olduğunu düşünmeye nasıl devam edebilirsiniz?”

Pekala, tamam. İşin gerçeğini biliyordu…

Geçen gün Bash’in de söylediği gibiydi.

Leto’nun cesedini zevk olsun diye çürümeye terk etmemişti. Gerçek şu ki Bash, Hayvamsı Kahramanı ile dövüşüp ucu ucuna zafer kazanmış olmaktan gurur duyuyordu. Bu, böbürlenmeye değer bir savaş destanıydı. Hatta Bash’in kendisi bile Hayvamsı Kahramanı’nın bedenini olduğu yerde bıraktığı için pişmanlık duyduğunu söylemişti.

Üstelik Silviana, Bash’in bunu neden yaptığını da gayet iyi anlıyordu.

Eğer Kendisi Yedi Müttefik İttifakı’nın bir taktikçisi olarak orada bulunsaydı ve Bash ona ne yapması gerektiğini sorsaydı… Eh, Bash’e tam olarak aynı emirleri verirdi.

Hepsi bu da değildi.

Bash’in hayvamsılar diyarına adım attığından beri sergilediği davranışlar takdire şayandı.

Ona karşı gözlerini ve kulaklarını kapatmış, onu alelade bir ork sanarak kestirip atmıştı ama mantıklı düşündüğünde… Bash’in sergilediği duruş saygıyı hak ediyordu.

Doğru kıyafetleri giymiş, görgü kuralları üzerine kitaplar okumuş, ilkel arzularını dizginlemiş ve Silviana’yı eğlendirip gönlünü almak için üstün bir çaba sarf etmişti.

Bir insan ya da bir elf olsaydı yaptıkları bu kadar büyük bir takdir toplamazdı elbette. Ancak Lord Bash bir orktu. Bu tür davranışlar bir orkun doğasında yoktu. Silviana bunu gönül rahatlığıyla kabul edebilirdi.

Muhtemelen Bash’in yaptığını başka hiçbir ork yapmazdı.

Tıpkı Carrot’ın dediği gibi, Bash çalışmıştı. Bir ork olduğu için kabul görebilmek adına bu kadar ileri gitmesi gerektiğini hissetmiş olmalıydı.

Fakat gerçekte prensesler (Silviana da dahil) onu kabul etmemişti.

Şimdi düşününce… Ne kadar da dar görüşlüceydi. Ancak kimse bir orkun bu kadar ileri gideceğini tahmin edemezdi. Orklara bu kadar kredi vermeyi akıllarının ucundan bile geçirmemişlerdi.

Bash sadece salondan kovulmakla kalmamış, sonrasında da tüm prenseslerin bitmek tükenmek bilmeyen alaylarına maruz kalmıştı.

Bu çok aşağılayıcı olmuş olmalıydı.

Böyle bir aşağılanmanın ortasında, Geddigs’i diriltmek için Carrot ile iş birliği yapma fikri son derece cazip gelmiş olmalıydı.

Durum böyleyken, hem Silviana hem de Nazar, Bash’in karanlık tarafa geçmesini tamamen bekliyorlardı.

Ama Bash, Carrot’ın teklifini reddetmişti. Kendi yolunu seçmişti.

O gerçekten… samimiyetle… iyi bir adamdı.

Yedi Müttefik İttifakı’ndaki tüm büyük isimler son derece saygıdeğer savaşçılardı.

İyice düşününce, aslında benim yaptığım şey hayvamsıların şerefli adını… Leto Amcamın adını… Ve…

O noktaya kadar düşünen Silviana’nın bedenindeki tüm güç çekildi.

“… Lord Bash.”

“Hmm?”

Bash… mutlu görünüyordu.

En sonunda kendisini kandıran kişiden intikam almak üzere olduğunu mu düşünüyordu?

Hayır, o kadar kalpsiz biri değildi. Belki de sadece takılıyordu?

Silviana bu yüz ifadesini tam olarak okuyamıyordu ama ona öyle gelmişti.

“Seni kandırdığım için özür dilerim.”

“… Ne?”

“Gerçek şu ki Carrot her konuda haklıydı… Seni tuzağa düşürmeyi ve hatta belki de tüm ork ırkını yok etmeyi planlıyordum.”

“… Hm.”

“Sebebim intikamdı… Amcam Kahraman Leto’nun onuruna leke sürüldüğünü sanıyordum… Ama yanılmışım. Söylediklerini duymuştum ama duygularıma kapıldım, Carrot’ın tatlı sözlerinin zihnimi zehirlemesine izin verdim ve neredeyse telafisi imkansız bir hata yapıyordum.”

Silviana dizlerinin üzerine çöktü.

kollarını önünde birleştirip yere koydu, alnını kollarının üzerine yasladı ve teslim oldu.

Yenilgiyi kabul eden vahşi bir yaratık gibi.

Daha önce bir orka birazdan söyleyeceği şeyleri söylemektense ölmeyi tercih ederdi.

“Lütfen beni bağışla.”

Sözler dudaklarından dökülüverdi.

“…”

Bash yoldaşı olan periye baktı.

Silviana’nın bu kadar kolay özür dilemesini kesinlikle beklemiyordu.

Peri, Bash’in kulağına bir şeyler fısıldadı.

Bash hafifçe başını salladı ve yeniden Silviana’ya döndü.

“Hmm… Yani bu, benimle evlenmeyeceğin anlamına mı geliyor?”

Hiç şüphesiz bu laf sokma, perinin zalimce bir tavsiyesiydi.

Bash hâlâ Silviana’yı küçük düşürmek istiyor gibi görünüyordu. Ya da belki de Bash gerçekten samimiydi. Ancak olayları sessizce izleyen adamın, her şeyin bu şekilde geçiştirilmesine izin vermeye hiç niyeti yoktu.

“Yalancı bir kadın, bir Kahramanın yanında yer almaya layık değildir. Cömertliğinizi geri çekmenizi rica etmek zorundayım, Lord Bash.”

“… Anladım. Kabulümdür.”

Bash yavaşça ayağa kalktı ve gökyüzüne baktı.

Silviana’yı eşi yapamadığı için gerçekten derin bir üzüntü duyuyor gibiydi.

Ama neden üzgün görünsün ki?

Kafası karışan Silviana başını kaldırıp Bash’e baktı… ve bir şeyi fark etti.

“…?”

Gökyüzünden aşağı kuru yapraklar süzülüyordu.

Sanki sonbahar gelmiş gibiydi. Oysa Kızıl Orman’ın yıl boyunca cıvıl cıvıl, capcanlı yapraklarla kaplı olması gerekirdi.

“Ne…?!”

Silviana hemen ayağa kalktı ve başını çevirip etrafa baktı.

Nazar da aynı yöne doğru baktı.

“… Olamaz…”

Üçü birden gözlerini Kutsal Ağaç’a dikti.

Gür, kızıl yapraklarla kaplı devasa bir ağaç…

En azından normalde öyle görünürdü.

Şimdiyse o gür yapraklar kupkuru olmuş, birer birer dökülüyordu.

Dallar inceliyor, çıtırtılar eşliğinde yavaş yavaş kırılmaya başlıyordu.

Bir zamanlar hayat dolu olan o gövde, kabuklarından soyulmuş ve sanki kökleri çürümüş gibi boydan boya çatlamıştı.

“Bu… Bu imkânsız…!”

Tarih boyunca Kutsal Ağaç, hayvamsılara daima büyük bir umut vermişti. Halkın sarsılmaz ruhunun bir simgesiydi…

Ama şimdi, Kutsal Ağaç kuruyordu.

Orc Eroica

Orc Eroica

Orc Eroica (LN), Orc Hero Story - Discovery Chronicles, Orc Eiyuu Monogatari Sontaku Retsuden, オーク英雄物語 ~忖度列伝~, 半獸人英雄物語 忖度列傳
Puan 8.2
Durum: Devam Ediyor Yazım Şekli: Yazar: Sanatçı: Yayınlanma Tarihi: 2019 Anadil: Japanese

Ork Savaşçısı Bash, tam bir Kahramandır.

Savaş sırasında yoluna çıkan herkesi ezip geçmiş ve mağlup etmiştir. Tüm Orklar tarafından "Orkların Orku" olarak kabul edilir ve kendisine büyük saygı duyulur.

Ancak, Bash’in herkesten sakladığı bir sırrı vardır: Kadınlarla hiçbir deneyimi olmamıştır; koskoca Kahraman, aslında hâlâ bir bakirdir.

Savaşçılığa ve yatak odasındaki başarıya son derece önem veren Orklar için bakir olmak, inanılmaz derecede utanç verici bir durumdur.

"[Sadece bakir olmakla kalmayıp, üstüne bir de bakir bir Ork Kahramanı olmam tüm Ork toplumu için büyük bir utanç vesilesi. Ben de bir eş istiyorum!]"

Bu düşünceyle yollara düşmeye karar verir. Irkının gururunu ve onurunu korumak, ama en çok da nihayet şeytanın bacağını kırıp bir kadınla birlikte olabilmek için, kendine bir hatun bulacağı büyük bir maceraya atılır.

Yorum

0 0 votes
Oyla
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler

Seçenekler

karanlık modda işlevsizdir
Sıfırla