Bir paradigma kayması, dünyayı ve onun yerleşmiş kurallarını altüst eder. Ancak bu, bir kılıç sallayarak ya da düşünceler ve inançlar aracılığıyla yapılabilecek bir şey değildir.
Öncelikli olarak teknolojik bir atılım sayesinde temel varsayımın değiştirilmesi gerekir.
Bunu kimin söylediğini tam hatırlayamıyorum ama bu serinin On Yemin’ini belirleyen yazar olarak ben, 2022 yazında editörüm O-san ile yaptığım bir “toplantı” sırasında bu sözleri ilk kez iliklerime kadar hissettim…
“Gerçekten çok üzgünüm ama… yeni cildi yıl sonuna kadar yetiştirebileceğimi sanmıyorum…”
2022 yılı, No Game No Life’ın yayınlanmasının onuncu yılıydı.
Kutlama dolu bir yıl olmasına rağmen, sona erdiğinde… taslağım için işler pek iç açıcı görünmüyordu. Gerçeği editörümle paylaşmak zorunda kaldığımda gerçekten berbat hissetmiştim ama şaşırtıcı bir şekilde…
“Sorun değil. Mali yıl açısından düşünürsek, Şubat 2023’e kadar 2022 sayılır! Serinizi yazarken sağlığınızla ilgili zor bir dönem geçirdiğinizi biliyorum. Kendinizi aşırı zorlamadan bitirelim!”
O-san bunu… cazibeli bir gülümseme ve nazik bir tonla söyledi.
“T-Teşekkür ederim…! O zaman Şubat ayına kadar bitirip yayınlanmaya hazır hale getireceğim!!”
“Tamamdır. Sana güvenebileceğimi biliyorum, Yuu Kamiya. İkimiz de elimizden gelenin en iyisini yapalım.”
Bu sözlerin ne kadar nazikçe söylendiğini düşünüp ağladım. Parıldayan bir ifadeyle söylenmiş sözler.
Ne düşünüyorsunuz?
Birbirimize saygılı kaldık, ikimizin de nerede eksikleri olduğunu kabul ettik ve karşılıklı anlayışla el ele verdik.
Şimdiye kadar gördüğünüz en mantıklı ve muazzam derecede barışçıl toplantı değil miydi bu…?!
Genellikle bu işler şöyle yürür:
“Eee, taslak nerede…?” (Sinirli bir edayla söylenir.)
“Sana bu son teslim tarihinin çok kısa olduğunu söylemiştim. Elimden geldiğince hızlı yazıyorum.” (Sinirli bir edayla söylenir.)
“O zaman nerede? Son teslim tarihi çoktan geçti.” (Sinirli bir edayla söylenir.)
“Sıradan bir programa göre kendi kendine yazılsalardı yazmak kolay olurdu herhalde.” (Sinirli bir edayla söylenir.)
Bu tür atışmalar genellikle sinirli ve laf sokmalı konuşmalarla yapılır—ancak!!
O gün… teknolojik bir paradigma kaymasının tam ortasındaydık… hem toplantımızda devrim yaratan hem de onu barışçıl kılan bir kayma!
Doğru bildiniz…
Toplantımızı VR üzerinden yaptık! Daha doğrusu, ikimiz de sevimli avatarlara bürünüp sanal gerçeklikte toplantı düzenledik!! Ses değiştiriciye varana kadar her şey vardı!!
Böylece barışçıl bir toplantı için devrim niteliğinde bir ortam oluştu…!
Evet, bazen yazarlarınızın taslakları göndermesi uzun zaman alabilir… Ama pofuduk kedi kulaklarına sahip sevimli bir kız gibi görünüp kulağa öyle geliyorlarsa, belki onlarla idare etmek daha kolay olur?
Tabii ki, yayıncınız bitirmek için eşek gibi çalıştığınız taslağı teslim etmeniz için darlayıp duruyordur… Ama aramanın diğer ucundaki devasa memeli, sevimli sesli bir hizmetçiyse?
Bu sadece canı daha çok yakar!!
Ne kadar iyi görünürse görünsün, gerçek gerçektir: Sevimlilik ve güzellik adalettir, insanları ikna etmek de çocuk oyuncağıdır!
Başka bir deyişle, o avatarlar aslında orta yaşlı adamlar olsa bile! Sevimli ya da güzel görünüp kulağa öyle geldikleri sürece, çoğu haksızlığın görmezden gelinmesine izin verirler!
“Sevimli” kelimesini bir hayvanla kişileştirecek olsaydık—kediler buna mükemmel bir örnektir!!
Aynen öyle… Biz insanlar her türlü mücadelenin üstesinden gelebiliriz. Sadece bir VR sohbet odasındaki seksi kadınlar olmaları yeterli…!!
Bu da bizi tekrar yazarın notuna getiriyor.
Merhaba, ben Yuu Kamiya. Editörümün izin gününde kendisiyle yaptığım acil bir toplantının ardından; insanlığın dünya barışından hâlâ ne kadar uzak olduğunu milisaniyeler içinde anladığımı ve hepimizin sanal bir dünyaya taşınabileceği o günü sabırsızlıkla beklediğimi söylemek üzere karşınızdayım.
Yukarıda da belirttiğim gibi, No Game No Life’ın yayınlanmaya başlamasının onuncu yılındayız.
Yanımda olan pek çok editörüme, satış ve çizim ekibine, onlarla birlikte çalışan herkese, aileme ve hepsinden de öte…
Benim o yavaş mı yavaş yazma tempoma katlanmaya razı olan siz değerli okurlarıma minnettarım.
Beni destekleyen o kadar çok insan var ki, buraya kadar gelebildiysem hepsi onların sayesinde.
Her zamanki gibi, tüm bunları yine sağlık sorunlarımla boğuşurken yazıyorum.
Bir yılımı daha aldı —ki bu bana derin bir ızdırap veriyor— ama sonunda bir şekilde halloldu.
Hepinizin desteği sayesinde bu on ikinci cildi hiç hastanelik olmadan tamamlamayı başardım.
13. Cildin kurgusu zaten hazır, temel taslağını da aradan çıkardım; bu yüzden şansımız yaver giderse bu defa sizi çok bekletmeden yeni cildi ulaştırabilirim.
Tekrar söylemek istiyorum: Bu on yıl boyunca yanımda kalan herkese sonsuz teşekkürler. Umarım serinin geri kalanında da benimle kalmaya devam edersiniz.
Öyleyse, 13. Ciltte tekrar görüşmek üzere! Orada görüşürüz.
