Tensei Shitara Slime Datta Ken Cilt 2 – Bölüm 8 / Son Bölüm: Kafa Dinlenecek Bir Yer

Son Bölüm: Kafa Dinlenecek Bir Yer

Odamda dinleniyordum.

Dönüşümün üzerinden üç aydan fazla zaman geçmişti. O zamandan bu yana her türlü şey yaşanmıştı ama ben bir anlığına durup geride kalan o tüm karmaşayı düşünüyordum.

Abil’i geride bıraktıktan sonra, Gölge Hareketi yeteneğimi kullanıp bir an önce eve dönmeye karar verdim. Beklediğimden çok daha hızlı bir şekilde geri dönmemi sağlayarak epey işe yaradığını kanıtladı.

Müjdeli haber bekleyen kasabalılar etrafımı anında sarınca, herkese herkesin güvende olduğunu söyledim; merak edenlere de detayları anlattım.

Kasabanın yakında birkaç yeni üyesi olacağını öğrendiklerinde, millet hemen işe koyuldu. Yaklaşan bu yerleşim için yataklar hazırlama işine girişirlerken tüm endişeleri uçup gitmişti. Kasabayı hazırlarken kimseden tek bir şikâyet bile yükselmedi.

Çok geçmeden Benimaru ve soydaşları geri döndü. Ardından, benim için yüce orklara orman boyunca rehberlik eden goblin süvarileri de onlara katıldı. Diğerleri gibi onlar da görevlerinin başına, eski rutinlerine geri döndüler.

Kasaba baş döndürücü bir hızla toparlanıyordu.

Bir aydan kısa bir sürede kasabaya ulaşan yüce orklar; cücelerin ve daha iyi eğitilmiş goblinlerin rehberliğinde işlerini göz açıp kapayıncaya kadar öğrendiler. Kaijin bana, “Onları yeterince iyi eğitirsen, cücelerinki kadar güçlü bir mühendislik birliği oluşturabilirler!” demişti.

Bütün bu yeni iş gücü sayesinde, daha önce ertelemek zorunda kaldığımız işlerin üstesinden gelebildik. Bölgeye sürekli girip çıkan kaynak akışının da etkisiyle kasabada tam bir inşaat patlaması yaşandı. Artık ihtiyacımız olmayan çadırları söküp ork yerleşimlerine gönderdik. Goblin süvarileri işlerini iyi yapmış olmalıydı ki ork kabilelerinin her biri yeni topraklarına kök salıp yaşam için gerekli temel unsurları inşa etmeye başladı. Bizim kasabamız ile kendi memleketleri arasında mekik dokuyarak gerekli malzemelerin taşınmasına yardımcı olmaları, bizimle iletişim hâlinde kalmalarını sağladı.

Her yerleşimin kendi uzmanlık ürününü bize gönderdiği, bizim de aynı şekilde karşılık verdiğimiz gerçek bir ticaret sisteminin tam ortasındaydık. Eski çağların takas sisteminden pek de farklı değildi belki ama orkların kendi başlarına düşünüp harekete geçtiklerini görmek çok hoşuma gidiyordu. Henüz geniş çaplı tarım yapacak durumda değillerdi ama çok geçmeden bunun da gerçekleşeceğinden emindim.

Laflarken aklıma geldi, henüz elimizde çok fazla çeşit olmasa da zorlu çevre koşullarında bile yetişebilen oldukça dayanıklı patatesler yetiştirmeyi başarmıştık. Bayağı besleyicilerdi ve fazla yemek seçmeyen biri için temel gıda maddesi olmaya gayet uygundular. Bu bitkileri etrafa yayarak yüce orklara nasıl yetiştireceklerini öğrettik. Hem kimbilir? Belki iki yıl kadar sonra kendi kendilerine yetebilir hâle gelirlerdi.

O çadırların ve bitkilerin taşınmasında Geld’in inanılmaz büyük yardımı dokundu. Gurme adlı Benzersiz Yetenek’inin sağladığı Mide, küçük çaplı kaynak transferleri için biçilmiş kaftandı. Sunduğu bu “sevkiyat” hizmeti, yüce ork yerleşimleri arasında kurmakta olduğumuz ulaşım ağının kısa sürede hayati bir parçası hâline geldi.

Mide yeteneğinin pek çok kısıtlaması vardı elbette ama yine de hayatı kolaylaştırmak adına hile gibi bir şeydi. Geld da Mide’sinin, ımm, midesinin kaldırmadığı daha büyük nesnelerin taşınmasına bizzat yardım ediyordu. Onun talimatları ve önerileri doğrultusunda parçalayıp içeriye sığdırabileceğimiz ne varsa sığdırdık. Çadırlar ve daha hantal malzemeler gibi şeyler için bu yöntem mükemmel iş gördü.

Yıldız kurtları da üzerlerine düşeni yaptı. Gölge Hareketi yeteneklerini en iyi şekilde kullanarak topraklarda devriye gezdiler, hatta Geld’e bu yeteneğin zorluklarına dayanabilmesi için kendisini eğitme konusunda ilham bile verdiler. İşine duyduğu adanmışlık sayesinde bunu başarması uzun sürmedi; kendisi Gölge Hareketi’ni bizzat tetikleyemese de bir yıldız kurdun sırtına atlayıp sıçrama işini ona bırakabiliyordu.

Ondan sonra işler iyice hızlandı. Yürüyerek aylar süren dağlık bölgelere teslimat işi, artık gidiş dönüş yirmi dört saatlik bir sürede tamamlanabiliyordu. Bu sayede tüm yerleşimler bizimle her zamankinden daha yakın temas hâlinde kaldı—bir nevi ekspres posta gibiydi sanki. Hatta tahta levhalara bir şeyler yazıp her ork kolonisine bir tür mahalle genelgesi gibi gönderebiliyordum. Başka kimse tam olarak okuma yazma bilmediği için şimdilik buna çok fazla bel bağlamak istemedim. O mesele üzerinde de çalışmamız gerekecekti. Düşünce İletişimi ancak belli bir mesafeye kadar işe yarayabiliyordu.

Yine de artık tüm yerleşimler arasında sağlam bağlarımız vardı. Hayat daha istikrarlı bir hâl almaya başlamıştı. Ve zaman aktı gitti.

Bu süreçte bir grup goblin, vasallarını da yanlarına alarak kasabaya geldi. Şu çocuklara da bir isim versem iyi olacak, diye düşündüm. Neticede diğer ırkları küçük görmemelerini söyleyen bendim, bu sözümün arkasında durmam gerekiyordu. O ekstra adımı atmadan sadece orada yaşamalarına izin verseydim, sınıflı bir toplum yaratma riskini göze almış olurdum.

Bu çocukların teninde yeşilimsi bir ton vardı, ben de Yeşil-[buraya bir sayı koyun] şeklinde gitmeye karar verdim. Ama bütün o isimlendirme işi yok mu… Öf ki ne öf. Belki de Gelmud’un Ölüm Yürüyüşü gecikmeli bir etkiyle üzerimde işini yapıyordu. Korkunç adamdı doğrusu.

Bu çete ileride Yeşil Numaralar olarak anılacaktı. Sarı Numaralar ile birlikte ittifakımızın ana savunma gücünün ikiz surlarını oluşturacaklardı ama bu henüz uzak gelecekteki bir şeydi.

Sayı atama işinden bir kez daha pestilim çıkınca, nihayet kasabada tüm canavarların yaşayabileceği kadar evimiz oldu. Goblinler yatakhane tarzı binalarda gruplar hâlinde yaşamak zorundaydı ama yine de çadırlardan iyiydi.

Su ve kanalizasyon sistemini epey erken kurmuştuk ancak herkesin evine su bağlamak için gereken kaynakların yanından bile geçmiyorduk. Bunun yerine kasabanın dört bir yanına tulumbalar koyduk, bu da tüm mekânın eskisine kıyasla kültürel açıdan çok daha gelişmiş görünmesini sağladı.

Gerçek sifonlu tuvaletlere sahip olmak da harikaydı. Hâlâ kuyudan su çekip tuvalet rezervuarını kendiniz doldurmak zorundaydınız ama kasabamız aşırı güçlü, kaslı canavarlarla dolu olduğu için bu hiç sorun değildi. Ne de olsa kasabanın orasının burasının pislik kokmasını istemiyordum—bu, vazgeçmeyi reddettiğim bir “olmazsa olmaz”ımdı.

Üstelik bazılarının sifonu çekecek bir dışkısı bile yoktu zaten. Mesela ben.

Hâlâ ertelediğimiz pek çok şey vardı ama sanırım vaktimiz boldu. İnşa etmemiz gereken bir kasaba vardı ve bu öyle bir gecede olacak iş değildi.

Yani bütün bu çılgınlığa rağmen işler yavaş yavaş yoluna giriyordu. Tam burada, bu topraklarda on binden fazla canavar yaşıyordu; yaptıklarıma inandıkları için buraya toplanmış, burayı daha güzel bir yer haline getirmek için hep birlikte çalışıyorlardı.

Burayı bir huzur yuvası olarak görüyorlardı. Bizim huzur yuvamız. Canavarların gerçek bir şehri. Ve nihayet gerçekleşmişti.

Slime Olarak Reenkarne Olduğum Zaman (LN)

Slime Olarak Reenkarne Olduğum Zaman (LN)

Tensei Shitara Slime Datta Ken (LN), Regarding Reincarnated to Slime (LN), Tensura (LN), That Time I Got Reincarnated as a Slime (LN), 关于我转生后成为史莱姆的那件事简介, 転生したらスライムだった件
Puan 8
Durum: Devam Ediyor Yazım Şekli: Yazar: , Sanatçı: , Yayınlanma Tarihi: 2014 Anadil: Japanese
Bir adam, iş arkadaşını ve iş arkadaşının yeni nişanlısını yolun dışına ittikten sonra kaçan bir soyguncu tarafından bıçaklanır. Kanlar içinde yerde can çekişirken bir ses duyar. Bu ses tuhaftır ve ona [Büyük Bilge] eşsiz becerisini vererek bakire olmaktan duyduğu pişmanlığı sonlandırır! Onunla dalga mı geçiliyor?!!

Yorum

0 0 votes
Oyla
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler

Seçenekler

karanlık modda işlevsizdir
Sıfırla