High School DxD Cilt 22 – Bölüm 5 / Hayat. 3. Gremory’nin Mezuniyet Töreni
Mezuniyet gününde———
O gün Rias her zamanki gibi erkenden uyandı ve her zamanki gibi okul üniformasını giymeye başladı.
Ancak———bu bir lise öğrencisi olarak o üniformayı son giyişi olacaktı. Diğerleri fark etmeden okula gitmek istediğini söyleyerek Akeno-san’ı da yanına alıp okula gitti.
Bana da aynısını söyledi.
Ise, sen de bizimle gel. Rias, Akeno-san ve ben, sadece üçümüz okula doğru yola koyuluyoruz. Yolda giderken Akeno-san koluma girince, Rias da diğer koluma sarılarak onunla rekabet etmeye başladı. Her zamanki hâllerimiz işte. Ama yarından itibaren artık bu yaşanmayacak. Bunu düşündükçe…… İçimi bir hüzün kaplıyor.
Henüz kimsenin olmadığı Kuoh Akademisi…… En azından ben öyle sanıyordum. Tanıdık iki sima okul kapısının önünde dikilmiş, etrafı temizliyor.
Aaa, Rias, Akeno ve Ise-kun. Nasılsınız bakalım?
Yahu, eski öğrenci konseyi başkanı Sona ile eski başkan yardımcısı Shinra ellerinde süpürgeyle okul kapısını temizliyorlar! Vay be, Rias ve Akeno-san’dan bile erken okula gelecek birilerinin olacağı hiç aklıma gelmezdi……
Eski başkan gülümseyerek konuşmaya devam ediyor.
Ufufu, bugün nedense erkenden uyanıverdim. Evde yapacak bir şey bulamayınca da burayı temizlemek için biraz erken geleyim dedim. Derken Tsubaki’yi de burada buldum……
Evet, nedense bugün özellikle erkenden uyandım……
Anlaşılan mezun olan dört kişinin dördü de erkenden kalkmış. Rias, Akeno-san, eski başkan ve eski başkan yardımcısı kahkahalarla gülüşmeye başlıyor.
Eski başkan ve yardımcısıyla vedalaştıktan sonra yöneldiğimiz yer okul binası değil, eski okul binası oluyor. Doğaüstü Araştırma Kulübü odasına doğru ilerliyoruz.
Üçümüz içeri giriyoruz.
Kulüp odasının manzarası her zamankinden farksız. Rias ve Akeno-san son zamanlarda pek uğrayamasalar da biz burayı normal bir şekilde kullanmaya devam etmiştik. Sonuçta üst sınıflar gitti diye hemen ezik gibi davranacak hâlimiz yok ya.
Burası…… Rias ve diğerlerinin sıfırdan inşa ettiği bir oda.
Rias yavaş adımlarla kulüp başkanının masasına doğru yürüyor.
Ufufu, o zaman ben biraz çay demleyeyim.
Akeno-san her zamanki gibi su kaynatmaya başlıyor.
Rias ise kulüp başkanının koltuğuna oturuyor. Bu manzarayı görmeyeli cidden uzun zaman olmuştu. Şu anda o koltukta Asia oturuyor. Asia için üzülüyorum ama o koltuğa oturmak kesinlikle en çok Rias’a yakışıyor.
Rias derin bir iç çekerek konuşuyor.
…… Yuuto ve diğerleri katilene kadar burada sadece ikimiz vardık, değil mi Akeno?
Evet. Üye sayımız yetersiz olmasına rağmen bu kulübü bir şekilde ayakta tutabilmek için akademi dolanıp dururduk.
Akeno-san hafifçe kıkırdıyor.
Yine de gerçek kimliğimizi düşününce öyle kafamıza göre üye de artıramazdık…… Biliyor musun Ise? Başlarda Sona ve Tsubaki buraya sık sık uğrardı. O yüzden sanıldığı kadar yalnız değildik hiç.
Sadece o dönem yapabileceğimiz bir şeydi zaten.
Hmm, bunu ilk defa duyuyorum. Demek Rias birinci sınıftayken eski başkan ve başkan yardımcısı buraya sık sık gelir, dördü birlikte vakit geçirirmiş.
Ondan bir yıl sonra bile kulübümüze katılan tek kişi Yuuto’ydu ve yine de sadece üç üyemiz vardı. O çocuk bizden bir alt sınıfta olduğu için gereğinden fazla resmi ve düşünceliydi.
Gerçekten de ikimizden önce buraya gelir, etrafı temizlerdi. Yerleri silmekten pencereleri yıkamaya kadar her şeyi yapar, hatta tüm eski okul binasını temizlemeye kadar vardırırdı işi…… Sadece üçümüz bu yeri kullanıyor olsak bile. Yuuto-kun’un burayı doya doya kullanabilmemiz için ne kadar çok çabaladığına eminim.
Demek Kiba birinci sınıftayken öyle davranıyordu ha. Onun kişiliğini düşününce böyle davranması hiç de şaşırtıcı değil aslında. Rias ve Akeno-san’ı öz ablaları gibi herkesten çok el üstünde tutuyor sonuçta———
…… Üçüncü sınıf olduğumuzda gerçekten büyük bir şok yaşamıştık. Yeni üyelerin sadece Koneko ve Gasper olacağını sanırken——— Ise, Asia, Xenovia, Irina ve Ravel kulübe katıldı; Azazel ile Rossweisse de danışmanımız oldu. Fufu, üye sayımız bir anda fırlayıverdi.
Ufufu, artık kimse üye azlığı yüzünden kulübümüzü sorgulayamayacak.
Evet ya. Ben geldikten sonra kulübe katılanların sayısı bir anda artıverdi. …… Sayıca az oldukları o zamanları bilmediğim için sadece iki veya üç kişinin olduğu bir kulüp odası nasıl bir şeydi hayal bile edemiyorum.
Burası oldukça büyük bir eski okul binası. …… Yani sadece birkaç kişi için fazla büyüktü sanırım.
Rias bir anda sessizleşiyor. Odada gözlerini gezdirirken bakışlarında hem hüzün hem de sonsuz bir sevgi var çünkü———
Ama bir yandan da komik bir şey bulmuş gibi hafifçe gülümser bir hâli var.
…… Yarından itibaren Şeytan işlerimiz için burayı kullanmaya devam edecek olsak da. Buradan tamamen kopmak yerine, bundan sonra burayı daha da sık kullanacağız aslında. …… Yine de okul çıkışlarında bir öğrenci olarak artık buraya gelemeyecek olmak cidden çok koyuyor.
…… Bu üç yıl sanki göz açıp kapayıncaya kadar geçti, değil mi Rias?
…… Bir Şeytan’ın yaşamı için üç yıl sadece bir andan ibarettir. ——— Ama.
Gerçekten harika bir zamandı.
İkisi de aynı anda, aynı ses tonuyla tam olarak aynı şeyi söylüyorlar.
Ardından ikisi de gülüşmeye başlıyor.
Akeno-san derin bir tebessümle konuşuyor.
Bu deneyim benim sonsuz hazinem olacak. Rias, beni buraya davet ettiğin için teşekkür ederim. Burada geçirdiğim zamandan gerçekten çok keyif aldım.
Az önce demlediği siyah çayı bana ve Rias’a ikram ettikten sonra bunları söylüyor. Gözlerinde yaşlar birikmiş.
Rias fincanını kaldırarak cevap veriyor.
Seni buraya davet ettiğim için ben de çok mutluyum. Kulüp başkan yardımcım olarak beni buraya kadar desteklediğin için sana minnettarım. Ve lütfen bundan sonra da yanımda olmaya devam et Akeno. Benim [Vezir’im] ve aynı zamanda en yakın dostum……
Rias verebileceği en parlak tebessümle gülümsüyor.
Bu durum bana ister istemez sadece bu ikisinin paylaşabileceği anlar olduğunu düşündürtüyor.
Rias sonra dönüp bana sesleniyor.
Akeno ile geçmişimizin hikâyesi bu. Bunu seninle de paylaşmak istediğim için seni buraya getirdik. Ama görünüşe göre başkalarıyla da paylaşmamız gerekecek.
Çünkü dışarıdan gürültülü ayak sesleri gelmeye başladı bile.
Kapıyı açıp içeri girenler ise——— kulübün diğer üyeleri! Bir şekilde durumu tahmin edip peşimizden gelmiş gibiler. Anlaşılan Kiba ve Gasper’a da haber vermişler, onlar da ekiple birlikte gelmiş.
Irina hemen söylenmeye başlıyor.
Aşk olsun ama! Rias-san, Akeno-san ve Ise-kun! Bizden gizli saklı buraya gelmişsiniz!
Rossweisse-san resmî üniformasıyla koştura koştura içeri dalıyor.
Lütfen danışmanınız olan beni arkada bırakıp gitmeyin!
Kiba yüzünde tebessümle lafa giriyor.
Buradaki üyelerle son bir kulüp etkinliği yapmaya ne dersiniz? Sadece sohbet etmek bile kulağa harika geliyor.
Diğer öğrenciler ve Rossweisse-san da “Çok iyi olur!” diyerek karşılık veriyor.
Rias ile Akeno-san birbirlerine bakıp kahkahayı basıyorlar.
Pekala, mezuniyet törenine kadar Akeno ile son Doğaüstü Araştırma Kulübü etkinliğimize hepinizi dahil edeceğim sanırım. Akeno, herkese çay ikram et lütfen.
Bak sen. Anlaşıldı, Başkan.
Bize tanınan vakit elverdiğince Rias ve Akeno-san’ın geçmişte yaşadıklarını dinliyoruz———
Kiba ve Gasper’ın utanç verici anılarını dinlemek cidden çok eğlenceliydi.
Bu, Rias ve Akeno-san’ın okul üniformalarıyla buraya son gelişi olabilir.
Ama——— bundan sonra da her zaman birlikte olacağız.
Üstelik bizim için onlar her zaman Rias-başkan ve Akeno-başkan yardımcısı olarak kalacak.
Olay tam da törenden hemen önce gerçekleşiyor.
Sınıftan çıkıp spor salonuna çıkan koridorda yürürken…… Rias ile konuşan birine gözüm ilişiyor.
Ooo! Bu Sairaorg-san!
Demek geldin Sairaorg.
Mezuniyetin kutlu olsun Rias. Ne de olsa kuzenimin ve akranlarımın bu önemli mezuniyet günü. Bugün hepinizi tebrik etmek istedim.
Elimi sallayarak koşar adım yanlarına gidip söze giriyorum.
Sairaorg-san!
Ancak Sairaorg-san beni görünce gülümsüyor ve şöyle diyor;
Hyoudou Issei, biraz daha asil davran. Nihayetinde sen artık Üst Düzey bir Şeytansın.
Ş-Şey, evet. Ama hâlâ öyleymişim gibi hissettirmiyor hiç.
Ha şöyle, zamanla hissettirir. Gerçek bir adam olmak bunu gerektirir. Biz böyle laflarken başka bir mezun Rias’a sesleniyor: “Rias-san, artık bir kez sınıfa dönme vaktimiz geldi.” Rias da “Evet, teşekkür ederim,” diye karşılık veriyor.
O zaman Ise, Sairaorg. Ben gidiyorum. Bugün geldiğin için teşekkürler.
Rias sadece bunu söyleyip okul binasına doğru geçiyor.
Geride Sairaorg-san ile ben kalıyoruz.
Sairaorg-san bana dönüp konuşuyor.
Geçen sefer senin için önemli bir tören olduğundan söyleyememiştim ama…… Ben de turnuvaya katılmayı planlıyorum.
Evet, katılacağını biliyordum zaten.
Aksi takdirde Sairaorg-san’a yakışmazdı zaten. Bütün o güçlü isimlerin ve Tanrıların toplanacağı bir turnuva bu. Onun katılmaması için hiçbir sebep yok.
Sairaorg-san sırıtmaya başlıyor.
Bizim çocuklardan bahsediyorum. Sana çoktan meydan okuma mesajları yollamışlardır. Bunu tahmin etmek hiç de zor değil.
Yani, bir sürü kişi bana bir şeyler söyledi açıkçası.
Harbi ya, Vali, Saji, Raiser, Shiva, Mahabali ve Cao Cao bu konuda benimle konuşmuştu.
Sairaorg-san tam gözlerimin içine bakarak tekrar konuşuyor.
Lafı dolandırmayı sevmem, o yüzden açıkça söyleyeyim. —Turnuvaya katıl. Ne şekilde olursa olsun. Seninle ve Rias’la yeniden rövanş yapabilir miyim bilmiyorum ama ikinizin de katılacağını bilmek tutkumu alevlendiriyor. Rakibimiz bir Tanrı olsa bile, seninle birlikte aştığımız o çetin savaş günleri boşa gitmeyecek. Hyoudou Issei, seni bekliyor olacağım.
Sairaorg-san sadece bunu söyleyip davetlilerden biri olarak spor salonuna doğru yürüyor.
Biliyorum Sairaorg-san.
Kararımı çoktan verdim ben!
Yumruğumu sıkıyorum. Ama şu anda mezunları uğurlaması gereken bir öğrenciyim. Kafam berrak bir şekilde spor salonuna adımlıyorum———
Ve böylece mezuniyet töreni başlıyor———
Mevcut öğrencilerin ve velilerin alkışları arasında mezunlar spor salonuna giriş yapıyor.
Merak edip velilerin oturduğu tarafa doğru bakıyorum.
Gözüme bir elinde dijital kamerasıyla kızıl saçlı bir beyefendi çarpıyor. Aaa, Rias’ın babası bu! Yanındaki de Rias’ın annesi. Ne kadar da genç görünüyor! Diğer veliler muhtemelen onu Rias’ın ablası falan sanıyordur.
Barakiel-san da burada…… Ve şimdiden burnunu çeke çeke zırıl zırıl ağlıyor. Üstelik bunu dijital kamerasıyla kaydetmeyi de ihmal etmiyor tabii. …… Barakiel-san, tören daha yeni başladı be abi. Ha, spor salonunun ortasında yürüyen Akeno-san, Barakiel-san’ı görüp kıpkırmızı kesildi! Babası şimdiden gözyaşlarına boğulduğu için utanmış olmalı……
Akeno diplomasını alırken ya da mezuniyet şarkısını söylerken Barakiel-san’ın hâli ne olacak çok merak ediyorum……
Aaa, gümüş saçlı bir kadın! Grayfia-san da onların biraz ilerisinde oturuyor. …… Grayfia-san’ı görmeyeli uzun zaman olmuştu. Aaa, yanındaki kızıl saçlı çocuk ise——— Milicas! Sirzechs-sama adına buraya gelmiş olmalılar.
Böylece tören milli marş ve okul marşıyla başladı, ardından diplomaların verilmesiyle sona erdi.
Öğrenci konseyi başkanı olan Xenovia, mevcut öğrencileri temsilen mezunları uğurlamak üzere konuşmasını yapmak için kürsüye çıktı.
Xenovia’nın mezunlara teşekkür edeceği böyle bir sahneyi hayal bile edemezdim. Onunla ilk tanıştığımız anları veya kulübümüzün bir üyesi olduğu zamanları düşününce insan onu bu rolde hiç hayal edemiyor.
[Mezunlar adına teşekkür konuşmasını yapmak üzere temsilcileri Shitori Souna-san davet edilmektedir.]
Evet.
Ardından eski başkan, mezunlar adına konuşmasını yapmak üzere kürsüye çağrıldı ve sahneye çıktı.
[Bahar kokularının yükseldiği bu mart gününde, bu okula veda edip yeni maceralara yelken açıyoruz.]
Kürsüye çıkan eski başkan sözlerine bu selamlamayla başlayıp ardından törene katılan herkese teşekkürlerini sunmaya başladı.
Birinci sınıftaki anılarından başlayıp üzerinde derin izler bırakan olaylara kadar her şeyi anlattı.
[Geçtiğimiz üç yıl boyunca pek çok farklı karşılaşma yaşadık…… Ve tabii ki ayrılıklar da. Bu çatının altında pek çok insanla tanışarak edindiğimiz tecrübeler, bizim için şüphesiz yeri doldurulamaz birer anı olarak kalacak. Ve yollarımızın ayrıldığı o insanlarla olan anılarımız da öyle———
Eski başkan orada bir anlığına duraksadı. Gözünden tek bir damla yaş süzüldü.
[…… Bir gün yollarımızın ayrıldığı o insanlarla yeniden karşılaşacağımıza inanarak yoluma devam etmek istiyorum. Onlarla tekrar bir araya geldiğimizde, ne kadar olgunlaştığımızı göstermenin en önemli şey olduğuna inanıyorum.]
Serafall-sama ve buraya gelemeyen diğer kişileri düşünerek bu konuşmayı yaptığını anlayabiliyorum.
Evet, tam da eski başkanın dediği gibi. Onlarla kesinlikle tekrar karşılaşacağımıza inanarak ilerlemeli ve yeniden bir araya geldiğimizde ne kadar olgunlaştığımızı onlara göstermeliyiz.
En önemli şey bu sonuçta———
[——— Üçüncü sınıflar temsilcisi, Shitori Souna.]
Başını saygıyla eğdikten sonra salondan büyük bir alkış tufanı koptu.
Böylece mezuniyet töreni sessiz sedasız devam etti ve mezunları uğurlamış olduk———.
Töreni henüz bitiren üçüncü sınıflar……
Yüzü gülenler. Gözyaşlarına boğulanlar. Birbirine sarılanlar. Birlikte fotoğraf çektirenler. Herkes farklı bir duygu seli içindeydi.
O öğrencilerin arasında, töreni biten Rias ve Akeno-san ellerinde diplomalarının bulunduğu silindir kutularla okul kapısından dışarı çıkıyorlar.
Onları bekleyenler ise biziz, yani Doğaüstü Araştırma Kulübü üyeleri. Rias ve Akeno-san’ı diğer öğrencilerin pek göremeyeceği bir yere götürmemiz gerekiyor.
Tören bittiğine göre Rias’a söylemek istediğim bir şey var. Bu çok önemli bir konu. İkimiz için de hayati bir mesele———.
Ama öncesinde, ona bir şeyler söylemesi gereken başkaları var.
Kiba, Koneko ve Gasper üçlüsü. İşin doğrusu, bu üçü bir süredir benimle akıl danışıyordu. Bu yüzden onlara elimden gelen tüm desteği vereceğim. Hatta, hadi bakalım çocuklar, gösterin kendinizi!
Üçünü de hafifçe itip Rias’ın karşısına geçmelerini sağlıyorum.
Önce Kiba, Koneko-chan ve Gasper’ın sana söylemek istediği bir şey var. Çabuk olun, kararlarınızı çoktan verdiniz, değil mi?
Kiba, Koneko-chan ve Gasper, Rias’ın karşısında duruyorlar, yüzlerinde oldukça gergin bir ifade var.
E-Evet. Ş-Şey…… Mezuniyetiniz kutlu olsun.
Tebrik ederim.
Kutlu olsun!
Kiba’nın bu kadar kızardığını ve sesinin panikle çıktığını görmek nadir bir durumdur. Neyse, durumlarını kendilerinden dinlediğim için sebebini anlayabiliyorum. Ama bunu yapmak istediğini söyleyen bu üçüydü, o yüzden cesur olup bunu başarmak zorundalar.
Evet, teşekkür ederim Yuuto, Koneko, Gasper.
Rias mutlulukla gülümsüyor.
Fakat Kiba çekinerek konuşmaya devam ediyor.
Ş-Şey…… Kuoh Akademisi lise kısmından…… artık mezun olduğunuz ve Doğaüstü Araştırma Kulübü başkanlığından ayrıldığınız için……
Rias, Kiba ve diğer ikisinin bu şaşkın hâllerini görünce hafifçe kıkırdamaya başlıyor.
İlahi Yuuto, Koneko, Gasper. Ne oldu böyle? Üçünüz de hiç her zamanki gibi davranmıyorsunuz. Bana ne söylemek istiyorsanız açıkça söylemelisiniz———
Derken üçü birden Rias’ın lafını keserek söze giriyor.
…… Rias-neesan.
Kiba’nın bu cesur hamlesinin ardından Koneko-chan ve Gasper da devamını getiriyor.
R-Rias-neesama……
R-Rias, a-ablaa~!
Odak noktası olan Rias, bunu duyduğu an şaşkınlıktan donakalıyor.
Hiç beklemediği bir şey olmuş olmalı.
Size Başkan demek yerine bu şekilde hitap etmenin daha uygun olacağını düşündük……
Evet, bana ve kızlara danıştıkları konu tam olarak buydu. Rias ve Akeno-san’ın mezuniyeti yaklaşırken, bu üçü Rias’a nasıl hitap etmeleri gerektiği konusunda bizi yanlarına çağırmışlardı.
Rias mezun oluyordu ve resmî olarak “Başkanlık” görevinden ayrılacaktı. Ona “Eski Başkan” demek garip olacağından, cesaretlerini toplayıp böyle bir karara varmışlardı.
Onların bu kararlılığını duyan Asia, Xenovia, Irina, Ravel, Rossweisse-san ve benden oluşan yeni kulüp ekibi de “Kesinlikle yapmalısınız!” diyerek onları gaza getirmiştik.
Ve işte, kendisine bu şekilde hitap edilen Rias———
………… Sessizce gözyaşı döküyor, elleriyle yüzünü kapatıyor.
Kiba ve diğer ikisi onun bu ani değişimi karşısında panikliyorlar.
Ş-Şey, garip mi oldu!? Saygısızlık mı ettik!?
Ç-Çok özür dileriz!
Ö-Özür dileriz~!
Kiba, Koneko-chan ve Gasper üst üste özür diliyorlar. Ama Rias başını iki yana sallıyor.
Rias parmaklarıyla gözyaşlarını siliyor ama akıp giden yaşlara engel olamıyor.
…… Hayır, öyle değil. O kadar mutluyum ki…… Okul kapısından çıktıktan sonra beni törenden bile daha çok duygulandıracak sözler duyacağımı hiç düşünmemiştim.
Gerçekten çok mutlu olmuş olmalı. Rias gözyaşlarını tutamayıp ağlamaya devam ediyor.
Onların kendisine bu şekilde hitap etmesini gerçekten ne kadar çok istemiş olmalı. Rias kendi hizmetkârlarını ailesi gibi görüyor. Bu üçünü de öz erkek ve kız kardeşleri gibi benimsemişti.
Bu yüzden kendisine böyle seslenmelerini canıgönülden arzuluyor olmalıydı.
Rias biraz sakinleştikten sonra hınzır bir tebessümle bu üçlüye bakıyor.
Bir kez daha söylesenize.
Ha?
Üçü de onun bu ani isteği karşısında neye uğradığını şaşırıyor. Rias kulaklarını onlara doğru kabartarak üstelemeye devam ediyor.
Hııı, bana öyle hitap etmeyecek misiniz yani? Kiba, Koneko-chan ve Gasper yeniden kıpkırmızı kesiliyor ve cesaretlerini toplayıp söze giriyorlar.
Ah, ş-şey…… Rias-neesan…… …… Rias-neesama.
…… A-Ablaa.
Ufufufu, bu gerçekten beni çok ama çok mutlu etti. Rias o kadar seviniyor ki olduğu yerde sevinçten zıplamaya başlıyor.
Evet ya, kendisine böyle hitap edilmesini cidden ne kadar çok istiyormuş meğer. Onlar için harika bir sürpriz olmuş olmalı.
Bunu gören Akeno-san takılmadan edemeyip söze giriyor.
Bak sen, ben de bana “Abla” denmesini isterim ama.
Kiba mahcup bir ifadeyle açıklama yapıyor.
Sizi de öz ablamız gibi görüyoruz elbette…… Ama hem baş başayken hem de milletin içinde size Akeno-san demek o kadar dilimize oturdu ki……
Yakışıklı çocuk tam da yaşına uygun bir küçük kardeş gibi davranıyor…… Hatta yaşından bile daha küçük bir kardeş gibi. Eski öğrenci başkan yardımcısı Shinra…… Yok yok, Shinra-senpai bu hâlini görseydi kesin heyecandan burnundan kan fışkırırdı.
B-Bir gün size de öyle diyeceğiz! Ama Rias-oneechan diyeceğiz diye zaten kalbimiz duracak gibi oldu~!
Gasper’ın bu sözlerini duyan herkes kahkahayı basıyor.
Pekala, Akeno-san’a nasıl hitap edecekleri konusunu da zaman halleder artık. …… Harbi ya, ortalık ne kadar da huzurlu hissettiriyor böyle. İçimdeki Great Red ve Ophis bile bu manzarayı izlerken bayağı keyif alıyor olmalı.
Şimdi sıra bende sanırım.
Rias’a doğru bir adım atıyorum.
Ben de bir şey söyleyebilir miyim?
Tabii ki, ne söylemek istiyorsun Ise?
Yanağımı kaşıyarak anlatmaya devam ediyorum.
Şey…… Kesin olarak karara vardığım bir konu var. Mezun olduğuna göre artık ne Doğaüstü Araştırma Kulübü Başkanı ne de bu okulun bir öğrencisisin, bu yüzden ben de net bir karar vermek istedim ve……
Karara vardığım şey——— Rias ile olan her zamanki konuşma tarzımızdı.
Açıkçası, birbirimizle nasıl konuşmamız gerektiği konusunda kafam biraz karışıktı. Baş başayken resmî konuşmayı bırakmam gerektiğini, sevgili olduğumuz için aramızdaki sosyal statü farkını ortadan kaldırmam gerektiğini içten içe biliyordum.
Ama etrafımızdaki olaylar o kadar tempoluydu ki; Yeraltı Dünyası, Cennet, Vampirler diyarı derken koşturup durduk…… Çeşit çeşit insanla tanıştık ve yeri geldi çok önemli şahsiyetlerle konuşmak zorunda kaldık. Ne zaman böyle bir durumla karşılaşsak, toplumsal hayatımızla özel hayatımız birbirine karışıyor ve ona hitap etme şeklim de sarpa sarıyordu.
——— Şu anda Rias ile nasıl konuşmam gerektiği konusunda kafam tamamen çorba olmuş durumda.
Ama Rias ile çıkarken hâlâ bu konuda tereddüt etmemin kötü olacağını düşündüm. Bu yüzden kesinlikle net bir karar vermem gerektiğini hissettim.
İşte bu yüzden mezuniyet töreni harika bir fırsattı.
Evet, bugünden itibaren öyle davranacağım. Benimle Rias arasındaki ilişki———
Doğrudan gözlerinin içine bakarak söylüyorum. Erkek adamlığımı göstermek adına———
Rias, mezuniyetin kutlu olsun. Bugünden itibaren seninle senli benli, samimi bir şekilde konuşabilmeyi umuyorum. Senli benli konuşmaya geçerek resmiyete veda ediyorum…… sanırım. Efendim olduğun için milletin içinde seninle resmi konuşmam gereken zamanlar olacaktır elbet. Ama onun dışında, böyle baş başayken veya rahat anlarımızda seninle rahatça konuşabilmek istiyorum.
Rias yüzünde kocaman bir gülümsemeyle bakıyor. Ardından ellerimi tutup ne kadar mutlu olduğunu gösteriyor.
Evet, bunu duyduğuma o kadar sevindim ki! Bugün gerçekten en harika mezuniyet günü oldu!
Çok şükür.
Diğerleri ve ben bugün belirli kararlar aldık ve onunla yeni bir ilişki seviyesine geçebilmişiz gibi hissettiriyor.
Evet, tam da bu yüzden ona bundan da bahsetmeliyim.
Bir de hepinizin duymasını istediğim bir şey daha var.
Asia, Ravel ve Xenovia ile göz teması kuruyorum. Etrafımda toplanıyorlar. Bunu onayladıktan sonra lafıma devam ediyorum.
…… Ben de kendi takımımla Derecelendirme Oyunu (Rating Game) turnuvasına katılacağım. Asia, Xenovia ve Ravel de beni takip etmeye kararlılar.
Asia, Xenovia ve Ravel’e bu düşüncemi Üst Düzey Şeytan terfi törenimden dönerken, trende olduğumuz o gün açıklamıştım.
Onlar da bu fikrimi memnuniyetle kabul etmişlerdi.
Elimde değildi ki. İçimde tutuşan o alevi söndüremiyordum.
Sıradan bir Derecelendirme Oyunu olsaydı, Rias’ın [Piyon’u] olarak seve seve katılırdım. Fakat dünya turnuvası, katılma şartları ve rakiplerimin bana ilettiği meydan okumalar gibi pek çok etken yüzünden, içimdeki o “erkeksi” tutku cayır cayır yanıyordu ve katılmaktan kendimi alamıyordum.
O adamlarla dövüşebilmek için kendi takımımı kuracağım———.
Doğrudan Rias’a soruyorum.
Katılmama izin veriyor musun, Rias?
Rias cesur bir ifade takınarak başını sallıyor.
Evet, elbette. Artık Üst Düzey bir Şeytan olduğuna göre, Sairaorg ve Vali’nin davetini geri çevirmenin imkânı yok zaten.
Ağzından bu sözlerin çıkacağını biliyordum işte……! Her zaman yanımda durup beni izledi. O benim en önemli velinimetim, Efendim ve beni bu noktaya kadar getiren Sevgilim!
Akeno-san, Kiba, Koneko-chan ve Gasper da Rias’ın etrafında toplanıyor.
Rias ardından benim takımımın önünde konuşuyor.
…… Ben de katılacağım. Gelecekte resmî olarak Derecelendirme Oyunlarına katılacağım için, yaklaşmakta olan bu etkinlik benim için harika bir fırsat olacak. Nasıl bir sonuç alırsak alalım, bu turnuvaya katılmak bizim için muazzam bir tecrübe olacak. Bu seni karşı karşıya gelip savaşmak zorunda kalacağımız anlamına gelse bile———
Kurallar gereği birbirimizle karşılaşmamız gayet olası bir durum.
Klasik bir Derecelendirme Oyununda pek de deneyimleyemeyeceğiniz bir durum bu aslında.
Taraf seçmekte zorlanan Rossweisse-san’ın kafası iyice karışmış durumda, ne yapacağını bilemiyor.
Rias ardından söze giriyor.
Rossweisse.
E-Evet, nedir Rias-san? Sen de Ise’nin takımına katılacaksın.
Herkes duyduğu bu sözler karşısında şaşkına dönüyor! Asia, Xenovia ve Ravel’in benim takımıma katılması doğaldı, çünkü zaten daha önceden bunu istediklerini söylemişlerdi.
Ama Rossweisse-san ile böyle bir sözleşmemiz olmamıştı, bu yüzden onun Rias’ın takımında kalması hiç de garip olmazdı.
Benim takımımda kalmaktansa Ise’nin takımına katılarak oradaki boşluğu doldurabilirsin.
A-Ama Rias-san! Y-Yine de ben sizin hizmetkârınızım ve———
Rossweisse-san aceleyle bir Şeytana dönüştürülmüş olsa da, şu an kalbinin en derinlerinden Rias’a minnet duyuyor ve Rias Gremory’nin hizmetkâr takımının en önemli üyelerinden biri konumunda. Rossweisse-san bu gerçekle gurur da duyuyor üstelik.
Rias, Rossweisse-san’a nazikçe sarılıyor ve şefkatli bir tonla konuşmaya başlıyor.
Evet, sen benim değerli hizmetkârımsın. Ancak, tüm potansiyelini en çok Ise’nin altında hizmet ederken ortaya çıkarabileceğine inanıyorum. Ve Ise’nin de senin yardımına ihtiyacı olacak. Benimkinden çok senin gücüne ihtiyacı var onun. Büyünün Ise’ye büyük bir destek olacağına inanıyorum. Birkaç gün önceki takasta senden bahsetmemiştim ama yine de Rossweisse, Ise’ye yardım etmeni istiyorum.
Rossweisse-san gözleri dola dola Rias’a sarılıyor.
Rias ardından konuşmaya devam ediyor.
Bunun sonsuz bir veda olmadığını daha önce de söylememiş miydim? Geniş bir perspektiften bakarsak, buradaki herkes Rias Gremory’nin hizmetkâr takımı sayılır, bilmiyor musun? Yoldaşlarım ve ailem. Sadece bazen birbirimizle yarışmak durumunda kalabiliriz, hepsi bu. Yarın ve hatta öbür gün de birlikte yaşamaya devam edecek bir aileyiz biz.
Uuu~! Rias-saaaaaan~! Ben! Ben Ise-kun’a yardım edeceğim, hiç merak etme! Şefkatli gözlerle izle beni, olur muuu~!
Yahu, şivesi yine geri geldi……
Anlaşıldı. Demek Rossweisse-san da benim takımıma geliyor———
Ama, böyle olması cidden sorun değil mi ki? Endişelenip Rias’ın yüzüne bakıyorum. İçimi okumuş olacak ki bana şöyle diyor.
Ben de kendi takımımı kurmanın yollarını arıyorum. Aklımdaki fikirlerden biri, eski Doğaüstü Araştırma Kulübü üyelerini merkeze alan yeni bir takım kurmak. Tabii şu an planladığım şey yaklaşmakta olan turnuva için geçerli.
Demek orijinal kulüp üyelerini merkezine alan yeni bir takım ha.
Rias devam ediyor.
…… Ise ile tanıştıktan sonra pek çok durumla karşılaştım ve çeşit çeşit insanla tanıştım. Bu belki de kaderdi, ama bunu tetikleyen şey Ise ve Asia ile tanışmam oldu. O andan itibaren, Xenovia’dan başlayarak diğer insanlarla da tanıştım. Bu benim için gerçekten çok önemli. Ama içimde bir yerler bana bunun Kızıl Ejder İmparatoru olan Ise’nin getirdiği bir şey olduğunu söylüyor.
Hayır Rias, bu——
Öyle değil ki! Bunların hepsi kader! Sadece ben değil, tüm bunların senin çekim gücün sayesinde yaşanan birer kader olduğunu düşünüyorum!
Rias da bunu anlamış gibi, lafımı keserek devam ediyor.
Ne söylemek istediğini biliyorum. Eğer bu konuda çok derin düşünmeye başlarsam kendi değerimi düşürmüş olurum. Bu yüzden böyle düşünceleri kafamdan atıp her şeyin yaşanması gerektiği için yaşandığı sonucuna vardım. Ama biliyor musun, orijinal Doğaüstü Araştırma Kulübü üyelerini merkeze alan yeni bir takım planlamak kesinlikle çok eğlenceli görünüyordu. Daha doğrusu, sadece bunu hayal etmek bile ilgimi çekmeye yetiyor. Edindiğimiz tüm savaş deneyimlerini referans alarak kurulabilecek harika bir takım olduğuna eminim. Sairaorg’un takımını, Sona’nın takımını ve Vali’nin takımını nasıl alt edebilirim acaba……? Sadece bunu hayal etmek bile uykularımı kaçırmaya yetti. İşte yaklaşmakta olan turnuva, böyle hayaller kurabilmemizi sağlıyor.
——— Doğru valla.
Önümüzdeki turnuvanın kurallarına göre kafama göre kendi takımımı kurma fikri, içimdeki hayalleri ve hırsı ister istemez alevlendiriyordu. Takımımın Vali’nin takımını ve Cao Cao’nin takımını yenebilmesi için ne yapmam gerektiğini düşünmekten kendimi alamıyordum zaten.
Mezuniyet töreninden önceki gece Rias’ın yataktan kalkıp çalışma masamda bir şeyler yazıp durmasının sebebi demek ki…… turnuva için bir takım planlıyor olmasıymış!
Rias ile ben aklımızdan geçenleri konuşurken Irina elini kaldırıyor.
Ş-Şey…… Madem lafı açıldı, beni de bir saniye dinleyebilir misiniz?
Bunu dedikten sonra anlatmaya devam ediyor.
Şu anda turnuva için çoğunlukla Reenkarne Meleklerden oluşan takımlar organize ediliyor. Joker’in [Şah] olduğu takım da şekillenmeye başladı. Ama ben o takıma katılmayı reddetmeyi planlıyorum.
Irina bana doğru bakıyor. Gözlerinde kararlı bir ifade var.
Ben Ise-kun’un takımına katılmak istiyorum.
Herkes bu sözler karşısında şaşkına dönüyor!
Şeytan ya da benim hizmetkârım olmayan Irina böyle söyleyince buradaki herkesin şoke olması çok normal tabii!
Irina konuşmasını sürdürüyor.
Bu, Ise-kun’un Üst Düzey Şeytanlığa terfi töreni bittiğinden beri başkalarından gizlediğim, kendi başıma verdiğim bir karardı. Üst kademedekiler bile Ise-kun söz konusu olunca bunu sorun etmiyorlar, hatta destekliyorlar.
Irina kafasını kaldırıp gökyüzüne bakıyor.
Cennetteki herkes benim için çok değerli. İnancımı unutmuş değilim. Tanrı’yı ve Michael-sama’yı düşünmediğim tek bir gün bile yok. Ama böylesine büyük bir turnuvada Xenovia ve Asia-san ile omuz omuza savaşma arzusu da içimde çok ağır basıyordu. Sonunda bu duyguyu söküp atamadım.
Bizim takıma doğru yürüyüp yanımda duruyor. Ardından kalbinin derinliklerinden kopan bir haykırışla haykırıyor.
B-Ben…… içimdeki aşk duygusuna karşı dürüst olmak ve hayatımı öyle yaşamak istiyorum! Bu yüzden Ise-kun’un takımının bir parçası olarak savaşmak istiyorum!
Irina. Benim takımıma gelmeyi bu kadar çok istiyorsun demek……
“Eğer Irina gelmek istiyorsa, bundan daha güçlü bir destek isteyemem zaten. Takımıma katılır mısın?”
Ona sorduğumda, yüzünde kocaman bir gülümsemeyle cevap veriyor.
“Evet, elbette! Sevgilim!”
Irina, Asia ve Xenovia’nın olduğu yere atlıyor.
“Xenovia! Asia-san! Bir kez daha, lütfen bana göz kulak olun!”
“Tabii ki Irina! Sen ve ben ebedi bir kadın kılıç ustası ikilisiyiz! Ve Asia ile birlikte———”
“Evet! Bu üçlünün takımı yenilmez!”
Irina, Xenovia ve Asia üçlüsü birbirlerine sarılıp hep birlikte etrafta dönmeye başlıyorlar.
Demek Irina ve Rossweisse-san da artık benim takımımdalar…… Görünüşe göre takımı Ravel ile en baştan tekrar konuşmam gerekecek.
Pekala o zaman. Rias ile olan ilişkimizi ve Derecelendirme Oyunu turnuvasını konuştum.
Şimdi sıra en büyük şovda. Bu adamın, Hyoudou Issei’nin en büyük ve en önemli parlayış anında! Rias’a bunu mezun olduğunda söylemeye karar vermiştim!
Rias’ın elini tutuyorum ve ona şöyle diyorum:
“Sana son olarak gerçekten çok önemli bir şey söylemek istiyorum.”
“…… Nedir?”
Sonra ona dosdoğru söylüyorum!
“Bir gün, senin yanında eşit şekilde durabileceğim…… daha doğrusu, seninle eşit bir sosyal statüye ulaşacağım. İkimizin de aynı Üst-düzey Şeytanlar olarak dışarıdan bakan herkesin gözünde birbirine yakıştığı söylenecek bir çift olmak istiyorum. Söylemek istediğim şey şu ki———gelecekte benimle aynı hayatı sürmeni istiyorum.”
———Geleceğin sözü.
Üst-düzey bir Şeytan olduğumda bunu ona söylemeye karar vermiştim. Mezuniyeti geldiğinde Rias’a bunu açıklayacağıma dair söz vermiştim.
İşte bu yüzden ona söyledim. Ona söyledim işte, lanet olsuuuuuuuuuuun!
Bu durum Rias için gerçekten çok beklenmedik bir şey olmuş gibi görünüyor.
“———!”
Kelimelerle ifade edemediği duygular yaşadığı her halinden belli.
Kıpkırmızı kesiliyor ve ardından———
“…… Evet!”
Bana cevabını verdi!!
Geleceğimizin sözünü verdi banaaaaaaa!!
Kabul etti ulan, kabul ettiiiiiiiiiii!!
[Oooooooooooooooooooooooooooooo~!!]
Herkes o kadar heyecanlanıyor ki bağırmaya başlıyorlar.
“İşte bu beeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeee!”
Olduğum yerde avazım çıktığı kadar bağırıp sevincimi tam gaz haykırıyorum!
Azazel-sensei! Başardım ulan başardııııım!
Ben! Kendimi daha da adam gibi bir adam olarak geliştireceğim ve Rias’a kesinlikle layık bir adam olacağım, evet olacağım ulaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaan!
Belki de sesimi duydukları için geldiler. Matsuda ve Motohama bir anda birdenbire beliriveriyorlar.
“Ah, buradaymışsın Ise!”
“Ah, Rias-senpai ağlıyor!”
Rias’ı ağlarken görünce ikisi de şoke oluyor.
Evet, bu iyi bir fırsat. Onlara söyleyeceğim. Hadi onlara söyleyelim.
Rias’ın yanında duruyorum.
“Ah, artık dürüst olmalıyım. Matsuda, Motohama. Gerçek şu ki, biz çıkıyoruz.”
Parmağımla burnumun altını kaşıyarak bunu onlara söylüyorum.
“……………………”
“……………………”
İkisi de bir an için kendilerine ne söylendiğini kavrayamadılar. Ancak Rias’ın başını onaylarca salladığı yüzlerimize baktıktan sonra bunun gerçek olduğunu anlıyorlar.
“ “Neeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeee!?” ”
İki hainin ruhlarından kopan o çığlık, az önce bizim attığımız nidalardan bile daha şiddetli bir şekilde etrafta yankılandı———
O gün, mezuniyet töreninin ardından düzenlenen partide, bu iki aptal bana ona ve buna dair sorular sorup durdular.
Kanlı gözyaşları döküyormuş gibi görünen o iki herif, bana “hain!” diye bağırarak gözyaşları içinde çığlık atmaya başladılar. Ve nefrat dolu sözlerle bana “git ve geber!” dediler. İliklerine kadar nefretle dolu sözlerle.
Hehe, neyse, görünüşe göre bugün birçok meseleyi hallettim.
Partiden sonra, Rossweisse-san’ı kendi hizmetkarım yapmak için Rias ile bir takas yaptım.
———Pekala o zaman, hadi yapalım şu işi. Gidelim.
Asıl eğlence şimdi başlıyor! Öncelikle, takıma katılabilecek potansiyel üyeler bulmam gerekiyor!
Hizmetkarım olmasalar bile, dünya turnuvasını kazanmak ve güçlü rakipleri alt etmek için kendi takım üyelerimi toplayacağım!
Ddraig, sen de benimle geleceksin, değil mi?
[Evet, elbette. Albion ve Vali Lucifer turnuvaya katıldığı sürece benim, hayır, ikimizin katılmaması için hiçbir neden yok.]
Bu konuda haklısın. Vali’nin benden başka birine yenilmesine asla izin vermem.
Bekle beni Vali. Bekleyin beni, rakiplerim!
