Tsuki ga Michibiku Isekai Douchuu – Bölüm 232 / Günlük Yaşam ve Kasabanın Durumu

Günlük Yaşam ve Kasabanın Durumu

ÇN: 5. Ark’a, “Lorel Labirenti Arkı” başlığıyla giriş yapıyoruz.


Aion krallığının metropolünü simgeleyen cadde ve o metropolün adı, Bozuda.

Adını yakın zamana kadar hayal meyal hatırladığım o şehirde, yaklaşık 1 ay önce tahtın değişmesini talep eden bir askeri güç ayaklanması meydana geldi.

Bir devrim olacağı zaten biliniyordu ve hazırlıklar sorunsuz gitmişti. Sadece… Rembrandt-san’ın bahsettiği olasılıklar arasında, başkentte devrimi başlatmak için askeri güç ayaklanmasının kullanılması en düşük ihtimaldi.

Daha doğru bir ifadeyle, gerçekleşme ihtimali en düşük olan ve başarıya ulaşma olasılığı en zayıf olanıydı ama etkisi en yüksek olacak seçenekti.

Özetle, sonuç bir başarısızlık oldu.

Kralı öldüremediler ve başkenti de ele geçiremediler.

Ancak devrim ateşini yakanlar geri çekilmeyi başardı.

Kraliyet ailesi köşeye sıkışmıştı ama bir şekilde devrimi geri püskürttü ve bu zor durumdan kurtuldu.

Tomoe durumu kontrol etti ama vardığında darbe tarafı çoktan kaçıyordu. Toplanan bilgilerden, bölgelerin ve kale çevresinin yaklaşık %80’inin ele geçirildiğini öğrendik ama nedense savaşın seyri değişmiş ve krallık ordusu onları bir anda geri püskürtmüş.

Üstelik, o ana kadar süren savaşın bir yalan olduğunu hissettirecek kadar ani ve güçlü bir şekilde.

Ne gizemli bir şey.

Belki güçlü takviyeler geldi ya da bir tür ulusal hazine seviyesinde büyü aracı kullandılar.

Tsige’nin vardığı yargı bu yönde.

Ve Rembrandt-san, devrimi planlayanların askeri gücünün tahmin ettiğinden daha büyük olduğunu doğruladı.

Kaleyi bir anda düşürmeyi düşündükleri ve bunu göz açıp kapayıncaya kadar halledebilecek güce sahip oldukları tamamen beklenmedik bir durum gibi görünüyor.

Eğer bu gerçekten olsaydı, onca kaos ve iç savaşın ortasında, Tsige’nin bağımsızlık oyunu gerçekleşemezdi.

Yöntemlerini kaostan faydalanmak yerine değiştirmeleri gerekirdi ve o zaman bu sadece bir kasabanın bir ulusa karşı savaşına dönüşürdü, bu yüzden taleplerimiz hiçbir şekilde kabul görmezdi.

Neyse, krallığın yararlı bir bilgi olabilecek bir tür kozu olduğunu öğrendik; bu koz sadece köşeye sıkıştıklarında ve neredeyse kaybetmek üzereyken kullanıldı.

Dış müdahale de olsa, büyü aracı da olsa, bu kadar kolay güvenebilecekleri bir şey olmamalı.

Şaşırtıcı bir başlangıçtı ama ilk maçtan elde edilecek çok bilgi vardı.

“En başından biteceğini düşünüp gerilmiş idim lakin… görünüşe göre tam da Tsige’nin tahmin ettiği gibi bir çıkmaz oldu. Ve şimdi durum çamur deryasına dönüyor. Aion çoktan tam bir iç savaş haline düştü bile.” (Tomoe)

Tsige’de, Kuzunoha şirketindeki özel odamdaydım.

Son zamanlarda burada geçirdiğim vakit uzamıştı.

Orada, Tomoe sanki eğleniyormuş gibi olayları özetliyordu.

Devrim başlayalı bir ay oldu.

İç savaş hâlâ devam ediyor.

Tsige, Aion krallığına karşı bağımsızlığını ilan etti.

Elbette Aion krallığı bunu affetmedi.

Sonrasında, devrim güçleri de Aion krallığından bağımsızlıklarını ilan ettiler.

Aion ilk önce nereyi çözmeye çalışırsa çalışsın, Tsige kendi başının çaresine bakma iradesini gösterdi.

Tabii ki devrimi çıkaranlar da bu ilanı kabul etmedi.

Başka bir deyişle Tsige, hem krallığın hem de devrim ordusunun “senin yerin benimdir, kafana göre iş yapma” dediği bir durumdaydı.

“Tsige’ye tepkileri ne oldu?” (Makoto)

“Yavaş yavaş farklılıklar ortaya çıkıyor. Krallık tarafından bakarsak, bağımsızlık bildirisini iptal ettiler ve bir idari emir çıkardılar. Sadece adı var olan bir derebeyine Tsige’ye hükümeti kabul ettirmesini emrettiler ve sürekli dilekçeler gönderiliyor.” (Tomoe)

“Derebeyi şimdiden ağlıyor ama krallığın tavrı pek değişmedi ha.” (Makoto)

“Ve ayaklanmayı çıkaranlar bahsine gelirsek… yeşil çayırlardan vesaire vesaire bahsettiler…” (Tomoe)

“‘Vesaire vesaire’ mi? Tomoe, hiç ilgini çekmedi mi?” (Makoto)

“Zerre kadar. Kılıç yetenekleri, yönetim kabiliyetleri ve büyüleri; hepsi sıradan bir insan seviyesinde ve kahramanlar gibi insanları cezbetme yetenekleri yok. Bu devrimin lideri, konumunun gerekliliklerinden tek birini bile karşılamayan bir şahıs. Kelimenin tam anlamıyla bir süs eşyası. O adamlar ülkeyi ele geçirse dahi, ülkenin adı Aion Krallığı olmaya devam edecek, ne olduğu pek de umurumda değil.” (Tomoe)

“A-Anlıyorum. Peki, tepkileri neydi?” (Makoto)

“Belli bir miktar özerkliğe itiraz etmediklerini, bu yüzden kendi taraflarına geçmemizi söylediler; tavırları bu yönde değişti.” (Tomoe)

Ne kadar da yumuşak bir değişim.

Aion’un kuzey ve güney olarak bölündüğü ve savaştığı bir durumda, Tsige batının ucunda yer alıyor.

Askeri güç açısından darbe tarafı daha güçlü.

Bu tür bir çatışmanın hâlâ devam ediyor olması, planlarının istedikleri gibi işlediğinin kanıtı.

Krallığın batı tarafındaki gücü, doğu tarafındaki devrim güçleri tarafından ezildi.

Görünüşe göre kaçan derebeyleri olmuş ve ben de o kişilerin isimlerinden oluşan bir liste hazırladım, bu listeyi kuzeyde ellerinden geleni yapan Ansland kardeşlere göstermeyi düşünüyorum.

Soylular nadiren kaçar ama kaçanların sayısı epey fazlaydı.

Tüm bu kargaşada halklarını ve topraklarını terk ettiler.

Evet, Aion’un şu anda son demlerini yaşadığını düşünelim.

“…Hâlâ bağımsızlığı kabul edecekleri noktaya gelmediler ha. Gerçi bu kısım Rembrandt-san ve Tsige meclisine bağlı.” (Makoto)

“Çevre topraklar Tsige’nin bağımsızlığını yüzeyde çoktan kabul etti. Şimdiye kadar sahip oldukları ilişkinin aynısını talep ediyorlar, yani bundan böyle Tsige’nin hamlelerini göstermesi gereken vakit geldi.” (Tomoe)

“Mio’nun dediğine göre, liman kasabası Tsige’nin korumasına girmek istiyormuş. Aion krallığı acınası derecede popülerliğini yitirmiş durumda.” (Makoto)

“O liman kasabasına, Koran’a gitme planım var. Ne de olsa bu kasabanın şirketinin bir üyesi olarak azıcık çalışmam icap eder.” (Tomoe)

“Sana güveniyorum. Ben Maceracı Loncası’nı kontrol edip savaşın gidişatını teyit edeceğim ve yarın Akademi kasabasına geçeceğim. Bu düşündüğümden farklı bir yoğunluk ama boş vaktimin olmaması aynı.” (Makoto)

“Savaş ateşinin bu kadar erken bir aşamada Tsige kasabasına ulaşması, Rembrandt ve Sairitz’in planlarının tamamen hatalı olduğu manasına gelir. Bu kendi içinde ilginç lakin Waka’nın yükünün yine artacağını hissediyorum…” (Tomoe)

“…Lütfen bunu yapma. Bunun neresi ilginç. Dikkatli ol, tamam mı?” (Makoto)

“O halde, ben gidiyorum. Bu geceki toplantıya katılacağım, sonra görüşürüz.” (Tomoe)

“Evet.” (Makoto)

Tomoe odadan çıktı.

Dışarıya bakıyorum.

Gökyüzü, kasaba, her zamanki cadde; uçsuz bucaksız uzanan mavi bir gökyüzü, itiş kakış ve hareketlilikle dolu bir kasaba.

Gerçekten de bağımsızlığını ilan etmiş, hem krallıkla hem de devrim tarafıyla savaşın ortasında olan bir kasabaya hiç benzemiyor.

En azından, bunun böyle bir gündelik hayata dönüşeceğini düşünmemiştim.

Toplantılarda böyle bir şey olabileceğine dair bir taslak almıştım ama tam olarak anlatıldığı gibi ilerleyeceğini beklemiyordum.

Bu kasabaya yakın kasabalar ve Tsige’ye göz dikmiş komşu derebeyi; bu kasabaya saldırma belirtisi göstermediler.

…Öyle değil.

Doğru konuşmak gerekirse, saldırmalarına izin verilmedi.

Tomoe’ye söylediğim gibi harekete geçtim.

Mağazanın durumuna bakarken birinci kata indim ve sokağa çıktım.

Birinci katta Mio’nun önerisiyle yiyecek ve içecekler için bir stant var ama o kadar popüler ki kalabalığı azaltmak için yeni bir giriş yapmayı düşünüyoruz.

Hâlâ öğleden önce olmasına rağmen, kalabalıktan kaçınmaya çalışıp öğle yemeklerini önceden almaya gelen insanlardan oluşan bir kuyruk var bile… Kalabalıktan kaçamadılar.

Bu müşteri miktarıyla, en yoğun saatlerde servisi hızlandırmak için müşterilerin de işbirliği yapmasını sağlamam gerekecek.

Sabahları kalabalık oluyor, bu yüzden… Sake sunmamamız ve gece geç saatlere kadar servis yapmamamız gerçekten harika.

Çalışanlarım yorgunluktan ölecek, cidden.

Birkaç kez başımı eğerek selam verip sıranın yanından geçiyorum ve Maceracı Loncası‘na acele ediyorum.

Her zamanki gibi bu kasaba, ıssız toprakları ve oradan getirdikleri nadir hammaddeleri hedefleyen maceracılarla gelişiyor.

O canlılık hiç kararmadı.

Bu da tıpkı Rembrandt-san’ın dediği gibi.

Maceracı sayısı bakımından, sayıları aslında savaşın başladığı zamankinden daha fazla.

Gerçekten inanılmaz.

“Eh? Bu Raidou-san değil mi?! Seni tek başına görmek ne kadar sıra dışı!”

Oh.

Aniden önümdeki kalabalığın içinden biri bana seslendi.

Bu ses…

“Toa-san. Görüşmeyeli uzun zaman oldu. Senin için de öyle, seni tek başına görmek nadir bir durum.” (Makoto)

“Herkes dışarıda, anlarsın ya. Kasabadan iş aldık, o yüzden biraz dinleniyoruz.” (Toa)

“Kasabadan, ha.” (Makoto)

“Evet. Yani bu kasabanın henüz insan gönderme gibi bir planı yok.” (Toa)

“Ellerine sağlık. O zaman, Maceracı Loncası’na mı gidiyorsun? Asıl mesleğine dönmeyi mi planlıyordun?” (Makoto)

“Loncaya gideceğim ama asıl mesleğime dönecek değilim. Bu mesele çözülene kadar muhtemelen ıssız topraklara gidemeyeceğim. Şu anda zaten ıssız topraklara gitmek için acele edecek bir amacım yok.” (Toa)

“…Anlıyorum. Şahsen maceracıların Tsige ile maceracı olarak ilişki kurmaya devam etmesini isterim ama acil bir durum olduğu için işler öyle yürümüyor demek.” (Makoto)

“Sonuçta biz sadece kılıcız. Ne kadar etkili olursak olalım kalkan olamayız ve yedek oyuncu görevi de göremeyiz. Alt tabakadan insanların endişesi işte.” (Toa)

“Her neyse, aynı yere gittiğimize göre birlikte gitmeye ne dersin?” (Makoto)

“Memnuniyetle.” (Toa)

İfadesi kararıyor.

Tsige’de en yüksek başarıları getiren ve yüksek dövüş yeteneğine sahip olarak değerlendirilen maceracı grubu onlar. Ve şu anda bu kasaba ile işbirliği yapıyorlar.

Onunki dışında, bunu loncadan gelen bir talep olarak gören gruplar ve bu savaşta işbirliği yapmayı kabul eden diğer doğrudan dışarıdan gelen gruplar da var.

Onların görevi saldırmak.

Tıpkı Toa-san’ın dediği gibi, maceracılar saldırı konusunda uzmanlaşmış profesyonellerdir.

Açık konuşmak gerekirse, savunma savaşlarında o kadar iyi değiller.

‘İyi değiller’ desem de bu yapamayacakları anlamına gelmiyor ama sorun, savunma savaşında güçlerinin yüzde kaçını ortaya çıkarabilecekleri olurdu.

Bu yüzden Rembrandt-san ve bu kasabanın meclisi onlara sürpriz saldırı birimi olarak yatırım yapıyor.

Bence de doğru seçim bu.

Eğer gizlilik gerektiren işlerse veya uzağa konuşlanmış saldıran birliklerse, Shiki veya Mio maceracıları o yerlere ışınlayabilir.

Cephe savaşlarına girmek yerine, ikmal hatlarına saldırıyorlar ve birlikleri yok ederken sürpriz saldırılar düzenliyorlar.

Sonuçlar açısından, tıpkı Toa-san’ın dediği gibi, pratik olarak tam puan.

Tsige’ye varabilen tek bir birlik bile olmadı.

Buraya yürüme ihtiyacı olduğu sürece, karşı taraf kasabadan belli bir mesafeye ulaştıklarında bunun felaket olacağını biliyor.

“Bir savunma gücü, ha.” (Makoto)

“Büyük şirketlerin özel birlikleri toplandı ve öyle bir şey oluşturuldu ama… dürüst olmak gerekirse bu beni hâlâ endişelendiriyor.” (Toa)

“Yetenekleri iyi mi?” (Makoto)

“Elbette. Ancak bu görevde, savunma savaşlarında çok deneyimi olan insanlara sahip olmak vazgeçilmezdir. Bu tür bir savaşı deneyimlemediğimiz bir durumda devam ediyoruz, bu yüzden gerçekten gerekli olduğu zaman geldiğinde…” (Toa)

“Eğer bir savunma birliği kurulursa, saldırıya kaydırılabilecek insan sayısı artabilir ve bu da diğerlerine bağımsızlığı kabul ettirirken müzakerelerde bize daha yüksek bir avantaj sağlar. İyi bir şey olduğu kesinlikle doğru gerçi.” (Makoto)

Ama o kadar kolay olmayacak.

Savunma savaşlarında çok deneyimi olan, üstelik başka yerlerin ordusuna bağlı olmayan yetenekli insanlar. Ben bile bunun bulunması oldukça zor bir şey olduğunu söyleyebilirim.

“Bu kasabadan ev almış ve kız kardeşimle birlikte uzun süre burada yaşamayı düşünen benim için bu, kafamı çok kurcalayan bir nokta. Raidou-san, aslında senin adayların yok mu?” (Toa)

“Yok. O ‘aslında’ da ne anlama geliyor?” (Makoto)

“O paltunun cebine elini atıp ‘Ara, böyle bir yerde bir savunma birliği varmış’ dersin diye düşündüm.” (Toa)

Beni ne tür bir mavi fütüristik kedi sanıyorsun sen?

“Yapabilseydim yapardım gerçi. Ah, loncaya vardık.” (Makoto)

“Doğru. Aniden popülerlik kazandın, bu yüzden insanların seni benimle görmesi muhtemelen senin için sorun yaratır. O halde, sonra görüşürüz.” (Toa)

“Lütfen Rinon’a teşekkürlerimi ilet. Komoe ile her zaman ilgilendiği için ona teşekkür ettiğimi söyle.” (Makoto)

“Anlaşıldı!” (Toa)

Pekala…

Toa-san’ın verdiği bilgilerden savaşın durumunu az çok anladım ama… şu anda maceracılar Tsige’nin tek askeri gücü, bu yüzden bu statükoyu daha ne kadar sürdürebileceğimizi merak ediyorum.

“Raidou-sama!!”

“Uva?!”

Bugün adımı bağırma günü mü?

Nedense aniden ismim çağrıldı.

Loncadan biri, ha.

“Biz de sizi araması için birini göndermek üzereydik. Rembrandt-sama ve diğerleri yukarıda sizi bekliyor. Vaktiniz var, değil mi?”

“Ah evet, var. Sadece, bugün herhangi bir randevum olduğunu hatırlamıyorum.” (Makoto)

“Acil bir durum söz konusu ve bu konudaki fikrinizi almak istediklerini söylediler.”

“Anlaşıldı.” (Makoto)

Rembrandt-san Maceracı Loncası‘nda mı?

Bağımsızlık tartışmalarındaki bir sorunla ilgili olsaydı fikrime bu kadar acele ihtiyaç duyacağını sanmıyorum, yani Kuzunoha Ticaret Şirketi‘ne ihtiyaç duyulmasını gerektiren bir şey mi oldu?

Ön planda o kadar durmadım ama bu konuda Tsige’nin yanında hareket etmeye karar verdim.

Durum ne olursa olsun, gidip görmem gerekecek.

Tsige bağımsızlığı hedeflerken savaşın ortasında.

Kuzunoha Ticaret Şirketi ve ben şu anda oldukça yoğun bir gündelik hayat yaşıyoruz.

Tsuki ga Michibiku Isekai Douchuu

Tsuki ga Michibiku Isekai Douchuu

Moon-led Journey Across Another World, TsukiMichi, Tsukimichi: Moonlit Fantasy, 月が導く異世界道中, 月光下的异世界之旅
Puan 7.6
Durum: Devam Ediyor Yazım Şekli: Yazar: , Sanatçı: Yayınlanma Tarihi: 2013 Anadil: Japanese
Lise öğrencisi Misumi Makoto, tanrı Tsukuyomi tarafından kahraman olması için fantastik bir dünyaya çağrılır. Ancak, dünyayı yöneten Tanrıça onu çok çirkin bulur ve onun orada olmasından pek memnun olmayarak dünyanın köşesine atar. Tsukuyomi, Makoto'nun diğer Tanrıça tarafından terk edilmesinin ardından Makoto'nun kendi yolunu bulmakta özgür olduğunu ilan eder.

Yorum

0 0 votes
Oyla
Subscribe
Bildir
guest
1 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
Tüm yorumları göster

Seçenekler

karanlık modda işlevsizdir
Sıfırla