High School DxD Cilt 16 – Bölüm 3 / Yaşam. 2 Karanlık Gecenin Soydaşları
Kısım 1
Kalenin içi sessizdi ve karşılaştığımız tek kişiler yanımızdan geçen hizmetçiler ile devriye gezen askerlerdi.
Biz Doğaüstü Araştırma Kulübü üyeleri, bir hizmetçi rehberliğinde Gasper’ın babasının kapatıldığı bodrum katındaki odaya doğru götürülüyorduk.
Rias ve Gasper, Valerie onları görmek istediği için taht odasına götürülürken, Öğretmen de Marcus’un emrinde çalışan yüksek statülü bir Vampiri takip etti.
İlk taraf muhtemelen Valerie ile yapılan sıradan bir konuşmaydı. İkinci taraf ise muhtemelen Öğretmen’e Kutsal Ekipmanlar (Sacred Gear) konusundaki bilgisi hakkında sorular sormak istiyordu.
…… Bize de burada beklemede kalmamız söylenmişti ama “Gasper’ın babası” ile görüşme onaylandığı için onun yerine kendisini görmeye karar verdik.
Taşlardan yapılmış kalenin içindeydik. Elinde fener taşıyan hizmetçi bize rehberlik ederken merdivenlerden aşağı iniyorduk.
Epey bir merdiven indikten sonra geniş bir kata çıktık. Bir sürü kapı vardı ve hizmetçi bunlardan birine doğru yaklaştı.
Burası Vladi Hanedanı Lideri’nin kaldığı konuk odasıdır.
Konuk odası demek…… Bir soyluyu ağırlamak için epey sade bir yer sanki…… Gerçi hapishaneye benzeyen bir yerden daha iyidir sanırım.
Hizmetçi kapıyı çaldı ve içerideki kişiye, —Sizi görmeye gelen misafirler var, diyerek bilgi verdi. Kilitli kapıyı açıp içeri girmemiz için bize yol verdi.
Birbirimize başımızla onay verip odaya girdik.
Oda…… Hayal ettiğimden çok daha görkemliydi. Tavandan oldukça pahalı görünen bir avize sarkıyordu. Tüm mobilyalar lüks görünüyordu.
Anlaşıldı, bir soylunun kapatılması için kesinlikle eksiksiz bir odaydı.
Odada koltukta oturan kişi bizi görünce ayağa kalktı.
Sarı saçlı genç bir adam. 30’larında gibi görünüyordu. Gasper’ın babası olduğu belliydi, bu yüzden ona bayağı benziyordu.
Akeno-san bir adım öne çıkarak onu selamladı.
Nasılsınız, biz Rias Gremory-sama’nın hizmetkar Şeytanlarıyız. Ben Rias Gremory-sama’nın [Vezir]’iyim, adım Himejima Akeno. Bugün size selamlarımızı iletmemiz gerektiğini düşündüm, bu yüzden sizi görmeye geldik.
Rias yokken grubumuzun lideri Akeno-san oluyordu. Adamı zerre saygısızlık etmeden, oldukça zarif bir şekilde karşılıyordu.
Adam başıyla onaylayıp koltuğa oturması için işaret etti.
Lütfen oturun. Şey, hayır, Gasper hakkında konuşmaya geldiniz, değil mi?
Görünüşe göre buraya ne için geldiğimizi hemen anlamıştı.
Akeno-san koltuğa oturdu, biz de arkasında sıra halinde dikildik.
…… Gasper’a benziyordu ama teni Gasper’ınkinden bile solgundu, bu yüzden yakışıklılığı bana sanki yapay bir şekilde üretilmiş hissi veriyordu. Ayrıca bir gölgesi de yoktu. Yani kendisi safkan bir Vampir babaydı.
Gasper’ın babası konuştu.
Rias-sama ile zaten konuştum. Bu konuyla ilgili bilgi alışverişinde bulunduk. Gremory ve Vladi’nin o konuyu nasıl ele alması gerektiğini tartışırken bu kaleye çağrıldım…… Ve söylemesi epey utanç verici ama sonunda bu odaya kapatıldım. Bir darbenin bu kadar sessizce gerçekleşeceğini ve Kral Tepes’in geri çekileceğini hiç tahmin etmemiştim. Görünüşe göre Ekselansları Marius’un grubu, oğlumu kullanarak Rias-sama’yı buraya getirme emri vermiş.
Buradaki olayları anlatmasına rağmen sesi oldukça sakindi. Olaylardan pek etkilenmiş gibi görünmüyordu. İçinde bulunduğu bu durumu kabullendiği izlenimine bile kapılabilirdiniz.
…… Ama demin beri kafamı kurcalayan bir şey vardı.
Az önce kullandığı “o şey” kelimesi hakkında.
Neyi kastettiğini tahmin bile etmek istemiyordum ama acaba o……
“O şey” derken?
O şey…… Görünüşe göre Gasper bir Şeytan olarak işlev görüyormuş. Dürüst olmak gerekirse bunu Rias-sama’dan duyduğumda şok geçirdim.
Bir babanın kendi oğlundan “o şey” diye bahsetmesi ha.
…… Bu gerçekten korkunç. Safkan Vampirler ile melez Vampirler arasında ayrımcılık olsa bile, kendi oğlundan bu şekilde bahsetmesi……
…… Tahmin ettiğimiz gibi, Gasper-kun’un annesi de……
Akeno-san bu şekilde sorduğunda Gasper’ın babası başını salladı.
Evet, kendisi çoktan vefat etti. Tam da o şeyi doğurduktan hemen sonra.
Zor bir doğum olduğunu mu söylüyorsunuz?
Vladi Hanedanı Lideri, Akeno-san’ın sorusu karşısında ilk kez yüz ifadesini değiştirdi. Gözlerini süzdü ve kaşlarını çattı.
…… Hayır, geçirdiği şok yüzünden öldü.
!
Bu da ne demekti böyle? Buradaki herkes bu durumu şüpheli bulurken, Gasper’ın babası ellerini birleştirdi ve korkuyla konuştu.
İçinden doğan şey— korkutucu bir aura ile kaplanmış bir şeydi.
Bir şey mi?
Görünüşe göre Akeno-san da Lider’in ne demeye çalıştığını kavrayamamıştı. Aynı şey bizim için de geçerliydi.
Babasının ne anlatmak istediğini hiçbir şekilde anlayamıyorduk.
Bizim bildiğimiz Gasper ile onun bildiği Gasper arasında kritik bir fark olduğunu düşünmekten kendimi alamıyordum.
Lider ardından sanki kelimeler ağzından zorla çıkıyormuş gibi konuştu.
…… O şey doğduğunda…… Bir insan şekline sahip değildi. Annesinin rahminden kıvranan, siyah ve ürkütücü bir şey çıktı. Rahimden kelimelerle tarif edilemeyecek bir şey çıktı. İnsan, Vampir hatta canavar bile olmayan bir şey. Annesi bunu kendi gözleriyle gördü ve aklını yitirerek ölümüne yol açtı.
…………
…… D-Durun bir dakika. Bu da neydi böyle? Bu anlatılan…… Gerçekten Gasper hakkında mıydı……? Hem kıvranan siyah bir şey de ne demek…… Sanki bir canavarın doğumuna tanıklık etmiş gibi bir hikaye anlatıyordu.
Şey, son zamanlarda içinde uyanan o güç kesinlikle…… Kapkaranlık bir kütlenin yeteneğiydi.
Lider konuşmaya devam etti.
O sahnede hazır bulunan hemşireler ve birkaç hizmetçi garip bir şekilde birer birer ölmeye başladı.
…… Garip bir ölüm. Doğum sırasında orada olanlar mı?
Lider ardından tek bir şey söyledi.
Ölümüne lanetlenmiş olmalılar.
…… Yani onların bir lanet yüzünden öldüklerini söylüyordu.
Gasper mı yapmış? Bir lanet mi?
Konumumun ötesinde bir hareket olmasına rağmen ona bunu sormaktan kendimi alamadım. Lider bunu pek umursamadan bana cevap verdi.
Evet, bilinçsizce kullandığı bir lanet olmalı. Doğumundan birkaç saat sonra normal bir bebek şekline büründü ama o zamana kadar annesi geçirdiği şok yüzünden çoktan ölmüştü.
…… Ciddi misin sen abi ya?
Bu hayal gücümüzün bile ötesinde bir şey!
Gasper-kun’un bundan haberi var mı?
Akeno-san’ın sorusu üzerine Lider başını iki yana salladı.
Hayır, ona bundan bahsedilmedi. Ne de olsa onu gerçek formuna neyin döndüreceğini bilmiyoruz. Onu dikkatsizce kışkırtmak istemiyorum. …… O olayı bilmeyen yakın akrabalarım, onun zamanı durduran Kutsal Ekipman’ını yanında bulunulması rahatsız edici bir şey olarak gördüler. Ama onun gerçek formunu bilen bizler için bu durum, zamanı durdurma yeteneğinden çok daha korkutucu.
Lider, elleriyle ağzını kapatırken ağır bir tonla konuştu.
…… Gremory Şeytanları, onu ne bir Vampir ne de bir insan olarak değerlendiremeyiz…… Onu ancak farklı bir varlık olarak sınıflandırabiliriz. Onu melez biri gibi gördük ama…… Bunun doğru bir karar olup olmadığını bilmiyoruz. Ve gerçek kimliğini bilmediğimiz halde onun dış dünyaya gitmesine izin verdik……
Kafası epey karışmış bir ifadeye bürünen Lider’e döndüm.
Geçmişte nasıl biriydi bilmem. Ama Gasper şu anda bir Şeytan. O bizim küçük kardeşimiz, küçüğümüz. Bedenini karanlık lekelemiş olsa bile— o hâlâ bizim yoldaşımız.
Koneko-chan da bir adım öne çıktı.
…… Gya-kun benim değerli arkadaşım. Benimle aynı yaşta olan ilk arkadaşım o.
Koneko-chan…… Gasper ile herkesten daha iyi anlaşan kişi Koneko-chan olduğu için, bunu anında söyleyebilecek tek kişi de oydu.
Lider bize sordu.
Aranızdan kimse o gerçek forma tanıklık etmedi mi?
Gölgeleri kontrol edebilen ve karanlıkla lekelenmiş olan Gasper’ı kastediyor olmalıydı. Hepimiz başımızla onayladık.
Lider bunu görünce gülümsedi.
…… Düşündüğüm gibi, sizler Gremory grubusunuz. Benzer bir soruyu sorduğumda Rias-sama da aynı şeyi söylemişti.
[Eğer bir insan ya da Vampir değilse, o zaman Gasper bir Şeytan’dır. Ne de olsa onu kendi ellerimle bir Şeytan olarak reenkarne ettim. Gerçek formu ne olursa olsun, o hiç şüphesiz Gremory grubunun bir Şeytanı’dır.]
Rias’ın ona bu şekilde nasıl cevap verdiğini anlattı.
Ben…… Hayır, hepimiz Rias’ın bu sözleri karşısında duygulandık.
Sevdiğim kadın…… Efendimiz…… Kesinlikle en iyisiydi!
Lider ardından hafifçe gülümseyerek şöyle dedi:
………… Bu benim anlamakta zorlandığım bir duygu ama anlıyorum. Eğer o güce tanıklık ettikten sonra hepiniz bunu söyleyebiliyorsanız, birazcık bile olsa hepiniz tarafından kurtarıldığı sonucuna varabilirim.
Konuşmamız bundan sonra da bir süre devam etti ama Gasper’ın gerçek formu hakkında başka bir şey öğrenemedik.
Kesin olan tek şey, Vladi Hanedanı olarak Gasper’ın varlığından memnun olmadıklarıydı. …… Sanırım Rias ile Gremory tarafının resmi olarak onun tüm sorumluluğunu üstleneceği şekilde konuştu.
Başka bir deyişle, artık bu topraklarda evim diyebileceği bir yer kalmadığı anlamına geliyordu.
Görüşme sona erdi ve yeraltından çıkarken hizmetçi eğilerek bize bilgi verdi.
Hyoudou Issei-sama ve Toujou Koneko-sama, Ekselansları Valerie sizi talep ediyor.
Koneko-chan ile birbirimize baktık.
…… Yani bu seferki davet Gasper’ın kurtarıcısından geliyordu.
Yola çıkmadan önce Ravel bir Kızıl Ejder İmparatoru’nun programının yoğun olduğunu söylemişti, bunun doğru olduğuna hak vermekten kendimi alamıyorum.
Ama buraya geldiğimizden beri kafamı kurcalayan pek çok şey vardı—.
Koneko-chan ile götürüldüğümüz yer, kalenin üst katlarında bulunan kapalı bir bahçeydi.
Tek bir pencerenin bile olmadığı, görebildiğimiz ve duyabildiğimiz tek şeyin yapay ışık, çeşitli çiçekler ve huzurla akan su olduğu kapalı bir yerdi.
Bahçenin merkezinde Rias, Gasper ve Valerie’nin çoktan oturduğu bir masa vardı.
Hizmetçi içeri girmemize izin verdikten sonra Koneko-chan ile boş sandalyelere oturduk.
…… Yanı başımdan gelen o ürkütücü baskıyı da hissediyordum. O tarafa baktığımda, taht odasında bulunan ve sırtını duvara yaslamış olan siyahlar içindeki adamı, Crom Cruach’u görebiliyordum.
…………
Sessizce bize tek bir bakış attıktan sonra hemen gözlerini kapattı.
Valerie hafifçe kıkırdadı.
Oradaki kişi benim korumam. Adı Crom Cruach-san.
…… İsteyebileceğin en güçlü korumaya sahipsin valla. Valerie’nin yanında Kötü Ejder, Rizevim denen ihtiyarın yanında ise diğer Ophis vardı.
Patron seviyesindeki bir figürün koruması bile hafife alınmayacak bir şeydi. Yani burada yanlış bir hamle yapamayız, ha. En kötü senaryomuz olarak fırsatını bulursam Valerie’yi zorla kaçıracağıma dair basit bir planım vardı ama o şey onun yanındayken bu hamleyi yapamam……
Önüme bir fincan kondu ve Valerie bana çay doldurdu.
Valerie gülümseyerek bana konuştu.
Rias-sama’dan Gasper’ın Japonya’daki yaşam tarzını anlatmasını istedim. Japonya’nın çok huzurlu bir ülke olduğunu duydum, Hyoudou Issei-san.
Ona kibarca cevap vermem gerekiyordu, değil mi……? Gasper’ın kurtarıcısı olsa bile, şu anda bu ülkenin lideri konumundaydı.
E-Evet. Japonya’da pek çok lezzetli yemek ve eğlence var, Valerie…… Yani Ekselansları.”
Ben böyle söyleyince Valerie sanki komik bir şey söylenmiş gibi hafifçe kıkırdadı.
Miyudou Issei-san, benimle bu kadar resmi konuşmanıza gerek yok. Rias-sama’dan da benimle rahatça konuşmasını rica ettim. Lütfen bana Valerie deyin.
Evet, onun dediği gibi yapmalısın Ise.
Rias da aynı şekilde konuştu.
Kendisi ve Rias izin verdikten sonra ben de öyle yapardım tabii.
Peki, anladım Valerie.
Ufufu, teşekkür ederim.
Yalnız, yüz ifadesi…… Gülümsemesinde o kadar boş, o kadar hüzünlü bir gölge vardı ki bakmak insanı kahrediyordu. Nasıl bir ortamda büyüdüğünü tahmin etmek hiç de zor değildi—.
Valerie, Koneko-chan’a sordu.
Toujou Koneko-san, pek çok lezzetli tatlı bildiğinizi duydum, doğru mu? Japonya’da ne tür tatlılar var acaba?
Şey, benim sevdiklerim—
Ardından pek de önemli olmayan muhabbetimiz başladı.
Hiçbir şeyin yaşanmadığı o sıradan günlük hayat, Valerie için öylesine yeni ve ilgi çekiciydi ki hiç beklemediğimiz detaylara takılıp bize bir sürü soru soruyordu.
Anlıyorum. Gasper’ın kız gibi giyinmesinin sebebi, biz küçükken onu giydirip oyunlar oynamamdı. Başta karşı çıkıyordu ama sonra aniden kendi kendine giymeye başladı…… Ufufu♪
Ş-Şey! Valerie, bunlardan bahsedemezsin ki!
Aha evet, bir de elinde oyuncak bir bebek olmadan uyuyamama huyunu düzeltebildin mi bakayım?
Ş-Şey……
Ufufu, sanırım düzeltememişsin. Bu tam da Gasper’a göre bir şey.
İkisinin bu halleri içimizi ısıtmaya yetiyordu. Gasper da çekinmeden konuşuyordu, aralarındaki bağ çok doğaldı.
Ne kadar da şanslısınız. Ben de Japonya’daki pastalardan yemek isterim. Kutsal bir lezzetleri olduğuna eminim. Tatlıları kan içmeye yeğlerim. İnsan kanının tadı daha ağır olmalı, ufufu.
Dış dünyadan tamamen kopuk bir havası olsa da normal bir kızla aynı tepkileri veriyordu.
Fakat— zaman zaman hiç kimsenin olmadığı yönlere doğru konuşuyordu.
Evet. …… Biliyorum. Fakat bu……
…… Kutsal Kase’sinin gücü sayesinde gözlerimizin göremediği ölülerle konuşuyor olmalıydı.
Koneko-chan kulağıma fısıldadı.
…… Valerie-san’ın konuştuğu yönde olumsuz bir ki sarmalı var. Gözlerinizle göremezsiniz ama yarattığı baskı yüzünden varlığını ben bile hissedebiliyorum.
Demek Koneko-chan senjutsu kullanarak bilinmeyenin varlığını hissetme yeteneğini geliştirmişti. Kutsal Kase’nin gücüyle çekilen ölüleri fark edebilmesi gerçekten harikaydı.
Koneko-chan’ın bu gelişimine hayran kalırken, Valerie aniden kafasını tavana doğru kaldırdı.
Üzgün bir yüz ifadesiyle mırıldandı.
…… Demek Gasper daha önce güneşi gördü.
Evet. Gündüz yürüyeni gücüm olduğu için…… Ama senin için de durum aynı, Valerie.
Gasper’ın bu sözleri üzerine Valerie hafifçe gülümsedi.
Haklısın. Ama ben…… Buradan dışarı çıkmama izin verilmeyecek…… Tek bir kez bile olsa, güneşin altında Gasper ile çay içmeyi çok isterdim. Piknik yapmak çok eğlenceli bir aktivite, değil mi?
…… Daha önce hiç dışarı çıkmamıştı ha. Doğru hatırlıyorsam doğduğundan beri buraya kapatılmıştı. Kutsal Kase’nin gücü uyandıktan sonra muhtemelen daha da katı bir şekilde hapsedilmişti.
Güneşin altında yaşamak bizim için sıradan bir şey olsa da onun için mucizevi bir şey olmalıydı.
Rias bunu duyduktan sonra gülümsedi ve bir teklifte bulundu.
Eğer durum buysa, hep birlikte yapalım. Doğaüstü Araştırma Kulübü üyeleri ve sen, hep birlikte Japonya’daki tatil beldelerine gidelim Valerie.
Rias’ın bu teklifiyle Valerie’nin gözlerine yeniden bir ışık geldi.
Aman tanrım, bu harika olurdu. Herkesle birlikte güneşin altında piknik yapmak gerçekten çok eğlenceli görünüyor.
Demek bu kız da böyle güzel bir şekilde gülümseyebiliyordu ha.
…… Evet, çok haklıydı. Rias sonuna kadar haklıydı! Gaza gelip sandalyemden fırladım!
Evet ya, hep birlikte Japonya’nın en güzel yerlerini gezelim! Gya-suke, sen de Japonya’daki pek çok güzel yeri biliyorsun, değil mi? Onları Valerie’ye gezdirip göstermen yeterli!
Gasper neşeli bir ifadeye bürünerek sözlerime defalarca başıyla onay verdi.
E-Evet! Çok haklı Ise-senpai, Valerie! Benimle birlikte Japonya’da takılmaya gel! Kraliçe olduğun için şu an zor olabilir ama…… Bu kargaşa tamamen yatıştığında kesinlikle boş vakit bulursun! Hayır, gerekirse seni gelip ben alacağım! Japonya samimi insanlarla dolu, bir sürü lezzetli yemek var ve Japonya’nın dört mevsimi her zaman büyüleyicidir!
Gasper’ın her zamankinden daha coşkulu olduğunu görünce ona takılan bir ifadeyle konuştum.
Hahaha, evden çıkmayan Gasper’a göre bayağı tutkulu bir konuşma oldu bu.
A-Aşk olsun! Ise-senpai! L-Lütfen benimle dalga geçme~! B-Ben burada Valerie’ye son derece ciddi bir teklifte bulunuyorum~!
Çok doğru Senpai. Gya-kun hayatında ilk kez birine randevu teklif ediyor. Bu yüzden onunla dalga geçmene izin veremeyiz.
Bak sen şu işe, Koneko-chan bile böyle diyordu!
Ufufu.
Rias da bu durumu eğlenceli bulmuş gibi gülümsedi.
Doğru ya, ne yapıp edip onu buradan çıkarmamız gerekiyordu. Kutsal Kase yüzünden buraya hapsedilmiş olmalıydı. Yine de— tıpkı şu anki gibi hâlâ normal bir kızın kişiliğine sahipti!
O zaman sadece birlikte eğlenmemiz yeterliydi, böylece ruh hali eninde sonunda normale dönecekti—.
Biz böyle neşe içinde sohbet ederken, farklı bir ses araya girerek tüm bu ortamı böldü.
Tüm bunlarda bu kadar heyecanlanacak ne var merak ediyorum doğrusu.
Bahçeye giren kişi— Marius Tepes’ti. Yüzüne sahte bir gülümseme takınarak bize doğru yürüdü. Beni gerçekten hayrete düşürüyordu çünkü sanki üzerine kıyafet geçirilmiş saf kötü niyet kütlesinden oluşmuş gibiydi.
O anda Valerie’nin gözlerindeki ışık kayboldu. Valerie ardından yapmacık bir gülümsemeyle ona cevap verdi.
Marius-oniisama. Ben de tam Gasper ve Rias-sama ile konuşuyordum.
Marius bizi bir kez daha selamladı.
Merhabalar. Bölüyorum ama kusura bakmayın. Valerie’nin misafirlerle buluştuğunu duyunca kendimi göstermem gerektiğini düşündüm. Rahatsızlık veriyor muyum?
…… Bunu bize bilerek soruyordu.
Bir şeyler planladığımızı düşündüğünden kesinlikle bizi kontrol etmeye gelmişti.
Az öncesine kadar her zamanki gülümsemesine sahip olan Rias bile hoşnutsuz bir ifadeyle karşılık verdi.
Hayır, vermiyorsunuz. Ayrıca daha önce hizmetkarım [At] yüzünden size epey sorun çıkardım.
Rias, Xenovia’nın yaptıkları için bir kez daha özür diledi.
Marius acı bir şekilde gülümsedi.
Yok canım, alt sınıftan olanların bu dünyaya geldiklerinde anlayamayacakları şeyler vardır.
Sadece omuz silkti ve bunu o kadar da büyütmedi.
Ş-Şey, bakar mısınız!
Ne var, Gasper Vladi?
Gasper hiç geri adım atmadan doğrudan ona sordu.
…… Lütfen Valerie’yi serbest bırakabilir misiniz? Elimden gelen bir şeyse her şeyi yaparım. Bu yüzden lütfen! Lütfen Valerie’ye bundan daha fazla acı çektirmeyin……
…… Helal olsun be. Son zamanlarda Gasper’ın bir erkek olma yolundaki gelişimi gerçekten takdire şayandı. Gelecekte Gremory erkekleri arasındaki en delikanlı adam bile olabilirdi.
…… Şey, bunun gerçekleştiğini pek hayal edemiyordum aslında.
Bunu duyan Marius, elini çenesinin altına koyarak düşünmeye başladı.
…………
Ardından gülümseyerek şöyle cevap verdi:
Çok iyi. Onu serbest bırakacağım.
…… Bu beklenmedik bir cevaptı! Yok ama…… Bu bir……
Marius konuşmasına devam etti.
Ancak, lütfen bana biraz zaman verin. Siyasi güç henüz el değiştirdi, bu yüzden tahta yeni çıkan Valerie’nin hemen çekilmesi hoş durmaz. Bize biraz zaman verirseniz, Valerie’yi hepinize teslim edeceğim.
Marius bunu Valerie’ye söyledi.
Valerie, Japonya’ya gidebilirsin. Orada Gasper Vladi ile birlikte huzur içinde yaşayabilirsin.
Ama Kutsal Kase ne olacak……
Marius, kafası karışmış bir ifadeye bürünen Valerie’nin omzuna elini koyarak gülümsedi.
Bunu dert etmene gerek yok. Artık onu kullanmak zorunda değilsin. Görevini fazlasıyla yerine getirdin. Yani Kutsal Kase’den “özgür kalabilirsin”.
G-Gerçekten mi? Inanmıyorum, Gasper. Görünüşe göre Japonya’ya gidebileceğim.
Evet! Çok sevindim! B-Bu gerçekten harika bir haber!
İki çocukluk arkadaşı neşeyle birbirlerinin ellerini tuttu.
Gasper başını Marius’a doğru eğdi.
Çok teşekkür ederim! Çok teşekkür ederim!
Lafı bile olmaz. Fufufu.
Manidar bir şekilde gülümseyen Marius’a karşı— ben, Rias ve Koneko-chan ağzımızı açmadık.
…… Buna sadece şüpheli deyip geçemezdiniz.
Bu imkânsızdı. Valerie’yi ve Kutsal Kase’yi öylece bırakması imkânsızdı.
Tıpkı benim gibi Rias ve Koneko-chan da bunu fark ettiği için ona şüphe dolu gözlerle bakıyorlardı.
Gasper ve Valerie ise Marius’un sözlerinden şüphe bile duymadan sadece neşe içindeydiler.
Onu “özgür bırakmak” ha.
Kötü kehanetlerle dolu kelimeler. Biz şüphe içinde kıvranırken, Valerie ile olan çay partisi orada sona erdi.
Kısım 2
Oh, burası beklenmedik derecede normalmiş ha, Vampirlerin kasabası yani.
Gözlerimin önüne serilen şey— Bembeyaz karla kaplı, yabancısı olduğumuz bir kasabaydı. Önümde sıra sıra dizilmiş pek çok bina vardı.
Asia, Xenovia, Irina, Rossweisse-san ve benden oluşan beş kişilik grup, keşif yapmak için gece geç saatlerde kale kasabasına indik.
Öyle diyordum ama Valerie ile yapılan çay partisinden bu yana iki gün geçmişti ve o zamandan beri kayda değer hiçbir şey yaşanmamıştı. Konuk odasında boş harcayacak çok vaktimiz olduğu için Rias aşağı inip kale kasabasını gözlemlememizi önermişti.
Dışarı çıkanlar az önce saydığım beş kişiydi. Kalan üyelere gelince; Öğretmen, Vampirlerin Kutsal Ekipman enstitüsü tarafından götürüldüğünden beri geri dönmemişti. Aynen öyle, son iki gün boyunca bir kez bile geri gelmemişti. …… Kötü bir şey olmadığına eminim ama Öğretmen’in ne yaptığını gerçekten merak ediyorum……
Rias ve Akeno-san son iki gündür mahzende Tepes Hanedanı’nın Başı ile görüşmelerine devam ediyorlar. Kiba da muhafızları olarak yanlarında duruyor. Görünüşe göre Rias, Gasper’ı Vladi Hanedanı’ndan resmen bünyesine katabileceği bir müzakere yürütüyor. Şeytanların ve Vampirlerin soyluları arasında geçen bir görüşme olduğundan, farklı değer yargılarına sahip olmalarına rağmen müzakerelerin sorunsuz ilerlediğini duydum.
Gasper ise Koneko-chan ile birlikte her gün Valerie ile çay partisi yapıyor. Geçici Kraliçe olan Valerie’nin bir hayli boş vakti var, bu da durumdan daha da şüphelenmemize yol açıyor.
…… Normalde bir Kraliçe’nin bu kadar boş vakti olmaz. Hele ki darbenin henüz yeni bittiği böyle bir ortamda. Benim gibi bir aptal bile bu tür bir durumda Kraliçe’nin çok daha fazla harekete geçmesi gerektiğini düşünür. Politika için kullanılan bir kukla olabilir ama yine de Kraliçelerine fazla özgürlük veriyorlar gibime geliyor.
…… Marius’un söylediği “serbest bırakma” kelimesine de takılıp kaldım…… Nasıl düşünürsem düşüneyim kulağa kötü bir kehanet gibi geliyor. Son iki gündür göze çarpan hiçbir hareketliliğin olmaması da beni endişelendiriyor……
Bir şekilde Valerie’yi de yanımıza almak iyi olabilir ama yanındaki o Kötü Ejderha gerçeği var ya……
Hayır, bundan korkup duramam. Gerekirse, Kötü Ejderha ile savaşmak anlamına gelse bile Valerie’yi zorla almak en mantıklısı olacak.
Ddraig’in uyarısını takdir ediyorum ama onun tehlikede olduğunu göre göre hiçbir şey yapmamak da bana doğru gelmiyor.
Peki ama şimdi ne yapmam gerekiyor? Sonsuza kadar bu ülkede kalamayız……
Ise-san, bir sorun mu var?
Asia yüzüme bakıyor.
A-Ah, kusura bakma. Biraz düşüncelere daldım.
Kafamı toplamam lazım. Rias dışarı çıkmamıza izin vermek için epey uğraştı. Bize verilen bu fırsatla şehre bir göz atalım öyleyse.
Tam bunları düşünürken alışveriş bölgesine varıyoruz.
Çeşit çeşit dükkanın tabelaları asılmış; kıyafet mağazasından tuhafiyeye kadar her şey var gibi görünüyor. Restoranlar da var sanki. İnsanken Vampire dönüşenler için kan tüketmenin yanı sıra insan yiyecekleri yemek de mümkün. Ancak, safkana ne kadar yakın olursan o kadar çok kan tüketmen gerekiyor.
Fakat bizim Gasper oranlayacak olursak daha çok insan yiyeceği tüketmeyi tercih ediyor. Gerçi kan da içmesi gerekiyor gibi ama.
…… Dükkanlara bakınmaya çalıştım ama etraftakilerin tepkisi işi zorlaştırıyor.
Bize bakan bir sürü kişi var.
Yabancı olduğumuzu anladılar galiba.
Xenovia böyle söylüyor.
Irina omuzlarını silkip konuşuyor:
Burası bir kale kasabası olsa da sonuçta dış dünyaya kapalı bir alem. Dışarıdan gelenlerin farklı bir havası oluyor haliyle. Görevler için yabancı ülkelere gittiğimizde nasıl dikkat çektiğimizi hatırlıyor musun, Xenovia?
Haklısın. Kilisede yetişenlerin karşılaştığı en büyük engel, göreve gönderildikleri ülkelerin farklı kültürleridir.
Evet, ikisi de Japonya’da ilk bulunduklarında kesinlikle çok dikkat çekmişlerdi. Ajan gibi giyindikleri için Japonya’nın atmosferine karışmak gibi bir niyetleri yoktu herhalde.
Asia devam ediyor:
Japonya’ya ilk geldiğimde bilmediğim çok şey olduğu için ben de çok afallamıştım.
Asia bile Japonya’ya alışana kadar birçok şeye şaşırıp kalmıştı. Sadece yemekler konusunda değil, yaşam tarzı bakımından da. Özellikle ev aletlerinin ne kadar pratik olduğunu görünce şok olmuştu. Sade ve mütevazı bir hayat yaşadığı için uğradığı kültür şoku büyük olmuş olmalı.
Kolaylık demişken, buradaki sakinler de araba ve motosiklet gibi ulaşım araçlarını kullanıyorlar. Binalardan çıktıklarında gayet normal bir şekilde yürüyorlar. Burada yaşayanların çoğunun insandan Vampire dönüştüğünü duyduğuma göre bu gayet doğal bir durum. Gerçekten çok pratikler, insan dünyasındaki ev aletleri yani.
Ulaşım için at kullandıklarını sanıyordum. Diğer güçlerle aralarına mesafe koydukları için başka kültürlerden nefret ettiklerini varsaymıştım. Modern ev aletleri yerine kale içinde Orta Çağ Avrupası’na ait eşyalar ve görünüm göze çarpıyordu. Kale içindeki askerlerin zırhları bile Orta Çağ havasındaydı.
Ama kasabanın atmosferi farklı. Burada yer yer modern şeylere tanık oluyorum.
Düşünce, Carmilla grubunun da bir aracı vardı.
Yeraltı Dünyası’nın Şeytanları gibi, Vampirler de işlerine yarayan pratik şeyleri kültürlerine katacak kadar esnekler demek ki.
Tabii aktif oldukları zaman dilimi insanlarınkinin tam tersi; gündüzleri uyuyup geceleri aktif oluyorlar.
Xenovia derin bir nefes veriyor.
…… Biri tarafından takip edilmekten hiç hoşlanmıyorum.
Evet, tıpkı Xenovia’nın dediği gibi, bizi takip eden birkaç kişi var. Bizi gözetlemek için kaleden görevlendirilen kişiler bunlar. En başından beri bize söylendiği için bunu zaten biliyorum……
Rossweisse-san adeta kederlenmişçesine iç çekiyor.
…… Demek bunu dört gözle bekliyordun…… Bir 100 yen dükkanına karşı ne kadar çok sevgi ve bağlılığın var böyle……?
İçimden böyle yorumlar yapıyordum ki…… Görüş alanıma şok edici bir şey giriyor.
Ophis’in diğer yarısı olan kız, bir tezgâhın önünde oturuyor.
“…………”
Tezgâhta sergilenen ürünlere dik dik bakıyor. Bir aksesuar dükkânına benziyor.
Kırmızı bir Ejderha şeklindeki aksesuara bakıyor gibi.
…… Şey, küçük kız, hangisini satın almak istiyorsun? Tezgâhın sahibi, ürünlerine sessizce bakıp duran kızla iletişim kurmakta bayağı zorlanıyor gibi.
Diğerleri de Ophis’in diğer yarısı olan Lilith’in karşılarında durduğunu fark edince gerçekten çok şaşırıyorlar.
……
Yakınlarda şüpheli kişilerin varlığını hissetmiyorum. Bu kız kendi başına bir şey satın almaya mı geldi yani……? Şaşkınlık içinde ne yapacağımızı bilemeyerek birbirimize bakıyoruz……
Derin bir nefes verdikten sonra kararımı veriyorum. Lilith’in yanına gidip bir ürünü işaret ediyorum.
…… Bunu mu istiyorsun?
Sorduğumda Lilith beni fark ediyor ve yüzüme dik dik bakıyor. “…………”
Sessiz kalıyor ve hiçbir tepki vermiyor.
Ben de dükkân sahibine dönüp konuşuyorum.
Bunu alıyorum. Rias’ın bana verdiği ve bu ülkede geçerli olan parayı kullanarak kırmızı Ejderha aksesuarını satın alıyorum.
Sonra da onu Lilith’e uzatıyorum.
Al bakalım, hadi görüşürüz.
Bunu söyledikten sonra herkesle birlikte oradan ayrılmaya çalışıyorum.
Yani, onunla daha fazla karşı karşıya kalmak tehlikeli görünüyor, bu yüzden başka bir yere gitmemizin iyi olacağını düşündüm.
Ancak, biri kıyafetimi çekiyor. Baktığımda, Lilith’in kıyafetimi çekiştirdiğine tanık oluyorum.
…… N-Ne oldu? Diye soruyorum ama kız yüzünde hiçbir ifade olmadan şöyle diyor:
…… Karnım, aç. Ophis’in diğer yarısı olan kız, tam karşımda lahana sarmasını ve sarılmış eti mideye indiriyor.
Bu kızı yanımıza aldık ve yakındaki bir restorana girmekten başka çaremiz kalmadı.
Masada Romanya yemekleri dizilmiş durumda. Ayrıca tadını çıkarabileceğimiz başka ülkelerin yemekleri de var.
Gayet doğal tabii.
Vampire dönüşenler dünyanın dört bir yanından geldiği için buradaki mutfağın da çok kültürlü olması gayet normal.
Romanya yemeklerini yemeyi iple çekiyor olmama rağmen, çok iyi bildiğim Japon yemeklerini yiyorum. Vampirler ülkesinde tofu yiyebileceğimi hiç tahmin etmezdim…… Bir parça alıyorum. Iğğ, Tofu şekline benziyor ama tadı o kadar da iyi değil……
Tıpkı düşündüğüm gibi, Japon yemeğini Japonya’da yemek en iyisi. Lilith hiç şikayet etmeden tofuyu ağzına atıyor. Lezzetli mi?
Diye soruyorum. …… Emin değilim.
Kız düz bir ses tonuyla cevap veriyor.
Yemek kırıntıları ve soslar yüzünden ağzının etrafı batmış durumda.
Aaa, ağzına sos bulaşmış.
Asia bir mendille onun için sosu siliyor. Tamamdır, şimdi pırıl pırıl oldu.
Ağzı silindikten sonra yemeye devam ediyor. ……
Ve ağzı yine kirleniyor.
Çenesini eline dayayarak bunu izleyen Xenovia şöyle diyor:
Demek Ophis’in diğer yarısı bu.
…… Ne yapmalıyız? Bu bir fırsat olabilir mi?
Fırsat derken, yeni Kaos Tugayı hakkında bilgi söyletip söyletemeyeceğimizi ya da belki de bu kızı bir yere götürüp götüremeyeceğimizi kastediyor olmalı.
Irina omuzlarını silkerek iç çekiyor. …… Bence bunu yapmamalıyız. Sonuçta izleniyoruz, bu yüzden bu kıza karşı garip bir hamle yaparsak başımızı belaya sokacak gibiyiz. Ne de olsa o Kaos Tugayı’nın bir üyesi ve gerçeği bilmeyen herkes tarafından Ophis-san olarak kabul ediliyor.
Hyoudou malikanesindeki Ophis-san sanki yokmuş gibi muamele gördüğü için, buradaki kız tüm güçlerin gözünde “Ophis” konumunda.
Haklı.
Bizi izleyenler de restoranın içine girdiler ve bizden uzakta oturarak gözlerini üzerimizden ayırmıyorlar. Yani yanlış bir hamle yapamayız. Üstelik inanılmaz derecede güçlü görünüyor, bu yüzden direnirse onunla başa çıkamayız. Bizimle ya da başkalarıyla karşılaşsa bile bu kızın elimizden alınamayacağından eminler. Pekala, sadece onunla yemek yemekte bir sakınca olmamalı.
Vardığım sonuç bu oldu. Onunla bundan daha fazla muhatap olmayacağız ve sadece birlikte bir yemek yiyerek bu işi bitireceğiz. Tabii ki onu gözlemlememize izin vereceğiz. Evimizde de bir Ejderha Tanrısı var ve bu kız da Ophis’in diğer yarısı.
Açlığı geçmiş olacak ki, Lilith çatalını bırakıyor ve aniden beni koklamaya başlıyor.
Vücudumu koklamaya başlıyor.
…… Aman, kötü mü kokuyorum acaba?
Böyle düşünerek kendimi koklamaya başlıyorum…… Lilith ardından birkaç kelimeyle şöyle söylüyor:
…… Lilith ile aynı kokuyor.
Yüzünde hiçbir ifade yok ama yine de kafasını yana eğiyor. Tıpkı Ophis’in kafasını yana eğme şekli gibi. …… Ah, yoksa Ophis’in kokusu üzerine mi sindi? Böyle söylüyorum.
Vücudumdan gerçek Ophis’in kokusunu aldığını varsaydım.
…… Belki de kızın kokusu şu an üzerine sinmiştir, Ise-kun.
Rossweisse-san böyle söylüyor ama Lilith hemen ardından şunları ekliyor.
…… Nostaljik bir koku da var. Kırmızı, kocaman, bir Kızıl Ejder kokusu.
!
Kırmızı ve kocaman bir Ejderha. Great Red’den bahsediyor olmalı.
Mevcut bedenim, Great Red’in bedeninin bir parçası ödünç alınarak oluşturuldu. Benden Great Red kokusu alabilmesi hiç de garip değil. Fakat konuşma şekline bakılırsa, gerçek Ophis gibi Great Red hakkında pek bir şey bilmiyor gibi görünüyor.
Yine de şaşırdım. Gerçek Ophis, Great Red ile çok ilgili ama bu kız bile o Sekiryuushintei’yi tanıyor……
Ophis ile Great Red arasındaki ilişki hayal ettiğimden çok daha karmaşık olmalı.
Kafamı toparlayıp kendimizi Lilith’e tanıtıyorum.
Ben Hyoudou Issei. Bu Asia, şuradakiler Xenovia ve Irina, oradaki de Rossweisse-san.
Asia ve diğerleri de ona gülümseyerek selam veriyor.
…… Hyoudou, Issei…… Issei……
Aklında tutmak istercesine ismimi tekrarlıyor. Ha? İsmimi hatırlamak biraz zor mu geldi acaba?
Bana kısaca Ise diyebilirsin.
Samimi bir edayla söylüyorum ama—
“…………”
Sessizliğe gömülüyor ve o an Ophis ile arasındaki farka bir kez daha tanık oluyorum. Ophis’e kıyasla duygularını çok daha az dışa vuruyor. Ophis’in çalınan gücüyle ne yaptılar ve bunu nasıl kullandılar? Şu an alımı kurcalayan şeyler bunlar.
Belki de karnı doyduğu için tatmin olmuştur; kız tek bir kelime dahi etmeden oturduğu yerden kalkıyor.
Ne oldu, eve mi dönüyorsun?
Diye sorduğumda Lilith arkasına bile dönmeden konuşuyor:
………… Rizevim’i korumak, Lilith’in görevi.
Kısaca sadece bunu söylüyor.
Birbirimize baktıktan sonra, yemeğimizi hızlıca bitirip hemen kaleye doğru yola koyuluyoruz.
3. Bölüm
Dışarı çıkan bizler kaleye dönüp diğer üyelerle konuşuyoruz, nitekim Azazel-sensei sonunda geri döndü.
Sensei bize sesleniyor:
Ooo, sizinki de çete! Ben de yeni geldim. …… Eee, dışarısı nasıldı bakalım? Normaldi. Dediğiniz gibi, darbe hakkında hiçbir şey bilmiyor gibi görünüyorlar.
İzlenimlerimi aktardığımda Sensei, “Tahmin ettiğim gibi,” diye mırıldanıyor. Gasper, beklenmedik bir şekilde neşeyle Sensei’nin yanına gidip konuşuyor.
Yüzünde heyecan dolu bir gülümseme var—.
Azazel-sensei, lütfen beni dinleyin! Marius-san bana Valerie’yi serbest bırakacağına söz verdi! O kadar mutluyum ki~. Bu sayede Valerie’yi Japonya’da yanıma alabileceğim!
Sensei, Gasper’ın bu tepkisine ve sözlerine karşılık verip hemen bize bakıyor. …… Anlatın bakalım, neler oldu? Sensei’ye Valerie hakkındaki durumu anlatıyoruz.
Vladi Hanedanı’nın Başı ile yapılan görüşmeyi zaten Rias’tan duymuştuk (Gasper’a doğumuyla ilgili gerçekleri söylemekten kaçınmıştık), ancak Sensei duruma zaten hakim gibi görünüyor.
Sensei eliyle işaret ederek beni, Rias’ı ve Akeno-san’ı odanın köşesine çağırıyor. Gasper ve Asia’nın duyamayacağı şekilde kısık bir sesle konuşuyor:
(Bunu zaten bildiğinize eminim ama onun “serbest bırakmak”tan kastı……) (Evet, tahmin ettiğim gibi, hiç de hayra alamet bir şey değil……)
Sensei sözlerim üzerine başını sallıyor.
(O şeyi, yani Kutsal Kâse’yi ondan söküp almayı planlıyor olmalı. Yani Valerie’nin bedeninden.)
(Düşmüş Meleklerin teknolojisi dışarı sızdı. Bu yüzden burada da bunu yapabilecek yöntemlere sahip olmaları hiç şaşırtıcı olmaz.)
(Sonuçta arkalarındaki isim Kaos Tugayı.)
……
Söküp almak. Kutsal Ekipman’ı (Twilight Healing) sökülüp alınan Asia’nın o hali gözlerimin önüne geliyor. …… O şerefsiz Marius da aynı şeyi yapmayı planlıyor! Üstelik bunu Gasper’ın gözleri önünde yapmayı hedefliyor……!
Rias öfkeden çılgına dönüyor. (…… Marius “serbest bırakmak” kelimesini kullandığına göre, çok yakın zamanda harekete geçmeyi planladığından eminim.)
(Bunu bir an önce Gasper’a anlatmamız lazım.)
(…… O adam, Marius Tepes, gerçekten de aşağılık bir Vampir……!) Hizmetkarını kandıran Marius’u affedemiyor olmalı; bu kadar sevinçli olan Gasper’a gerçeği açıklayamadığı için kahroluyor. Rias çok merhametli biri olduğu için böyle bir yükün altında eziliyor.
Benim de içimde öfke dağ gibi büyüyor ama şu an elimizden bir şey gelmiyor.
(Ama zamanı geldiğinde, onu gerekirse zorla yanımıza almak istiyorum. Bu gidişle gerçekten çok tehlikeli şeyler yaşanacak.) Sözlerime tutku ve kararlılık katarak konuşuyorum. Rias da aynı şekilde hissettiği için başını sallıyor. (Bir fırsatını bulup onunla birlikte bu ülkeden kaçmak istiyorum.) (Her ihtimale karşı Bennia’ya bir kaçış rotası hazırlatıyorum……)
(Bu meseleyi en baştan enine boyuna tekrar düşünmeliyiz.) Evet, buna göz yumamayız.
Geriye sadece zamanlama kalıyor……
Odanın köşesinden ayrılıp diğerlerinin yanına dönüyoruz. Kafamı sallayıp konuyu değiştiriyorum.
Bu arada Sensei, son iki gündür ne yapıyordun?
……
Yarı kan Vampirlerin sahip olduğu Kutsal Ekipmanları (Sacred Gear) araştırıyordum. Görünüşe göre son zamanlarda Kutsal Ekipman ile doğan yarı kanların sayısı bir hayli artmış.
Yine de arkasındaki nedeni bilmiyorum tabii.”
Kutsal Ekipman taşıyıcısı olan yarı kan Vampirler ha. Gasper ve Valerie de bu gruba dahil.
…… Demek sayıları giderek artıyor. Kutsal Ekipman sahibi yarı kan Vampirler……
Sensei konuşmasına devam ediyor:
Asıl sorun, Vampir tarafındaki araştırmacılar arasında Kutsal Ekipmanlara dair bilginin artmış olması. Marius gibi kendi başlarına daha fazlasını öğrenmeye çalışanlar var gibi görünüyor ama Grigori’nin araştırma seviyesiyle kıyaslayacak olursan henüz katetmedikleri yolları net bir şekilde görebilirsin. Ben de onlara bilmeleri gereken temel şeyleri öğrettim.
…… Bu yaptığın doğru mu peki? Son darbeden dolayı hükümetlerinin henüz istikrara kavuşmadığı bir ülkede, tam da böyle bir zamanda…… Hem Vampirler bu tarz muamelelerden nefret etmez mi……?
İşler sarpa sararsa, şu an ülkeyi kontrol eden darbeci grubun bu bilgileri kendi çıkarları için kullanmasından endişeleniyorum. Ayrıca dış güçlerin kendi iç işlerine karışmasından nefret ettikleri için Sensei’nin tavsiyelerini gereksiz bulacaklarını varsayıyorum.
Sensei bunun üzerine şöyle diyor:
Konuştuğum araştırmacılar, darbeden önce de Kutsal Ekipmanlar üzerinde çalışan kişilerdi. Vampir gururlarını ön plana çıkarmak yerine söyleyeceklerimi dinlemeye daha isteklilerdi. Ayrıca görünüşe göre Kutsal Kâse’yi ağırlıklı olarak araştıran kişi Marius’tu, bu yüzden o araştırmacıların doğrudan böyle bir isyana kalkışmak gibi bir niyetleri yoktu. Ben de bu yüzden bilmeleri gereken minimum bilgiyi verdim onlara. Ne de olsa bu ülke de Kutsal Ekipmanlar açısından tehlike sinyalleri vermeye başladı.
Neden ki?
Sorduğumda Sensei karmaşık bir ifadeyle cevap veriyor:
Denge Bozanlar (Balance Breaker). Cao Cao’nun, Denge Bozan’a nasıl ulaşılacağına dair bilgileri her güce sızdırdığını biliyorsun, değil mi?
Irina bir şey fark etmiş gibi söze giriyor:
Aha, mevcut durumdan memnun olmayan yarı kan Vampirler Kutsal Ekipmanlarını kullanarak çıldıracak olurlarsa……
Sensei başıyla onaylıyor.
İşte aynen öyle. Sana zorbalık edenlerden Denge Bozan’ını kullanarak kaçmak sorun değil. İntikam için kullanılması da gayet yaygın bir durumdur. Asıl sorun, Denge Bozanların büyüsüne kapılıp etraflarındaki hiçbir şeyi umursamadan kontrolden çıkmaları. Nitekim bunun yaşanacağına dair belirtiler gözlemlemişler. Bu yüzden hemen Denge Bozanlara karşı bir önlem hazırlamak istemiş olmalılar. Ben de onlara bu tür durumlarla ilgili şeyleri öğrettim ve ayrıca Grigori tarafından takviye güç konuşlandırılacağı sözünü verdim. Anlaşılan buranın da Şeytan tarafıyla aynı dertleri var.
Demek onlara yardım sözü verdi ha. Cidden, konu Kutsal Ekipmanlara gelince Sensei elini çabuk tutmakta üstüne yok.
Xenovia acı bir tebessüm ediyor.
Azazel-sensei’nin zayıf noktasını biliyordum zaten.
Sensei kafasını kaşıyor.
…… Kutsal Ekipmanlarla ilgili toplayabildiğim kadar çok bilgi toplamak istiyorum. Tahmin edilmesi imkansız her türlü şeyin yaşandığı böyle bir ortamda, bu zamanlarda en değerli şey bilgidir. Özellikle de yaşanan bu Denge Bozan enflasyonu, geçmişte hayal bile edemeyeceğiniz bir şeydi. Her türlü bilgi değerli hale gelecek.
Cao Cao ve Kahraman Grubu tarafından bulunan Denge Bozan’a ulaşma yolu—. Demek bu kadar uzak bir yeri bile etkiledi. Eh, safkanlar ve diğerleri arasında ayrımcılığın olduğu bir dünyada, alt sınıftaki insanlara böyle bir bilgi ulaşırsa bunu test etmek isteyenlerin ortaya çıkması gayet doğal.
Üstelik bu Vampir toplumu şimdiye kadar diğer birliklerle asla iş birliği arayışına girmedi. Bu yüzden kendi içlerinde meydana gelen Denge Bozan tehditleriyle tek başlarına yüzleşmek zorunda kaldılar.
Denge Bozan kullanabilen yarı kan bir Vampir Kutsal Ekipman taşıyıcısı insan dünyasına kötü niyetlerle gelecek olursa…… Hayır, belki de böyle insanlar insan dünyasındaki kasabalarda çoktan gizlenmişlerdir bile…… Ama şimdi bunları düşünmenin bir anlamı yok.
Kutsal Kâse konusunda beni en çok hayal kırıklığına uğratan şey Valerie ile görüşememiş olmam. …… Onu azıcık bile inceleyebilseydim bir karşı önlem geliştirebilirdim……
Sensei pişmanlık duyuyor gibi görünüyor. Görünüşe göre Sensei ile Valerie’nin görüşmesine izin verilmemiş. Kutsal Ekipmanlar hakkında zengin bilgiye sahip birinin Kutsal Kâse’yi incelemesini istemiyorlar herhalde.
Ardından aklımdaki bir diğer şüpheyi sormak için söze giriyorum:
Yeraltı Dünyası…… Sirzechs-sama bu olayla ilgili ne yapmayı planlıyor? Sensei, bunu ona çoktan bildirdin, değil mi?
Vampir Tepes tarafının darbeci grubuna yardım eden önceki Lucifer’ın oğlu. –Rizevim’in varlığı Yeraltı Dünyası’nın görmezden gelemeyeceği bir şey olmalı. Özellikle onunla aynı ismi taşıyan Sirzechs-sama’nın zihninde……
Sensei gözlerini kapatarak konuşuyor:
…… Rizevim hakkındaki durumu her ihtimale karşı ona bildirdim ama Şeytanların üst kademelerinden henüz bir yanıt almadım. Euclid’in hayatta olması sebebiyle zaten kafa karışıklığı yaşarlarken duruma bir de Rizevim’i eklerseniz ne olur? Oradaki durumun kaos içinde olduğu neredeyse kesin. Bu yüzden Sirzechs bir karşı önlem geliştirmek zorunda olduğundan parmağını bile kıpırdatamayacaktır. “Lucifer” ismi işte bu kadar özeldir. Özellikle de şimdi…… Önceki Lucifer’ın oğlu olan Rizevim ortaya çıktığına göre. Yeraltı Dünyası’nın öbür ucunda saklanan önceki hükümet destekçilerinin harekete geçmesi hiç de şaşırtıcı olmaz.
…… Sensei’nin sözleri üzerine herkes derin bir sessizliğe büründü.
Bir Lucifer’ın ne kadar özel olduğu—. Bir Şeytan olarak geçirdiğim kısa süreye rağmen bu benim de bildiğim bir şey. …… O ihtiyar tekrar harekete geçtiğinde, eski hükümetin destekçileri geri dönecek. Yeraltı Dünyası’na ne olacak böyle……? Daha geçenlerde, Sairaorg-san da dahil olmak üzere şimdiki Şeytanlar, Kahraman Grubu kaos çıkarırken çıldıran Eski Maou grubunu etkisiz hale getirmek için o kadar zahmete girmişken……
Bu, sizin barış dediğiniz şeyi yük olarak görenlerin olduğu anlamına gelir.
Kötü Tanrı Loki ile savaştığımız zaman Vali’nin bana söyledikleri hafızamda canlanıyor.
…… Ben bunu barış olarak gördüğüm sürece, dışarıda bir yerlerde bunu bir yük olarak gören biri var demektir……
!
Aniden gizemli bir his, az önce tartışmakta olan bizleri vuruyor.
Bu odanın belli bir bariyerle sarmalandığı hissi—. Kötü bir his değil bu. Çünkü tanıdık bir aura hissedebiliyorum.
Tavanda Sitri hanesine ait bir büyü çemberi beliriyor ve biri oradan baş aşağı sarkarak kafasını dışarı çıkarıyor.
Bu Azrail kız Bennia!
Selamlar! Burayı dışarıyla bağlamak epey zaman aldı ama halledebildiğimize sevindim.
Gondol istasyonundan kimseye sezdirmeden pazara geçen Bennia… Nihayet arzıendam etti. Kale kasabasında bir türlü karşılaşamamıştık zaten. Eh, çok doğal; peşimize gözcü takmışlardı sonuçta.
Demek bu odaya bariyer kurmasının sebebi buraya doğrudan gelebilmek içindi ha. Rias’ın bahsettiği kaçış rotası bu muydu yoksa? …… Kaledekiler fark etmemiştir, değil mi……?
Biz böyle düşünürken tavandaki büyü çemberinden aşağı bir şey düşüyor.
Bir kızın sevimli “Kyaa” çığlığıyla birlikte yere güm diye kapaklanma sesi duyuluyor.
Baktığımda, iniş yapmayı beceremeyip kalçasını ovuşturan Elmenhilde’yi görüyorum. Ardından paldır küldür düşen kişi devasa adam Rugal oluyor ama o mükemmel bir iniş yapıyor. Son olarak Bennia tavandan süzülerek aşağı uçuyor.
Tuhaf bir şey görmüş gibi bakan yüzlerimizi fark eden Elmenhilde, hemen ayağa kalkıp öksürerek tavrını değiştiriyor.
Nasılsınız bakalım hepiniz? Hepinizin iyi olduğunu görmek sevindirici.
Bize üst perdeden bir edayla selam veriyor…… ama düzgün atlayamadığı için onu biraz sevimli bulduğumdan acayip sinir oluyorum!
Elmenhilde, demek bu ülkeye gizlice sızdın.
Elmenhilde, Rias’ın sözleri üzerine tek bir baş hareketiyle onaylıyor.
Elbette. Ajanlarımla birlikte bu kaleye gelmek için hangi rotayı kullanacağımıza karar verirken şurada duran Bennia-san ile karşılaştım. Rapor etmem gereken bir şey var.
Tavrını değiştirip ciddi bir yüz ifadesiyle bize şunları aktarıyor:
Marius Tepes grubunun çok kısa bir süre içinde Kutsal Kâse’yi kullanarak son aşamaya geçeceğine ve harekete geçeceğine dair bilgi aldık.
!
Bunu duyduktan sonra Gasper’ın yüzü bambaşka bir hal alıyor.
Son aşamaya geçmek mi……?
Son aşama mı…… Yok artık, olamaz.
Sensei’nin sözleri üzerine Elmenhilde şöyle diyor:
Bu ülkenin kontrolünü tamamen ele geçirmek için Kutsal Kâse’yi Valerie Tepes’ten çıkarmayı planlıyorlar. Kutsal Kâse’nin gücünü artırarak kale kasabasında yaşayan tüm sivil halkı yeniden yapılandırma planlarını devreye sokmaya çalışıyorlar.
…… Demek sonunda harekete geçtiler ha……!
Kutsal Kâse’yi sökmek için! Üstelik bununla da kalmayıp bu ülkenin kontrolünü tamamen ele geçirmeyi mi planlıyorlar? Hem de tüm sivilleri yeniden yapılandırarak!
Sensei elini çenesine koyarak gözlerini kısıyor.
Kutsal Kâse’yi zaten tahmin etmiştim…… ama sivilleri hiçbir zayıflığı olmayan Vampirlere dönüştürmeyi mi planlıyorlar? Buna Vampir bile denebilir mi ki?
Elmenhilde de yüzünde tiksinti dolu bir ifade belirmesine engel olamıyor.
Gerçekten iğrenç. Kutsal Kâse’yi kullanarak onları Vampir özelliklerine sahip başka bir yaratığa dönüştürmeye çalışıyorlar sonuçta. Bu ülkeye gelen Carmilla grubu üyeleri, karşıt grubu bozguna uğratmak için Tepes grubu hükümetiyle birlikte planı başlatmak üzere.
Demek darbeyi bastırma aşamasına geldiler bile.
Aniden gerçekleri öğrenen Gasper…… minik bedenini titreterek kasvetli bir yüze bürünüyor.
…… Şey, Valerie’den Kutsal Kâse sökülüp alınırsa ne olacak……?
Ölecek. Kutsal Kâse biraz büyüdüğünde ve araştırmaları ilerlediğinde onu Valerie’den sökmeyi zaten planlıyorlardı. Taşıyıcı ölürse Longinus bir sonraki ev sahibine geçer. Bunun yaşanmasını önlemek için Kutsal Ekipman’ı ondan söküp alabilir, ellerinde tutabilir ve yok olmasından endişe etmeden kullanabilirler.
Sensei’nin gerçeği açıklamasıyla Gasper yere yıkılıyor.
…… H-Hayır, olamaz, çünkü Marius-san bana onu serbest bırakacağına söz vermişti…… ……ve Japonya’ya gitmesine izin vereceğini söylemişti…… Bütün bunlar yalan mıydı……?
Rias, gözlerinden sicim gibi yaşlar süzülen Gasper’ı şefkatle kucaklıyor.
Böyle aşağılık bir insanla sık karşılaşmazsın. Onu düşününce içim sadece tiksintiyle doluyor.
Rias’ın gözbebekleri tehlikeli derecede büyük bir öfkeyle parıldıyor.
Evet, düşündüğüm gibi, güya “serbest bırakma” gerçekleşmeden önce Valerie’yi kurtarmamız lazım—
Kararlılığımı tam dışa vuracakken, pencereden içeriye bile ulaşan parlak bir ışık süzülüyor.
Sabah falan olmuş değil. Güneşin doğmasına daha vakit var.
Dışarıyı kontrol etmek için hemen pencereden bakıyoruz.
Kalyi tamamen kaplayan devasa bir ışık duvarı belirdi!
Bu…… bir büyü çemberinin ışığı mı?
Sensei bunu görünce dilini şaklatıyor.
…… İlk hamleyi onlar yaptı! Büyük olasılıkla Carmilla grubunun hareketi çoktan fark edildi. Kutsal Kâse’yi sökme ritüelini şu anda başlatmayı planlıyorlar! Bu…… üzerinde kendilerine ait epey sembol var ama bir Longinus’u taşıyıcısından çıkarmaya çalıştığınızda beliren işaretin ta kendisi bu, şüphe yok!
Kahretsin! Demek o pislik Marius çoktan harekete geçti! Acele etmezsek Valerie’yi kurtarmak için zamanında yetişemeyeceğiz!
Elmenhilde hemen Bennia’nın oluşturduğu ve kulenin dışına bağlanan büyü çemberinin merkezinde duruyor.
Ben dışarıdaki yoldaşlarımla birlikte harekete geçeceğim. Bu yüzden hepinizin derhal buradan kaçması gerekiyor.
Sensei, Elmenhilde’nin bu sözleri üzerine iç çekiyor.
Böyle bir durumda bile bu meseleye müdahale etmemizi engellemeye mi çalışıyorsun? Düşmanların arasında teröristler de var. Kötü Ejderhaların ortaya çıkacağına şüphe yok, biliyorsun değil mi?
Böyle bir durumda bile Elmenhilde güçlü bir şekilde gülümsüyor.
Evet, Vampirlerin sorununu Vampirler çözer—
Elmenhilde buraya kadar söyledikten sonra gözlerini kapatıyor.
…… Öyle demek isterdim ama Kraliçemiz Carmilla yardımınızı onayladı.
Bunu bundan memnun değilmiş gibi bir edayla söylüyor. Bizi onaylayıp onaylamama lüksüne sahip olabilecek bir durumda olduğumuzu sanmıyorum…… ama kendilerine göre fikirleri ve bir tarzları olsa gerek. Yine de bunlara zırvalık demek geçiyor içimden.
Elmenhilde ardından Gasper’a bakıyor.
Gasper Vladi, Kutsal Kâse’yi ve Valerie Tepes’i geri almak istiyor musun?
— Tabii ki!
Gasper hiç tereddüt etmeden böyle cevap veriyor. Elmenhilde bunu duyunca başıyla tek bir onay veriyor.
— Çok güzel. Eğer Gasper Vladi gitmek istiyorsa, hepinizin onunla gitmesine izin veriyorum. Onu koruma ve ona yardım etme görevini hepinize emanet ediyorum. Zaten en başında planımız, Gasper Vladi’yi kullanarak Valerie Tepes’in eylemlerini durdurmaktı.
Söyleme şekline bak, ne kadar da küstahça! Kız bu durumda bile hâlâ böyle şeyler söylüyor ya……!
— O halde hoşça kalın. Size zahmet vereceğim ama lütfen beni dışarıya bağlayın.
Elmenhilde, Bennia’dan ışınlanma büyü çemberini bir kez daha başlatmasını istiyor.
— İşi bize bırakmak senden beklenmeyecek bir hareket, biliyorsun değil mi?
Karşı çıkmak istediğim bir sürü şey söyledi ama Valerie’yi kurtarma görevini hiç şikayet etmeden bize bıraktı. Merakıma yenik düştüğüm için sordum ben de.
— Hepinizin gücünü takdir ediyorum.
Alaycı bir şekilde gülümsüyor, ardından büyü çemberinin içine—düşüyor.
— Kyaaaaaah—
Büyü çemberinden çığlığı duyuluyor…… Bennia ardından dilini çıkarıyor.
— Onu bağladığım yer başka bir evin tavanıydı.
…… Vay be, demek o kız yine aşağı düşüyor ha……
Gasper ardından gözlerinde güçlü bir kararlılıkla bir açıklamada bulunuyor.
— Onu kurtaracağım. Valerie’yi kurtarmak istiyorum! Herkes! Lütfen! Lütfen bana gücünüzü ödünç verin! Sen benim alt dönemimsin.
!
…… Gerçekten de adam gibi bir yüz ifaden var.
Ben de küçük kardeşime gülümsüyorum.
— Tabii ki. Zaten bu yüzden buraya geldik! Hadi gidip Valerie’yi kurtaralım!
Xenovia da Durandal’ını taşıyarak korkusuzca gülümsüyor.
— Sana yardım edeceğim. Bu yüzden üst dönemlerine güven. Eğer bir güç savaşıysa, istediğin kadar gösteri yaparım, biliyorsun değil mi?
Kiba onun ardından devam ediyor.
— O zaman görünüşe göre benim bir teknik savaşı yapmam gerekecek. Güçlendirilmiş safkan Vampirlere karşı gücümü ne kadar test edebileceğim. Gremory’nin bir At’ı olarak, bu savaşa katılmayı kesinlikle isterim.
Irina ve Asia da öne doğru bir adım atıyor.
— Evet, birinci sınıfa yardım etmek biz ikinci sınıf öğrencilerine düşer! Cennet’in bir temsilcisi olarak kötü Vampirlere ceza vereceğim!
— Evet! Ben de elimden gelenin en iyisini yapacağım! Z-Zamanı geldiğinde pa, yani Fafnir-san’ı çağıracağım!
Koneko-chan, Gasper’ın elini tutarken gülümsüyor.
— …… Arkadaşımın arkadaşı benim de arkadaşımdır. Gya-kun, ben de yardım edeceğim.
Akeno-san ardından Gasper’a nazikçe sarılıyor.
— Ufufu, ben de sana yardım edeceğim.
Ardından efendimiz Rias Gremory, Gasper’a çok güçlü bir şekilde sesleniyor!
— Hadi gidelim Gasper. Gremory grubu, Doğaüstü Araştırma Kulübü, yardıma ihtiyacı olan bir kulüp üyesini asla yüzüstü bırakmaz!
Gasper herkesin onun uğruna savaşmaya istekli olması karşısında gözyaşlarına boğulmak üzere ama kendini tutuyor.
— Ise-senpai, Başkan, Koneko-chan, herkes…… Evet! Elimden gelenin en iyisini yapacağım!
Bennia ve Rugal-san da bunu söylüyor.
— Biz de yardım edeceğiz. Değil mi Rugal abi?
— …… Evet. Sona-dono’nun emrini yerine getirmek, bizi Sitri grubu yapan şeydir.
Biz moralimizi yükseltirken, Sensei ve Rossweisse-san bizden biraz uzakta konuşuyorlar.
— Genç olmak gerçekten güzel bir şey. Değil mi, Rossweisse-sensei?
— Ama ben de gencim. Pekala, tatmin olana kadar büyü gücümü kullanacağım.
Herkes aynı fikirde olduğu için yumruğumu havaya kaldırıyorum.
— Pekala, Doğaüstü Araştırma Kulübü ve öğrenci konseyinin iki yeni üyesiyle birlikte yola çıkalım! Onlara gösterelim; bize dedikleri gibi ateş gücü budalaları olarak engelleri nasıl aştığımızı!
[Evet!]
Kuoh Akademisi’nin Şeytanları ardından yola çıkıyor!
