High School DxD Cilt 24 – Bölüm 7 / Slash. 1 Maçın Perde Arkası —Kızıl Ejder İmparatoru ve Slash Dog’un Ortak Cephesi—
Ravel’ın hazırladığı plan doğrultusunda alanın etrafına dağılmış, olası bir saldırıya karşı müdahaleye hazırlanıyorduk; bu sırada maçın kurallarının açıklaması yapılıyordu.
<>
Alanın dört bir yanına kurulan devasa ekranlarda belirlenen kural seti ilan edildi.
<>
Sunucular canlı yayında kuralları kendi aralarında tartışıyorlardı.
<>
Kural icabı saha her iki kenardan kademeli olarak yok olacaktı. Geçmişte biz de bu kural altında oynamıştık.
<>
<>
İki takım arasında belirgin bir güç farkı olsa bile, saha çökmeden önce bir avantaj yakalanırsa savaş çok daha kızışacak ve alanın daralması savaşın gidişatını şüphesiz etkileyecekti.
<>
Gerçekten de bu kurallar altında Rias’ın takımı ile Vali’nin takımı arasındaki strateji en alt düzeyde kalacaktı. Daha çok bodoslama bir hesaplaşma olacaktı. Ve hem ikisi hem de seyirciler için herkes göğüs göğüse bir savaş görmeyi umuyordu. Her neyse, bizim tarafın işe koyulma vakti gelmişti. Kulaklığımı takıp herkesle iletişim kurabildiğimi kontrol ettim. Şüpheli birilerini bulursak hemen birbirimizle iletişime geçecektik. Ravel ve ben stadyumun girişinin yakınında tek bir grup olarak duruyorduk —arkamızı esasen ana girişe dönmüş, şüpheli şahısları gözetliyorduk. Bizim dışımızda bölgede devriye gezen başka koruma birlikleri de vardı…. Tabii ki bu sefer birlikte savaşma ihtimalimiz yüksek olduğu için onları selamladık. Derken Ravel kolumu çekiştirip işaret ettiği yönü gösterdi. O tarafta Akeno-san’a benzeyen bir kadın duruyordu. Üzerinde bir rahibe kıyafeti vardı. Tanıdığım biri olduğu için yanına gidip onunla konuştum.
Suzaku-san’sınız, değil mi?
Evet, seninle tekrar karşılaşmak ne güzel. Hyoudou-kun. Akeno ve Ouryuu sana emanetti, ilgilendiğin için teşekkür ederim.
Suzaku-san’ın el sıkışmasına karşılık verdim. Akeno-san’ın kuzeniydi kendisi. Akeno-san onunla bayağı yakındı, ayrıca Akeno-san’ın Himejima klanına dönmesine onay veren mevcut aile lideri de oydu! Nakiri gibi o da Beş Ana Klan’dan birine mensuptu, Nakiri’nin sık sık ondan bahsetme sebebi de buydu zaten. Nakiri ne zaman Suzaku-san’dan bahsetse ‘Suzaku-san gerçekten çok korkunçdur’ derdi.
Evet, ben minnettarım.
Diye karşılık verdim, ardından Suzaku-san gözlerini hemen arkasında duran iki kişiye çevirdi.
Oradaki ikisi Kushihashi Seiryuu ve Doumon Genbu. İkisi de kendi klanlarının şu anki liderleri.
Biri gözlüklü, yakışıklı bir adamdı; diğeri ise sevimli görünen loli bir hanımdı. Hanımın gözleri bizimle buluştuğunda biraz utangaç davranıyor gibiydi, diğer taraftan yakışıklı adam ise bize el salladı. Suzaku-san devam etti:
Biz aslında Akeno’ya tezahürat yapmaya gelmiştik ama Tobio’ya sorduktan sonra sizin korumalık yaptığınızı öğrendik. Bu yüzden lütfen bizim de size yardım etmemize izin verin.
Oooohhh! Suzaku-san ne kadar da iyi bir insan böyle! Azrail’lerin gelip gelmeyeceğini hâlâ kesinleştirememiştik bile! Ama Suzaku-san bana şöyle dedi:
Tobio’nun sezgileri ona saldıracaklarını söyledi. Onun sezgileri her zaman doğrudur. Tetikte kalmamızın kötü bir şey olduğunu düşünmüyorum.
Suzaku-san bunu söyledikten sonra yaklaşarak kulağıma fısıldadı:
(Akeno’ya evlenme teklif ettiğini duydum?)
(E-Evet.)
Gerçekten de Suzaku-san öz kuzenini oldukça derin bir şekilde önemsiyor gibiydi. Suzaku-san’ın gözlerinde hafif bir hüzün kırıntısı belirdi.
(…) (Onu mutlu et, olur mu?) (Herkesten daha mutlu olmasını umuyorum.) (Benden önceki lider yüzünden…) (ona çok fazla gaddarlık yapıldı.)
Akeno-san’ın geçmişini bildiğim için bana o günlerden bahsetmişti sanırım. Suzaku-san gerçekten çok iyi bir insan. Kesinlikle harika bir aile lideri. Üstelik tam bir afet!
Anlaşıldı!
Açık yüreklilikle cevap verdiğimde Suzaku-san da memnuniyetle gülümsedi. Birkaç kelime daha ettikten sonra kendi devriye noktalarımıza dağıldık. Yine sadece Ravel ve ben kalmıştık. Yerlerimize geçmeden önce Ikuse-san’ın bana söylediği sözleri hatırladım.
(Operasyonun sorumluluğunu Ravel’a bıraksam sorun olur mu?)
(Evet, o iş bizde. Gizlilik konusundaki tavsiyelerini dikkate alacağız. Ama ters bir şey olursa anında durumun icabına bakarız.)
Ravel de bunu onaylayarak başını sallamıştı.
(Evet, bu uygun. Düşündüğümde ben de zaten en başından böyle yapmayı planlıyordum.)
Ardından Ravel’ın yaptığı düzenlemeleri dinledik. Ravel yanımda durdu ve kararlı bir ses tonuyla konuştu:
Ise-sama, ben… Koneko-san ve Kuroka-sama’nın savaşını korumak uğruna sonuna kadar savaşacağım. Tabii ki Rias-sama ve diğerleri uğruna da savaşacağım…
Ravel, arkadaşı Koneko-chan’ı her zaman çok önemserdi. Her antrenmanda ona eşlik ederdi ve bu olay sayesinde Koneko-chan’ın geçmişini de öğrenmişti. Bunun sonucunda Ravel’ın yüzünde cesur bir ifade belirdi.
Arkadaşımın bu önemli maçını koruyacağım.
Şu anki Ravel, Turnuva’daki o soğukkanlı Ravel değildi; şu anda tamamen kendi tutkularıyla hareket eden biriydi.
Ravel, arkadaşlarını korumak için savaşmak seni en çok geren şeydir ama aynı zamanda inanılmaz derecede tatmin edicidir, biliyor musun? Bu, benim de deli gibi hırslandığım bir savaş.
Ravel sözlerimi dinledikten sonra o da heyecandan titredi.
Arkadaşlarımı korumak için savaşmak… Evet! Koneko-san’ı koruyacağım!
Harika, onları birlikte koruyalım.
Tam duygularımızı birbirimizle paylaşırken ekranda—.
<>
<>
Oyun heyecan dolu geçiyor gibiydi! Uwah, Ekselansları Strada’yı savaşırken şöyle alıcı gözüyle izlemeyi o kadar çok istiyorum ki…! Kendi kendimi sakinleştirmeye ve içimden sabırlı olmam gerektiğini söylemeye çalıştığım sırada—. Yoldaşlarımdan birinin sesi kulaklığımdan bana iletildi.
(—Hedef tespit edildi. Alanın batı tarafının yakınlarında—)
Anlaşılan Ikuse-san’ın sezgileri doğru çıkmıştı. Ve böylece Azrail’lere karşı savaşımız başladı—.
