I Am Unaware That I Am the Peerless Martial God – Bölüm 1531 / Kasaba Hayatı

Kasaba Hayatı

Mutfaktan kıvrıla kıvrıla duman yükseliyordu.

Yi Feng birkaç yazı daha yazdıktan sonra taş masayı topladı. Yun Yaoyao’ya yemek hazırlarken yardım etmek için mutfağa girdi.

Yun Yaoyao’nun aldıklarının hepsi etti.

Kanlı Ay yüzünden kasabada mevsim sebzeleri iyice azalmıştı. Yun Yaoyao hiç sebze bulamamıştı.

Yi Feng dert etmedi. Tatlı ekşi soslu domuz bonfilesi yaptı.

Bir süre uğraştıktan sonra Yun Yaoyao, ağır ateşte pişmiş bir kâse domuz eti, bir kâse tatlı ekşi soslu domuz bonfilesi ve iki kâse wontonu getirip taş masaya koydu.

Sonra kâselerle yemek çubuklarını yerleştirdi, tavayı yıkadı. En sonunda masaya gelip oturdu.

Kasvetli gökyüzü iştahlarını etkilemiyordu.

Yavaş yavaş çiğniyor, birbirlerinin yaptığı yemeklerin tadını çıkarıyorlardı.

Yi Feng karnını doyurunca geğirdi.

Ayağa kalkıp keyifle gülümsedi. Kasabanın girişinde satranç oynayanlar var. Gidip iki el de ben oynayayım. Toparlamayı sana bırakıyorum.

Zahmet değil. Bunlar zaten benim görevim…

Yi Feng hafifçe başını salladı. Ellerini arkasında kavuşturup avludan ağır ağır çıktı.

Sonraki günler de böyle rahat geçti.

Yi Feng işi olmadığında yazı çalışıyor, yemek yapıyor, arada da birkaç yudum içki içiyordu.

Sonra tek başına içmek sıkıcı gelince Yun Yaoyao’yu da yanına çağırdı.

İçkiyle yüzü kızaran Yun Yaoyao’yu gördükçe Yi Feng’in içine neşe doluyordu.

Yi Feng onu bir hizmetkâr olarak değil, eski bir dost olarak görüyordu.

Bunca yıllık hizmetini görmüş, değerini bilmişti.

Günler birer birer geçti.

Karanlık bu toprakları örtmeyi sürdürüyordu.

Başka bir gün…

Yi Feng ile Yun Yaoyao taş masada oturmuş yemek yiyordu.

Tak, tak, tak…

Avlunun kapısı çalındı.

Gelen kişi, kapının kapalı olmadığını, yalnızca aralık bırakıldığını fark edip biraz daha itti.

Yi Feng başını kaldırdı. Gelen, yan komşuları sakallı Wang amcaydı.

Ayağa kalkıp onu sıcakça karşıladı. Wang amca! Karnın aç mı? Gelsene, otur!

Sakallı amca sırıtıp avluya girdi. Elinde on jin kadar yaban domuzu kaburgası vardı.

Yi Bey, hanımın amcası dağda bir yaban domuzu avlamış. Çok güzel ettir bu. İkinize biraz getirdim, yiyin!

Wang amca içtenlikle gülümsüyordu. Konuşurken eti, kendisini karşılamaya gelen Yi Feng’e uzattı.

Bunu duyan Yun Yaoyao’nun güzel yüzü bir anda kıpkırmızı oldu.

Kasaba halkı Yi Feng ile Yun Yaoyao’yu genç bir evli çift sanıyordu.

Yetenekli delikanlıyla güzel kadını birbirlerine pek yakıştırıyorlardı. Kasabaya yeni yerleşen bu genç çifte herkes sahip çıkıyordu.

Yi Feng fazla açıklama yapmadı. Gereksiz yere de nazlanmadan eti aldı.

O zaman sağ ol, Wang amca. Tencerede hâlâ yemek var. Otur, bizimle ye!

Wang amca elini salladı. Yok, yok, evde yemek hazır. Başka gün hanıma biraz fazla yaptırırım. Bir de onun elinin lezzetine bakarsınız.

Yi Feng gülümsedi, eti alıp komşusuna teşekkür etti.

Birlikte geçirdikleri bu günlerde Yi Feng kasaba halkıyla giderek kaynaşmıştı.

Boş zamanlarında girişte birkaç ihtiyarla satranç oynuyor, ara sıra balığa gidiyordu.

Tuttuğu balıkları da komşularıyla paylaşıyordu.

Bir gün…

Kasabada gonglar ve davullar çalındı. Her yer şenlik havasına bürünmüştü.

Yi Feng biraz şaşırdı.

Bugün mevsimlik bir bayram değildi. Yılın bitmesine de daha aylar vardı.

Bu kadar büyük kutlama varsa güzel bir şey olmuştu mutlaka.

Yi Feng avlu kapısından çıktı. Yan komşusu olan teyzenin de kalabalığı izlediğini gördü.

Yanına gidip neler olduğunu sordu.

Kasabadaki Niu ailesinin oğlunu sınamışlar. Müthiş bir yeteneği varmış! Canghai Tarikatı’na seçilip dış öğrenci olmuş. Kasabamız için büyük olay bu!

Yetişim yapabilecek biri çıktı aramızdan! Böyle bir delikanlı yetiştirdik ya, hepimizin yüzü güldü!

Yi Feng ancak o zaman kutlamanın sebebini anladı.

Gerçekten sevinecek bir haberdi!

Niu ailesinin yaşlı babası, Yi Feng’in satranç arkadaşlarından biriydi. Yi Feng onun adına da sevindi.

Teyze devam etti: Hadi, ben seni tutmayayım. Birkaç hediye hazırlayacağım. Sonra Niu ailesine kutlamaya gideceğim!

Yi Feng konuştu: Teyze, beni de biraz bekle. Ben de eve dönüp bir şeyler hazırlayayım. Birlikte gider, kutlarız.

Teyze gülümsedi. Sen bu işleri biliyorsun delikanlı. Hazır olunca seslen, beraber gideriz.

Bu sade, içten insanların yaşadığı yerde kimse birine yaranmak için hediye vermezdi.

Bir evde güzel bir olay yaşandığında hep böyle olurdu.

Birinin başı derde girdiğinde de kimse kenarda durup seyretmezdi.

Yi Feng eve dönüp bilinç denizindeki dünyadan son derece sıradan bir demir kılıç çıkardı.

Yun Yaoyao’nun duyuları keskindi. Yi Feng ile komşu teyzenin konuşmasını elbette duymuştu.

Şaşkınlıkla sordu: Efendim, madem kutlama hediyesi vereceksiniz, neden daha iyi bir kılıç seçmiyorsunuz? Elinizdeki, sıradan demirden ancak biraz daha iyi…

Yun Yaoyao’ya göre Yi Feng’in ilahi silahlarının sayısı belli değildi.

Böyle kaba bir demir kılıç vermek onun konumuna hiç yakışmıyordu.

Yi Feng hafifçe başını iki yana salladı. İnsanın elindeki değerli şey, durduk yere başına bela açar. İyi bir kılıç verirsem çocuğu gereksiz yere derde sokarım.

Yun Yaoyao bir anda anladı.

Yeterince dikkatli olmadığı için böyle düşünmüş değildi.

Ama mevcut mertebesinde, yıldızlı gök altında onunla boy ölçüşebilecek pek az kişi vardı.

Bu da düşünce biçimini ister istemez etkiliyordu.

Bazen dünyaya çok yüksekten bakmak pek iyi bir şey olmayabilirdi.

Yi Feng sonra yan eve gidip komşu teyzeyle ailesini çağırdı.

Birlikte Niu ailesini kutlamaya gittiler.

Yol boyunca hediye taşıyan kasabalıların ardı arkası kesilmiyordu.

Niu ailesi kimseyi ihmal etmiyordu.

Ailenin delikanlısı göğsüne kocaman kırmızı bir çiçek takmıştı. Kapıda gülümseyerek kutlamaya gelenleri karşılıyordu.

İkinci teyze, buyur, otur!

Vay, Yedinci amca, sen de mi geldin? Buyur içeri!

Niu ailesi içkileri ve içecekleri çoktan hazırlamıştı. Herkesi tek tek oturmaya çağırıyorlardı. Yiyecekler de çay da sade olsa da herkesin içi sevinçle doluydu.

Komşu teyze çok sade, dürüst bir kadındı. Ailesi hediye olarak yarım yaban domuzu getirmişti.

Diğer kasabalılar da çoğunlukla günlük ihtiyaç malzemeleri vermişti.

Silah getiren bir tek Yi Feng’di.

Sıradan görünen demir kılıcı uzattı.

Niu ailesinin delikanlısı çok sevindi.

Kılıcı hemen inceledi. Keskin yüzünü özenle, hafifçe okşadı.

Bu kılıçta farklı bir şey olduğunu anlayabiliyordu. Malzemesi sıradan demir kılıçlarla kıyaslanamazdı. Ona göre nadir bulunan, harika bir kılıçtı.

Defalarca teşekkür etti. Yi Feng ise sakince bu kadar nezakete gerek olmadığını söyledi.

Niu ailesinin yaşlı babası hemen öne gelip Yi Feng’i bizzat avluya götürdü.

Sık sık birlikte satranç oynadığı ihtiyarlar onu görünce sevindi.

Yi Bey, buraya gel, buraya otur!

Niu ailesinin yaşlı babası güldü. Ne acele ediyorsunuz? Ben de Yi Bey’i sizin yanınıza oturtacaktım zaten!

İhtiyarlar şakalaşıp gülüştü. Yi Feng de gülümseyerek cüppesini toparlayıp oturdu.

Komşu teyze, Yi Feng’in bu kadar sevilmesine memnuniyetle gülümsedi.

Sonuçta kasabaya dışarıdan gelmişti. Burada çok uzun süredir yaşamıyordu.

Ama teyze, bu delikanlının yakışıklılığının yanında doğal bir sıcaklığı da olduğunu düşünüyordu. İnsan ona hemen yakınlık duyuyordu.

Eşsiz Savaş Tanrısı Olduğumun Farkında Değilim

Eşsiz Savaş Tanrısı Olduğumun Farkında Değilim

Above Ten Thousand People (Manhua), I Am Unaware That I Am the Peerless Martial God
Puan 7.6
Durum: Devam Ediyor Yazım Şekli: Yazar: Yayınlanma Tarihi: 2020 Anadil: Çince
Yi Feng bir gelişim dünyasına reenkarne oldu, ancak ne yazık ki ölümsüzlük yolunda ilerleme umudu yoktu ve yalnızca sıradan bir fani olarak yaşayabiliyordu. Tek isteği huzurlu bir yaşam sürmekti. Fakat bilmediği bir şey vardı— Sahiplendiği köpek, onun yemeklerini yediği için efsanevi bir iblis kralına dönüşmüş; öylesine dövdüğü mutfak bıçağı, sayısız uzmanın uğrunda ölesiye dövüştüğü eşsiz bir ilahi silah haline gelmiş; yanına aldığı genç mürit, Ye Feng'in öğrettiği teknikleri çalışarak bir çağa yön veren ölümsüz bir lorda dönüşmüştü. En çok küçümsediği iskelet bile sayısız dünyayı baskılayan uğursuz iblis kralıydı. Yıllar sonra, tek bir yumruğuyla parçalanan boşluğa bakan Ye Feng kendi kendine mırıldandı: "Meğer en başından beri o eşsiz kral benmişim..."

Yorum

0 0 votes
Oyla
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler

Seçenekler

karanlık modda işlevsizdir
Sıfırla