“Hey! Kazuma! Kazuma! Uyan! Artık uyan!”
Sıçrayarak uyandım.
Muhtemelen çok uzun zaman önce uyuyakalmadığımdan olsa gerek, hemen kendime geldim.
Darkness adımı haykırarak beni şiddetle sarsıyordu…
…
Gözlerimi yeniden yumdum, kollarımı Darkness’a doladım ve onu da benimle birlikte yatağa çektim.
“Bir lokma daha yiyemem doğrusu…”
“H-Hey! Uyuyorsun sen değil mi!? Aah, be-bekle!”
Darkness’a sadece ufak bir şaka yapmak istemiştim ama kollarımın arasında yavaşça gevşediğini hissetmem düşünce akışımı aniden durdurdu.
“… Ne yapıyorsun sen? … Ben sadece Kazuma’yı uyandırmanı söylemiştim! Cidden, gözümü üzerinizden ayırdığım an hemen onu baştan çıkarmaya çalışıyorsun! Sen gerçekten tam bir sürtüksün!”
“Ah, ha-ha-hayır, öyle değil! Ben bir şey yapmadım ki—!”
Megumin de odada galiba, o yüzden gözlerimi açtım.
Ve tabii ki gördüğüm ilk şey Darkness’ın gözleri oldu.
“… Gene bana saldırmaya mı geldin!?”
“Aah! S-Seni gidi ufaklık—!”
Bu haksız suçlamalar yüzünden yanakları kızaran Darkness’tan ayrıldıktan sonra gerinerek konuştum.
“Mesele ne siz ikiniz? Sabahın köründe neden bu kadar gürültü koparıyorsunuz?”
“Saat çoktan öğle oldu! Dahası, bu gerçekten çok ciddi! Lütfen şunu oku!”
Yatağımdan doğrularak Megumin’in bana uzattığı zarfı aldım.
İçinde son derece kusursuz bir el yazısıyla kaleme alınmış bir mektup vardı ve hiç vakit kaybetmeden okumaya koyuldum.
“Sevgili herkes,
Hafif bir yel, sonbaharın ferahlatıcı esintisini müjdeliyor. Nasıl herkes, iyi misiniz?
Darkness, şifoniyere ayağının serçe parmağını defalarca çarptığın o oyununu artık abartma.
Megumin, Patlama büyüsünü kullanma sıklığına bir çeki düzen vermezsen, kesinlikle yaptıklarının küresel ısınmaya katkıda bulunan faktörlerden biri olarak sayılacağına eminim.
Kazuma, sağlıklı bir libidosu olan genç bir delikanlı olduğunu biliyorum ama lütfen herkesin çamaşırlarını yere serip aralarında yuvarlanmayı bırak.”
Okuduğum mektubu buruşturup odanın köşesine fırlattım.
“Ah!”
Megumin mektubu yerden aldı.
“Nasıl hissettiğini anlıyorum ama lütfen sonuna kadar oku.”
Şey, ricasını geri çevirecek halim yoktu, bu yüzden okumaya devam ettim.
“Şimdi efendim, Şeytan Kral şu anda bu dünyada kaos ve yıkım saçmaya devam ediyor. Benim gibi güzel ve sevimli bir tanrıçanın, Şeytan Kral’ın dilediği gibi at koşturmasına öylece seyirci kalacağını mı sanıyorsunuz?
Hayır, bunu yapamam.
Dünyanın dört bir yanına yayılmış sevgili Axis Müritlerimin hatırına.
Bana inanan on milyar insanın dileklerine karşılık vermek için
Bir efsane olmak üzere yola çıkıyorum…”
Başımı kaldırdım.
“… Bu dünyada gerçekten on milyar Axis Müriti var mı ya?”
“… En fazla birkaç yüz tane falan vardır herhalde.”
Darkness’ın sözlerini duyunca rahat bir nefes saldım ve mektubu okumaya devam ettim.
“Böylece, bu yüce ideali gerçeğe dönüştürmek için…
Şeytan Kral’ı haklamak üzere birazlığına dışarı çıkıyorum.”
Yataktan fırladım.
“O aptal…!”
Ne yapacağını bilemez haldeki bana doğru, Darkness lafa girdi
“… Aqua, ona verdiğin harçlıkları biriktiriyormuş. Şu ana kadar hatırı sayılır bir miktar biriktirmiş olmalı, bu yüzden şu sıralar birkaç yetenekli maceracı tutmaya çalışıyor olabilir…”
Ceketimi kapmak için aceleyle hareketlendim.
Acele edip peşinden gitmezsem…!
Sonra, tam ikisine doğru döndüğüm anda ifadelerindeki tuhaflığı fark ettim.
Onlara sorgulayan bir bakış attım ve Megumin mektubun bir köşesini işaret etti.
Dikkat etmeseydim muhtemelen gözden kaçırırdım ama parmağının işaret ettiği yerde üstü çizilmiş gibi duran birkaç kelime vardı.
Muhtemelen bunu yazdı ama aptalca geldiği ya da başka bir sebepten ötürü üstünü çizdi.
Daha yakından bakmak için öne doğru uzandım.
“Not: Lütfen peşimden gelin.”
Normalde “Lütfen peşimden gelmeyin” olması gerekmiyor muydu bunun?
Seni aptal!
Sonsöz

Öncelikle bu kitabı edindiğiniz için teşekkür ederim.
Bu cilt, başrolümüz Satou Kazuma’nın karşı taarruza geçtiği cilttir.
Kendisi normalde kavgadan kaçınan, bir dalaşmaya girdiğinde ise işin içinden sıyrılmak için arkadaşlarının yardımına güvenen bir tipdi.
Ancak Aqua’nın o kederli halini gördükten sonra generalle tek başına mücadele ediyor ve düşmanın zihin kontrolüyle karşı karşıya kaldığında bile çabalamaya devam ediyor…
Sonsözden okumaya başlayan pek fazla insan olduğunu sanmıyorum ama bir özet isterseniz, olay kısaca bundan ibaret.
Her neyse, bu kitabın basılmasını yalnızca şu kişiler sayesinde sağlayabildim: Çizerimiz Mishima Kurone-sensei, menajer I-san, tasarımcı ve musahhih, editörlük departmanından ve projede emeği geçen çeşitli kişilerden birçok insan ve elbette bana destek vermeye devam eden tüm okurlarım.
İşte bu yüzden her ciltte hep aynı şeyi yapıyorum…
Bu projede emeği geçen herkese ve sevgili okurlarımın her birine en derin şükranlarımı sunarım!
