Eline sağlık herkesin!
Kadehlerimizi tokuşturup kadeh kaldırdık.
Derecelendirme Oyunu (Rating Game) Dünya Turnuvası’nın ön elemelerini bitirdikten sonra, sadece Doğaüstü Araştırma Kulübü üyelerini değil, aynı zamanda [DxD] takımını ve bize yardım eden kişileri de Hyoudou malikanesinde bir parti için davet etmiştik! Parti mekanı olarak yeraltı antrenman odasını kullandık ve pek çok kişiyi çağırdık. Sadece Rias, takım üyelerim, annem ve babam dışında; Sona-senpai ve Sitri maiyetini, Sairaorg-san ve Bael maiyetindekileri, Seekvaira-san ve Agares maiyetindekileri, Dulio ve diğer reenkarne melekleri, Slash Dog takımını, Riser ve Phoenix maiyetindekileri, Batı’ya Yolculuk takımını ve Vali’yi de davet etmiştik. Ve şaşırtıcı bir şekilde Kahraman Hanesi’nden Cao Cao ve diğerleri bile gelmişti! Geleceklerini hiç düşünmemiştim ama ‘Bana yardımı dokunan herkesi çağırayım bari’ diye düşünüp davet edince gerçekten çıkıp geldiler.
Ana aşamaya yükseldiğiniz için tebrikler.
Sizi de tebrik ederim.
Ve etrafta birbirini tebrik eden bu tür sesler duyuluyordu. Harika olan şey, [DxD] takımı üyelerinin yarısından fazlasının takımlarının ana aşamaya kalmış olmasıydı! Valla ben de şaşırmıştım. Süreç fırtınalı geçse de ve beklediğimden çok daha fazla iniş çıkış yaşansa da, [DxD] takımı harika bir sonuç elde etmişti. Tüm mitolojiler şaşkındı ama aynı zamanda bu sonucu kabullenmiş gibi görünüyorlardı. İlk nesil Sun Wukong şöyle dedi:
Hohoho, beklendiği gibi işlerin böyle sonuçlanacağını biliyordum. Genç olmanıza rağmen, siz çocuklar Kaos Tugayı’na karşı kafa kafaya mücadele edip hayatta kalmayı başarmış gençlersiniz. Düşman Üst Düzey Şeytan, İblis Kralı (Maou) seviyesi, hatta Tanrı sınıfı bir varlık bile olsa, siz çocuklar onları kesinlikle alt edersiniz. Savaş delisi Tanrılar olmasaydı, [DxD]’nin her bir üyesini durdurabilecek kimse kalmazdı.
İhtiyar adamın bu değerlendirmesi, tüm mitolojilerin üst düzey yetkililerinin bizi onaylama sebebiyle aynı gibi görünüyordu. Teröristlerle aralıksız savaştığımız ve Longinus yeteneklerimizi göz önüne aldığımız düşünülürse, her bir mitoloji tarafından hesaba katılması gereken ciddi bir güç haline gelmişiz gibi görünüyordu. Üstelik turnuva boyunca herkes daha da güçlenmişti ve şu an bile gelişmeye devam ediyorlardı. Ajuka Beelzebub-sama da terörle mücadele ekibinin sergilediği performansın bundan daha iyi olamayacağını söylemişti. Bu da demek oluyordu ki, gücümüzü artırmaya devam edersek, kötü planlar yapıp bunları uygulamaya kalkan kişilerin sayısı azalacaktı. … Yine de görünüşe göre karşı tarafta hâlâ kötü şeyler planlayan pek çok insan vardı. Ve partinin diğer tarafında… Rias ile Sona-senpai arasında bir konuşma geçiyordu.
Rias, tebrik ederim.
Sona… Gerçekten yazık oldu.
Gerçekten de Sitri maiyeti ön elemelerde elenmişti. Sona-senpai’nin taktikleri üst sıradakilere karşı bile işe yaramış olsa da, beklendiği gibi büyük güce sahip takımlarla olan uyumu zayıftı ve takımını ana aşamaya taşıyacak kadar galibiyet elde edememişti. Saji bardağıma meyve suyu doldururken şöyle dedi:
Kahretsin, ana aşamada seninle bir kez daha savaşmak istiyordum oysa.
Pekala, turnuva tek seferlik bir şey olmadığına göre bir dahaki sefere bir şansımız daha olacaktır.
Ben de bu şekilde karşılık verdim. Aslında Sitri maiyeti, bir sonraki sefer için veri toplama sürecine odaklanarak yollarına devam etmişlerdi.
Eh, biz de diğer genç Şeytanlara destek olıyoruz işte.
Seekvaira-san böyle dedi. Agares maiyeti de ön elemelerde elenmişti. Zaten eşleşme şansları çok kötüydü; yalnızca daha üst sıradaki rakiplere karşı savaşıp kazanmakta zorlanmışlardı. Sonunda istedikleri sonucu alamamışlar gibi görünüyordu. Eşleşmede şans faktörü olabileceği için bu turnuvadan ben de korkuyordum. Sairaorg bir elinde pirzola tutarken bana şöyle dedi:
Nasıl gidiyor Hyoudou Issei? Ana aşamadaki sorunları görebildin mi?
Evet, hem de pek çok sorun var.
Ön elemeleri hiç beklemediğim bir şekilde kasıp kavurarak geçtikten sonra, Sakra’nın sözleri kafamı kurcalamaya başlamıştı. İletişim büyü çemberini kullanan Sakra bana şöyle demişti:
Gremory grubunda, seninle Rias Gremory arasındaki en büyük farkın ne olduğunu biliyor musun? Rias Gremory sen olmadan da güçlüdür. Ancak sen Ravel olmadan düzgün bir şekilde iş yapamadığın zamanlar oluyor. Bu büyük bir fark, anladın mı?
Ben… Sakra’nın sözlerine karşılık veremedim çünkü söylediklerinin doğru olduğunu hissediyordum.
Phoenix kızını kullanabilmek güzel hoş da. Ancak bundan sonra kendi özel hamleni yapabilmelisin. Şu anki durumun ön elemelerde işini gördü. Ancak ana turnuvada benimle eşleşebilirsin ve öyle bir şey olduğunda bu halinle hiçbir şey yapamazsın, biliyorsun değil mi? İblis Canavarı İsyanı’nda Cao Cao’yu yendiğinde ne kadar zayıf olduğun şimdi kafanda netleşmiş olmalı.
Basitçe söylemek gerekirse, güçlü rakiplere karşı zorlandığım zamanlardaki gibi, bundan sonra dövüşmek için pek çok yol bulamazsam şampiyon olmayı hedefleyemem bile. Çoğunlukla üst düzey düşmanlara karşı savaşmış olsam da… Ancak Ravel’e fazla güvendiğim bir gerçek. … Biraz daha kafa yormazsam ve Ravel maçın ortasında yenilirse, takımımız darmadağın olabilir. Girmek üzere olduğumuz sahne muhtemelen tam olarak böyle bir yer olacak. Ana aşamada Rias’ın takımıyla karşılaşma ihtimalim olduğu için dersime çalışmam gerek, bu durum bunun en büyük kanıtı. Kararlılığımı bir kez daha tazelerken, orada dikilen Vali bir elinde yakisoba tabağıyla bana doğru konuştu:
Hyoudou Issei, ikimiz de ana aşamaya yükseldiğimize göre bu daha başlangıç sayılır. Tabii ki hedefim şampiyon olmak.
Bu adam var ya! Elinde yakisoba tabağı tutarken bile hâlâ nasıl böyle rekabetçi konuşabiliyor! Bardağımdaki meyve suyunu tek dikişte kafama dikip Vali’ye cevap verdim:
Benim de hedefim şampiyonluk! Ama önce seninle hesabımızı kapatmam gerek. Eğer eşleşirsek… Bizimki gibi bir kapışmaya sahne olacak başka bir maç olacağını sanmıyorum.
Heh, ağzından bal damlıyor. O zamanki savaşımıza bir an önce kaldığımız yerden devam etmek istiyorum.
O zamanki savaşın devamı… Hâlâ ikinci sınıftayken, bir yıl önce yaptığımız o dövüşten bahsediyor olmalı. O zamandan beri Vali ile kozlarımızı bir türlü paylaşamamıştık. Bu adamla, iki Göksel Ejderha olarak bu sefer kesinlikle hesabımızı kapatacaktık ki…
Durun bakalım, Hyoudou Issei ile dövüşmek isteyen tek kişi sen değilsin.
Sairaorg ikimizin arasına girerek böyle dedi.
Kesinlikle. Hatta Süt Okyanusu’nu karıştırırken ona eşlik etmek zorunda bile kaldım. İntikamımı ana aşamada almak istiyorum.
Cao Cao da geldi! Hatta Dulio bile araya daldı!
Ben de ana aşamada seninle bir kez daha dövüşmek istiyorum. Ve eminim ki bu sayede turnuvanın gidişatı mükemmel bir hal alacaktır.
Ise-kun, ben de. Buraya kadar gelmişken, ben de seninle doyasıya dövüşmek istiyorum.
Kiba yanımda durarak bana bunları söyledi. Eğer Rias’ın takımıyla eşleşirsem, böyle bir şeyin gerçekleşmesi tamamen mümkündü. Crom Cruach da bir yandan etini yerken bana şöyle dedi:
Bu turnuvada tatmin olmak için ben de seninle ve Ddraig ile kafa kafaya dövüşmek istiyorum.
Evet, seninle kendi etim ve kemiğimle dövüşebilmekten daha güzel bir şey olamaz.
Ddraig de korkusuzca yanıt verdi! Ddraig’in somutlaşması hakkında hâlâ bilmediğimiz pek çok şey vardı ve tehlikeli yanlarının olduğuna da emindim.
Eğer ben de eşleşirsem, ben de dövüşmeyi denemek isterim. Yani seninle ve Vali ile.
Ikuse-san bile böyle şeyler söyledi!
Kahretsin, ben de katılmak istiyorum!
Saji bunu hırsla söyledi, ama… Sona-senpai söze girdi:
Saji, bu sadece bir sonraki turnuva için antrenman yapman gerektiği anlamına geliyor. Nasıl olsa bir Şeytan’ın ömrü uzundur. Acele etmeye gerek yok.
Riser, etrafı bir grup erkekle sarılmış olan bana uzaktan baktı.
Hımm, demek Sekiryuutei ile dövüşebilmek için ilan-ı harp etmek gerekiyor…
Bir şekilde buradaki durumu şakaya vuruyor gibi görünüyordu… Etrafım erkeklerle dolmuştu! Ve tam o sırada, kollarımdan çekiştiren birkaç kişi peydah oldu!
Ise erkeklerin eline düşecek!
O benim sevgilim, biliyorsunuz değil mi!
Ise-san, lütfen bizimle de konuşun!
Xenovia, Irina ve Asia, yani Kilise Üçlüsü, beni o erkek grubunun arasından çekip çıkardı! Çekildiğim sırada yüzümde o yumuşacık göğüslerin ‘Boin Boin’ hissini duyabiliyordum!
Ufufu, demek göğüslerime geri döndün, kocam benim.
Akeno-san’dı bu! Bana sarılmaya çalıştı ama — kolum bir kez daha çekildi ve kendimi oldukça dolgun başka bir çift göğsün içinde buldum!
Ise-kun en çok benim göğüslerimi sever, nyan.
Bu seferki Kuroka’ydı! Yanındaki Shirone-chan, yani Koneko-chan da elimden tutup çekti!
Kuroka-oneesama, ben de Ise-kun’un ana aşamaya geçmesini kutlamak istiyorum.
İki kız kardeş beni ileri geri çekiştirip dururken — Ravel arabulucu olarak araya girdi!
Shirone! Kuroka-sama! Ise-sama sadece tek bir kişi! Burada paylaşmamız gerek! Tabii ki ben de katılacağım!
Böyle bir kargaşanın içindeyken, beni arkamdan kucaklayan kişi ise—.
Ise-kun bemim kocammm! Onu kimfeye vermem!
Sarhoş bir Rossweisse-sannnn’dı bu! Partinin havasına kapılıp alkolü fazla kaçırmış olmalıydı! Sırtımda Rossweisse-san, iki elimi de Koneko-chan ile Kuroka kapmış, üstelik Kilise Üçlüsü ve Akeno-san da araya dalarak yüklenmişti!
O benim!
Arabulucu Ravel de “Aaa! Lütfen beni de aranıza alın!” diyerek arabuluculuk yapmayı bıraktı!
… Nedense kıskandım.
… Aralarına girmek için ne yapmam lazım acaba?
Le Fay ve Elmenhilde bu durumu görünce kendi aralarında böyle fısıldaştılar. Kızların çekişmesi sonucunda nihayet havaya uçtum ve kendimi belli bir çift göğsün kucağında buldum. Yüzüm onun göğsüne gömülmüştü. Ardından görüş alanım kıpkırmızı bir renkle kaplandı. Kırmızı — çilek sarısından çok daha parıltılı, derinden gelen kızıl saçlar. Evet, onun o güzelim uzun kızıl saçları zırhımla tam olarak aynı renkteydi. Havada uçtuktan sonra vardığım yer — en değerli varlığım olan Rias Gremory’nin kucağıydı. Bana nazikçe sarılırken tatlı bir şekilde gülümsedi.
Ufufu, beklendiği gibi Ise dönüp dolaşıp buraya geldi.
Rias ardından bana şöyle dedi:
Ise, ana aşamaya yükseldiğin için tebrik ederim.
Evet, teşekkür ederim. Ben de seni tebrik ederim.
Ana aşamaya geçtiğimizi karşılıklı olarak tebrik ederken, cesur bir edayla konuştu:
Yine de, en sevdiğim insan olsan da, geleceğe dair sözleştiğim partnerim olsan da maç maçtır. Eğer eşleşirsek—
Biliyorum. O zaman elimizden gelenin en iyisini yapalım! Sonuçta Gremory maiyetine yakışan da budur.
Sözlerime karşılık gayet tatmin olmuş bir halde güldü.
En sevdiğim adamdan da bu beklenirdi zaten. Ufufu, seni seviyorum! Senden gerçekten çok ama çok hoşlanıyorum, biliyorsun değil mi?
Ben de, Rias. Seni gerçekten çok seviyorum!
Parti alanının ortasında birbirimizin gözlerine bakıp ellerimizi tutarak bu lafları ederken, bizim erkekler de arkadan ‘Oooo ooo!’ diye tezahürat basıyorlardı! Fakat kızlar bu işin öylece kaynamasına izin vermediler! Asia, Akeno-san, Koneko-chan, Xenovia, Irina, Rossweisse-san ve Kuroka aynı anda bağırdılar:
Bana da ‘Seni seviyorum’ de!
Ulan sizi de sevdiğim gün gibi açık ortadaaaa! Ne de olsa hepiniz benim gelinlerimsiniz!
Hyoudou malikanesinin bodrum katında — aşkımı avazım çıktığı kadar haykırdım!

