Re:Monster Cilt 1 – Bölüm 7 / Yedinci Gün

Yedinci Gün

Bugün yağmur yağıyordu, ben de günü mağaranın içinde ağırdan iş yaparak geçirdim. Dün nehir kenarında bulduğum obsidyene benzeyen gizemli bir taşı, daha küçük olanı yontup cilalamaya çalışarak yakından topladığım daha büyük bir kayayla vururken taşın taşa çarpma sesi yankılanıyordu. Benden öncekileri örnek alarak, yüzme işinde kullanmak üzere eğreti bir bıçak yontuyordum.

Artık kendime kürk kıyafetler edinmenin vaktinin geldiğini düşündüm. Belime sarılı duran o yırtık pırtık paçavradan —yani başlangıç ekipmanımdan— kurtulmak istiyordum ama boynuz kesim işleri için uygun değildi. Kürk istiyorsam bana bir bıçak lazımdı.

Ben çalışırken, ya çıkan gürültülü sürtünme sesine çekilerek ya da meraktan, benimle aynı zamanlarda doğmuş diğer goblinler etrafıma toplandı. Detayları ne biliyordum ne de umursuyordum. Bazıları bana bir şeyler sormak istiyor gibiydi ama onları görmezden gelmeye devam edince çoğu dağılıp gitti; zaten ayağımın altında dolaştıkları için böylesi daha iyi oldu. Buna karşılık, daha yaşlı goblinler anlamadığım bir sebepten dolayı beni tuhaf bir şekilde sevecen bakışlarla izliyorlardı.

Öğleni biraz geçe üç tane eğreti bıçak yapmayı başardım, ben de bu kadarının yeterli olduğuna karar verdim. Dürüst olmak gerekirse ellerim de biraz acımaya başlamıştı. Ama bıçak yapmayı bırakır bırakmaz yapacak hiçbir şeyimin olmadığını fark ettim. Bu yüzden Gobkichi ve Gobmi’yi çağırıp avlanma düzenlerini tartışmaya başladım; bu sırada yeni yoldaşlarımla iyi geçiniyor olsam da onların hâlâ birer goblin olduğunu kendime tekrar hatırlattım.

Çeşitli fikirler ortaya attık —ki bunlar çoğunlukla benim önerilerimdi, yine de Gobmi Gobkichi’den daha akıllı olduğu için arada sırada kendi düşüncelerini de paylaşıyordu. Gobkichi ise tam bir safdil olduğu için sadece kafasını sallayıp duruyordu.

Sohbetimizin ortasında, son derece kırışık bir goblin yanımıza yaklaştı. Bu, goblin topluluğumuzun en yaşlısı olan Gobjii’ydi. Bir nevi danışman konumundaydı ve bana Gobrou adını veren kişi de oydu. Onunla konuşmak için strateji toplantımıza ara verdik; Gobjii uzun hayatında pek çok şey öğrenmişti, bu yüzden bu fırsatı kaçırmak istemedim. Ne de olsa bilgi toplamak hayati önem taşıyordu.

Yine de henüz yirmi yaşını biraz geçmişken “yaşlı” sayılması, bu yeni bedenimin pek de uzun bir ömrünün olmadığını gösteriyordu sanırım… Ha ha…

Kendimi toparlayıp Gobjii’nin bana bu dünya, seviye atlama kuralları ve Varoluş Evrimi kavramı —ki evet, görünüşe göre bu dünyada böyle bir şey vardı— hakkında anlattıklarını, ayrıca mağaramızda neden sadece bizim gibi yeni doğan goblinler ile Gobjii gibi nispeten yaşlı goblinlerin bulunduğunu dinledim.

Bu dünya, seviye atlama ve Varoluş Evrimi ile ilgili detayları size daha sonra anlatacağım. Şimdilik bu mağarada yaşayan goblinlerden bahsedeyim. Görünüşe göre bizden daha genç olan goblinler —yani ebeveynlerimiz olabilecek yaştakiler— ormanda çalışmaya gitmişlerdi. Çalışmaktan kastım da yağma yapmaktı elbette.

Ne yani, bütün goblinlerin boynuzlu tavşan gibi bir şeye yem olacak kadar zayıf olduğunu mu sanıyordunuz? Yok canım, bu sadece yeni doğan goblinler için geçerliydi. Goblinler tür olarak gerçekten zayıf olsalar da bu ormanda doğanlar, kendi başlarına hayatta kalabilmek için hareket edebildikleri ertesi günden itibaren eğitiliyorlardı. Tıpkı benim gibi, sopalar kullanarak ya da taş fırlatarak hayatta kalma becerilerini ve kurnazlığı öğreniyorlar —bu yetenekleri kazanmak için kelimenin tam anlamıyla yaşam mücadelesi veriyorlardı. Zayıflar ölüyor, sadece güçlüler hayatta kalıyordu. Doğanın acımasız ama basit kanunuydu bu. Öyle merhametsiz bir düzendi ki dürüst olmak gerekirse içimden biraz ağladım.

Her neyse, grubumuzdaki pek çok yeni doğan goblin hızlıca ortaklık kurup en başından beri boynuzlu tavşan avlamak için sopalar kullanmaya başladığından, Gobjii benim jenerasyonumdan geçmişe kıyasla daha fazla üyenin hayatta kalacağına inanıyordu.

Söylediklerini anladığımı belirtmek için başımı sallarken, bu yaşta bile goblinlerin hâlâ üreme güdülerinin olduğunu fark ettim —belki de sonlarının yakın olmasından kaynaklanıyordu bu. Nereden mi anladım? Ne yazık ki Gobjii’nin bel bezindeki değişimi gözüm yakaladı. Kusacak gibi oldum, bu yüzden sohbeti hemen bitirip başımı başka yöne çevirdim. Onunla o halde konuşmaya devam etmemin imkânı yoktu.

Konuşmamızın ardından Gobjii, kendinden son derece memnun bir ifadeyle, içinde biriken arzuları tatmin etmek üzere mağaranın derinliklerine doğru yöneldi. Birkaç saniye sonra, bedenlerin birbirine çarpmasından çıkan o malum sesleri ve zayıf, cılız çığlıkları duydum.

Ellerimi birleştirip tutsak kadınlar için Buddha’ya sessizce bir dua daha ettim. Kendimi tekrarladığımı biliyorum ama mevcut halimle onları kurtarmam gerçekten imkânsızdı. Bir gün onlara huzur verebilmeyi umuyordum. İçinde bulundukları durum göz önüne alındığında, hayatta kalmaları muhtemelen onlar için en acımasız kaderdi. En azından o kadar merhametim vardı.

Re:Monster

Re:Monster

Re:Monster -Shisatsu Kara Hajimaru Kaibutsu Tensei-ki-, Re: Monster~Monster reincarnation chronicle starting after being stabbed to death~, Re:Monster ~刺殺から始まる怪物転生記~
Puan 7
Durum: Devam Ediyor Yazım Şekli: Yazar: Sanatçı: Yayınlanma Tarihi: 2011 Anadil: Japonca
Tomokui Kanata, talihsiz bir ölüm geçirdikten sonra en zayıf ırk olan goblin ırkının bir üyesi olarak yeniden dünyaya gelmiş ve kendisine yeni bir isim olan Rou verilmiştir. Ancak goblin Rou, alışılmadık bir evrim geçirerek önceki hayatının anılarını korumuş ve yemek yiyerek statü artışı kazanma yeteneği ile kutsanmıştır. En güçlü olanın hayatta kaldığı bu alternatif dünyada, goblin partisi sonunda bu dünyanın kahramanları haline gelecek mi?

Yorum

0 0 votes
Oyla
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler

Seçenekler

karanlık modda işlevsizdir
Sıfırla