Pekâlâ, böylece kelimenin birçok anlamıyla okudukça daha da korkunçlaşan bir hikâye olan altıncı cildi tamamladık. Nasıl buldunuz?
Yazar Maruyama olarak bunun tam anlamıyla Overlord‘a yakışır bir cilt olduğunu düşünüyorum. Sizler de aynı fikirdeyseniz mutlu olurum. Üstelik sıradan bir light novel kahramanının asla yapmayacağı şeyler peş peşe yaşanıyor.
Birkaç cilt öncesinden ipuçlarını yerleştirdiğim için şimdi yüzüme kendini beğenmiş bir ifade takınıp “Bunu daha o zamandan düşünmüştüm!” diyebiliyorum. İnsan övünmek istiyor. Yine de bu zor bir iş… İpuçlarını fazla belirgin kılarsanız okurlar hemen anlar. Sanırım çözülmesi en güç olanı günlük meselesi. İkinci ciltte, eşyalarının karıştırıldığından söz edilen bir sahne olduğunu hatırlıyorum. Saldırganın amacını düşününce eşyalarını araması için gerçek bir neden yoktu. Ama o saldırgan her şeyi gösterişli biçimde yapardı; dolayısıyla ortalığı gerçekten darmadağın etseydi de tuhaf olmazdı. Oysa eşyaların yerleri o kadar da bozulmamıştı; sanki nerede ne olduğunu bilen biri arama yapmıştı… Ne kadar sinsi…
Buna benzer başka ayrıntılar da var. Bu cildi okuduktan sonra önceki ciltlere dönerseniz bazı yeni şeyler keşfedebilirsiniz.
Karakterlere gelince, hem 5. hem de 6. cildin en değerli oyuncusu kuşkusuz Evileye; ama benim kişisel favorim, adını ancak en sonda öğrendiğiniz hırsız. Arada “Gençlik ne güzel şey,” diye mırıldanan biriyseniz ne demek istediğimi muhtemelen anlarsınız.
Böylece iki bölümlük bu hikâyeyi okuduğunuz için hepinize teşekkür ederim. Görüşlerinizi duymayı çok isterim. Ne yazık ki pul ücretini sizin ödemeniz gerekecek ama bir okur kartpostalı gönderirseniz çok sevinirim.
Buradan sonra teşekkürlerimi sunmak istiyorum. So-bin’e, F——ta’ya, Osako’ya, Code Design Studio’ya ve Overlord‘un hazırlanmasına katkıda bulunan herkese teşekkür ederim. Ve Honey, bunca şey için sana da teşekkürler.
Son olarak, kitabı satın alan herkese gerçekten çok teşekkür ederim!
KUGANE MARUYAMA
Ocak 2014



