Youjo Senki’nin 10. cildini sabırla beklediğiniz için teşekkür ederim.
Şu an serin bir erken ilkbahar günündeyiz… Yani, siz bunu okurken mevsim belki farklıdır ama sonsözlerin hatırına öyleymiş gibi davranalım!
On cildin hepsini tek seferde alıp sonsöze kadar okuma cesaretini gösteren o yürekli kahramanlar; sizinle tanışmak bir şereftir. Zamanı olmasa bile sırf Pasifik zarganasının (Japoncada dediğimiz gibi sanma’nın) tadının en lezzetli olduğunu hissettiğim mevsim olduğu için ilkbahardaymışız gibi davranmayı seviyorum.
Neyse, bu gündelik laf kalabalığını bir kenara bırakalım. Asıl konumuza dönelim; hepinize bir özür borçluyum. Onuncu cildin çıkması için sizi bu kadar uzun süre bekletmek zorunda kaldığım için… ve benim gecikmem yüzünden Chika Tojo’nun 10. cildinin de gecikmesine yol açtığım için çok üzgünüm.
Sağlıkla alakalı olmayan kişisel nedenlerden ötürü bu cilt üzerinde çalışmak için daha fazla zamana ihtiyacım vardı.
Sorunların sağlıkla bir ilgisi olmadığını tekrar vurgulamama izin verin. Sosyal medyada Yakitori ve Treason Agency gibi diğer serilerime zaman ayırdığım için Tanya okurlarından yediğim fırçaların ruh sağlığımdaki etkisi bir yana, turp gibi sağlıklıyım.
Okurlarımı kendi kişisel teferruatlarımla meşgul etmek istemiyorum, bu yüzden perde arkasında bazı zorluklar yaşandığını söylemekle yetinelim.
Şimdi asıl konumuza gelelim.
Onuncu cilt, İmparatorluk’un bir ulus olarak can çekişme sürecine girmesini resmetmeye odaklanıyor. Gidecek hiçbir yerin kalmadığı, köşeye sıkışmışlık ve çaresizlik hissini aktarmak istedim. Ülkenin sürüklendiği felaketten kaçmak için bir çıkış yolu bulmaya yönelik dürtüsel bir arayış.
Bu tasvirlerin ayrıntılarına girerken sanırım biraz fazla zaman harcamış olabilirim… Bir yanım bu zemin hazırlığını biraz fazla uzattığımı düşünüyor.
Ancak bu hazırlık süreci, önümüzdeki ciltten itibaren patlak vermek üzere.
Şimdi de hoşuma giden, tamamen farklı ve alakasız bir konudan bahsedeyim.
Yarbay Drake, Albay Calandro ve Albay Lergen gibi ciddi orta kademe yöneticilerin mide sancıları çektiği o anlara göğüs germelerini izlemek bence inanılmaz havalı!
Bunu ve 11. cildin alt başlığını (Alea Iacta Est) aklınızda tutun; gerçi bir nevi sürpriz bozan sayılır ama bir sonraki ciltte İmparatorluk’un saçacağı o parlak ışığı heyecanla bekleyin.
Kulaktan kulağa yayılmaya başladığını tahmin ettiğim bir şeyle bitireyim: Tanya’nın yaklaşmakta olan filmi.
Bu tür işlerin arkasında pek çok etken var tabii ama NUT stüdyosundaki arkadaşlarımın yardımıyla, kendi orijinal hikâyesini anlatacak olan filmin 11. cildi çıkarmayı hedeflediğimiz zamanlarda vizyona gireceğini düşünüyorum.
Yani benim düşünmemden ziyade, genel yayın yönetmenim bunun gerçekleşeceğinin hayalini kuruyor desek daha doğru olur.
Bir editör tarafından keşfedilip çıkış yapmayı başaran diğer yazarlara da bir çift sözüm var… Bir sonraki kitabımızın ne zaman çıkacağına dair tahminlerde bulunduğumuzda, bazen matbaa aksaklıkları veya yazım hataları gibi şeyler gecikmelere sebep olur…
Şey, bu sefer editörüm yüzünde ışıl ışıl, harika bir gülümsemeyle bana eşlik etti; yani sevgili yazar arkadaşlarım, benim için endişelenmenize gerek yok.
Sözlerimi hakkı olanlara teşekkür ederek bitireceğim.
Bu noktaya kadar gelebilmemin tek sebebi, beni destekleyen bunca insan sayesindedir. Bu cildin hayata geçmesi için de pek çok kişi el birliğiyle çalıştı.
Tasarımcım Next Door Design’a, Tokyo’daki matbaa çalışanlarına, editörlerim Fujita ile Tamai’ye ve çizerim Shinotsuki’ye sonsuz teşekkürlerimi sunarım.
Hepinize sürekli bu kadar çok zahmet verdiğim için özür dilerim.
Bu biraz fazla özel bilgiye kaçabilir ve iki editörümün bana güleceğini bilsem de, mezara girmeden önce evlilik cephesinden sizlere güzel haberler vermek için elimden geleni yapmaya devam edeceğim.
Teslim tarihlerine bir türlü uyamadığım için mahcubum; beni sabırla bekleyen okurlarıma minnetim sonsuz. Film de eli kulağında, her an hazır olabilir.
Bir sonraki sefer görüşmek üzere.
Eylül 2018’in sonu, Carlo Zen
