Tsuki ga Michibiku Isekai Douchuu – Bölüm 199 / Deniz ve Makoto İyi Gidiyorlar.

Deniz ve Makoto İyi Gidiyorlar.

“Takvime çakıldım…”

Limia’dan gelen temas beklendiği gibiydi.

Program hakkında hiç çekinmeden aradılar.

Senpai Lorel’deyken mümkün olan en kısa sürede gelmemi istediler ve ben dehâli hazırdaki düşüncelerimin şahane biçimde çürütüldüğünü izledim.

Muhtemelen hazırlayacak çok şeyleri var; önerdikleri tarih ve saatlerin hepsi makuldü.

En erkene çekilmiş olanında, Senpai muhtemelen çoktan Limia’da olacak.

Öyle olursa, Mio’yu burada bırakacağım gibi duruyor.

Neyse ki denizimiz var; sıkılmaz herhalde. Şu kısım içimi ferahlatıyor.

“Neyse, günün belirlenmesi iyi oldu. En azından bir dert eksildi.” (Makoto)

Bilerek sesli söyledim; sanki iyi bir şey olmuş da kendimi buna ikna edecekmişim gibi.

Bununla beraber, şu uğraştırıcı ülke ziyaretleri bitecek.

Rembrandt-san da bir şeyler çeviriyor olmalı ki Aion Krallığı beni çağırmıyor.

Lorel Birliği ilgimi çekiyor; açıkçası orayı bir kez görmek istiyorum.

Tanrıça uslu durduğu için midir nedir, Kilise de sakin görünüyor.

Biraz daha dayanacağım sadece.

Yine de, konuşma beklediğimden hızlı bitti.

Gerçi sebebi, benim çabuk taviz vermemdi.

Jin’in grubunun gelişim detayları az biraz ilgimi çekiyor ama Akademi’ye dönmek… hm…

Peki, Asora(İç Düzlem)’daki işleri bir teyit edeyim.

Masanın gözünden istediğim evrakları çıkardım.

Shiki, bakmam gereken kağıtları önceden toparlıyor; büyük kolaylık.

“Şimdilik denize gidecek ırklar belirlenmiş görünüyor.” (Makoto)

Sayfaları çevirdim.

Bu sefer benimle mülakata gelmeden evvel, Tomoe ve diğerlerine bir deneme yaptırdım; belirli bir sürelik hayatta kalma testi.

“Hayatta kalma” deyince abartılı geliyor ama özünde, gidip orada yaşamayı denemekten ibaret.

Deniz diyorum ama ortam tek tip değil; Asora’nın denizinde bu ırklar gerçekten yaşayabilecek mi, onu test edeceğiz.

Bu denemeden Tomoe sorumlu ve danışmanlığı da o yapıyor.

Sorumlu olduğu süre zarfında aşırı bir durum olmadıkça görünmesine lüzum yok.

“Karada da uyum sağlayabilecek ırklar olsa ideal olurdu gerçi.” (Makoto)

Beklendiği gibi, işler güllük gülistanlık gitmiyor.

Büyük boy sucul iblisî canavarların karayla bir alakası yok denecek kadar az.

Denizkızlarının alt yarısı balık zaten.

Hyuman’a benzeseler de, daha yürümek bile onlar için başlı başına dert, bu çıplak gözle bile belli.

Irk bazında bakınca, iblis çeşitlerinden sayılabilecek Lorelei’lerin vücutları hyuman biçimli; denizin içinde değil, kıyısında yaşamayı tercih ediyorlar, bu da onları karaya uyumda epey rahat kılıyor.

Hyuman uzuvları olup gövdesi balık olan tersine bir ırk da var; karada koşup durabiliyorlar.

Adları da bu yüzden Neptün Deniz Lordu. Mevcudiyetleri bile başlı başına bir şaka gibi gelmedi değil.

Yarı hyuman sayılabilecek Sahuagin diye bir ırk daha var; uzmanlıkları olmamasına rağmen karada da hareket edebiliyorlar.

Onlarda en çok aklımda kalan şey, kafalarının üzerinde parıldayan o plakaydı.

İlk bakışta kappa sandım. Deniz kappası.

Bu yüzden, hem kara hem suya gidebilen ırkları limanda tutup, yalnızca denizde yaşayabilenlerle orada kaynaştırsak iyi olur diye düşünüyorum.

Hatta o liman ile evimin, belli bir kasabayla da irtibat kurması fena olmazdı.

Ayrıntı kısmını Tomoe ile ötekilere bıraktım.

“Denizkızları, Lorelei, Sahuagin ve Neptün Deniz Lordları. Deniz atları, Kelpie, Deniz Yılanları, Blue Moon’lar…” (Makoto)

Tek tek teyit edince, epey kalabalık oldukları belli.

Onu aşkın ırk var.

Bu göçe kontenjan kapma yarışı değil; Asora(İç Düzlem) denizine uyum sağlayabildikleri sürece hepsinin göç etmesinde sakınca görmüyorum.

Bir de ırklar arasında açık düşmanlık olmayacak.

Deniz geniş; yaşayacak yer arayan herkes kendine kıyı bulur.

Orada ezelden beri var olan canlılarca avlanıyorlarsa ya da av olmak üzerelerse, çekilmelerini sağlarım.

Tüm ırklarla ayrı ayrı mülakat mı yapacağım, yoksa hepsi mi çekilecek?

…Yok, ikincisi sorun olur; o yüzden dayanıp uyum sağlasınlar istiyorum.

◇◆◇◆◇◆◇◆

Güzel bir rapor geldi.

Denizde yaşamak isteyen ırkların neredeyse tamamı Asora düzenine uyum sağlayabildi.

Orada zaten bulunan köpekbalıkları ile dev ahtapotlardan tehlike sezdiği için çekilen iki kadar ırk çıktı ama çoğu güvenle yaşayabiliyor.

Bu gidişle hem soğuk denize hem ılık denize sakin sağlayacağız.

Asora, nüfusa kıyasla karada geniş.

Deniz için de öyle; çok yere yayılıp bilgi toplarlarsa benden mutlusu olmaz.

Sonuçta her köşeyi kendimiz taramak akıl almaz zahmet.

“Ve netice olarak bir müşkül yoktur. Evvelden orada bulunan mahlûklarla irtibat kurmaya başlayanlar dahi çıkmış idi. Irklar arasında kavga zuhur eder endişemiz vuku bulmadı.” (Tomoe)

“Harika. Çekilen ırklar adına üzücü ama onlara ilet; bir gün Kuzunoha Ticaret Şirketi’ne ihtiyaçları olursa, iş birliği yaparız.” (Makoto)

“Zaten bildirdim. Hyuman diyarında bir müşkil zuhûr ederse, dinleriz.” (Tomoe)

“Beklediğim gibi. Sari nasıl?” (Makoto)

“İlk vazifesi olduğundan gayretle doludur. Garip bir hareketi yoktur.” (Tomoe)

“İyi.” (Makoto)

Akademi’deki dersimden beri birkaç gün geçti.

Asora’daki göç denemesi tıkırında gidiyor.

Deniz durgunu gibi sakin.

“Bu arada Waka, Shiki’den işittim ki Rotsgard’ın talebeleri epey serpilmiş.” (Tomoe)

“Hım, evet. Etkileyici. Her biri bayağı yol aldı. İlk planladığımız gibi eğitirsek abartı olacak gibi; o yüzden… bence artık öğretme tarafına geçebilirler.” (Makoto)

“Öğreten taraf, demek. Lakin daha da kuvvetlenmek isteriz diye darlayacaklardır.” (Tomoe)

“Öğretmenin de büyümesi var. Ayrıca, daha da güçlenmek isteseler bile, Akademi’de zaten en güçlüler, biliyor musun? Aynı yıl düzeyinde açık ara öndeler. Arayı daha da açmaya lüzum yok, değil mi? Hyumanlar arası bir savaşta da, çoğu başka ırkla çatışmada da fazlasıyla iş görürler.” (Makoto)

“…Anladım. Biraz merak dahi ettim. Sonra Shiki’den malumatı göstersin mi?” (Tomoe)

“Olur. Ama öğrencilerle tuhaf tuhaf müdahaleler yok, tamam mı? Misura’yı sen eğittikten sonra tuhaf bir güç öğrendi sonuçta.” (Makoto)

“İtina göstereceğim.” (Tomoe)

Cidden.

Tomoe’nun Misura’yı eğitmesi, Jin ve ötekilerin sıçrama yapmasına tetik oldu.

Her biri kendine uygun özel bir yetenek öğrendi, karakteristik yönlerini iyice keskinleştirdiler ve sonuçta güçlendiler.

Rotsgard Akademisi’ndeyken de aslen yetenekli çocuklardı.

Biri hedefi yükseğe koydu mu, bir bakıma, gelişmesi normal.

Bu açıdan düşününce, Shiki’yle ben sadece sürece omuz verdik.

Yeni öğrencilerin seviyelerini Jin’in grubunun bulunduğu yere kadar çıkaracağım; sonrası için kendi hallerine bırakacağım ve büyük ihtimalle gayet güçlenecekler.

Öğretmen olarak, öğrencilerimi nereye kadar eğiteceğime dair bir kıstas buldum ve o çizgide ilerliyorum.

Gerçekten iyi.

“Öyleyse Tomoe, şimdi vaktin var mı?” (Makoto)

“Yine mi? Göç etmek isteyen ırkları gözetmem icap eder, bugün sana refakat etmek müşkül olur.” (Tomoe)

“…Anladım.” (Makoto)

Yazık oldu.

“Waka’nın dünyasının muhîtini yeniden inşa etmek ziyadesiyle yordu beni. Müsait olabileceğim en yakın vakit, Waka Limia’ya müteveccihen yola çıkmadan bir gün evvel olur. Özür dilerim.” (Tomoe)

“Anlaşıldı. Meşgulken senden fazlasını istiyorum biliyorum. Sorun değil.” (Makoto)

“…Ah, Waka, vaktin var mı?” (Tomoe)

Tomoe?

Tomoe birden yüzünü buruşturarak sordu.

Ha, düşünce iletimi ha.

Konuşurken aynı anda düşünce iletimini ustalıkla kullanmayı da öğrenmek istiyorum.

İkisine birden odaklanmak zor.

Alıştırmayla aşabiliyorsam denemeliyim.

“Ne oldu? Düşünce iletimi mi?” (Makoto)

“Evet, Lime’dan idi.” (Tomoe)

“Heh~, Senpai ve ekibiyle beraberdir diye biliyordum. Ne dedi?” (Makoto)

“…Hıh, mühim bir şey değil idi. Görünüşe göre geçen gün yaptığımızla o mor bulut büsbütün dağılmamış.” (Tomoe)

“…Tahmin etmiştim. Tepkisi fazlasıyla zayıf gelmişti. Aradan çok da zaman geçmedi. Şimdiden kötülük mü saçıyor?” (Makoto)

“Evet. Lime ile Hibiki şu an onunla meşguller, lâkin iş pek yolunda gitmiyormuş.” (Tomoe)

“Hibiki-senpai bile mi?” (Makoto)

“Öyle görünür.” (Tomoe)

İnanması güç.

Hibiki-senpai olduğu halde.

O seviyede bir rakibe karşı bir şeyler yapabiliyor olması gerekirdi.

Uzak menzilli yöntemleri mi zayıf acaba?

Sonuçta kılıç kullanıyor.

“Lorel Birliği’ne yardım edeceğim demiştim ama iş yarım yamalak kaldı. Hiç hoş değil. Senpai’yi zor durumda bırakmak kötü olur, ben halledeceğim.” (Makoto)

“…Sana tevdi edebilir miyim?” (Tomoe)

“Evet. Yalnız, o gruba önceki yöntemle yaklaşmak faydasız olur bence. Tepkisi cılızdı sonuçta. Aklımda bir şey var, ama nispeten yaklaşmam gerekecek, yoksa işe yaramaz gibi.” (Makoto)

En azından kabaca yerini almak isterim.

“Öyleyse, Kanatlıların geçen sefer Waka ile yapılan temsili muharebede kullandığı stratejiye ne dersin? Uzak bir mevkiden üçüncü bir tarafa malûmat paylaşma usulü.” (Tomoe)

“Aa, doğru ya. Kesin işe yarar. Öyle yapalım. O zaman nişan alabileceğim bir mevkiye geçmem gerekecek.” (Makoto)

“Manzarası kâmil bir dağ var. Hedefe biraz mesafesi var, lâkin Waka isen müşkil çıkarmaz, değil mi?” (Tomoe)

“Azusa var, büyü de var. Aslında menzil derdim yok.” (Makoto)

“Öyleyse buyur. Kanatlıları oraya göndereceğim; malûmat paylaşımıyla teyit ederken mevzuyu teşebbüs et.” (Tomoe)

“Anlaşıldı.” (Makoto)

“Waka.” (Tomoe)

“Ne?” (Makoto)

“Lime ile kahraman o civarda süzülüyorlar. Birkaç atışı onlara hediye etsen gücenmem. Bilhassa Lime’a.” (Tomoe)

“Lime’a niye öyle bir şey yapayım ki?” (Makoto)

Azusa’yı bir elde tutarken oluşturduğum kapıdan içeri adım atmak üzereyken beni durdurup tuhaf bir şey söyledi.

“…Zira biraz salmış kendini; terbiye adına faydası olur diye düşündüm.” (Tomoe)

“Korkutucu şeyler söylüyorsun.” (Makoto)

“Hibiki için de iyi bir motivasyon olabilir.” (Tomoe)

“İstemem. Sonradan ortaya çıkarsa nasıl özür dileyeceğiz, düşündün mü? Ciddi söylüyorum.” (Makoto)

“…Uğurun açık ola.” (Tomoe)

“Evet, çabuk dönerim.” (Makoto)

Kapının öte tarafı, söylendiği gibi, bir dağın zirvesiydi.

Tam 360° panoramik manzara.

Harikulade bir görüş.

Ve uzaktaki gökyüzünde, gözle görülür tek bir şey var.

O mor lekenin sorunlu bulut olduğunu anlayabiliyordum.

Epey büyümüş. Ama öncekisi kadar değil. (Makoto)

Yayımı hazırlıyorum.
Bir ok yerleştiriyorum.

Hedefteki bulut epey uzakta, ama bu dünyaya geldiğimden beri aynı anda büyü kullandığım için mi bilmem, ıskalayacakmışım gibi gelmiyor.

Ulaşır mı ulaşmaz mı diye dert etmeyi bıraktım.

Görüyorsam vururum.

Zihnim doğal olarak böyle düşünmeye başlıyor.

Yalnız, o bulut söz konusu olunca, çok sayıda bireyin birleşik hâli; onu tek bir düşman gibi sayamayacağımı hissediyorum.

Geçen seferkini düşünüp taşındıktan sonra hissettiğim bir şey bu.

Pekâlâ, Kanatlılarla bağlantı… (Makoto)

Kanatlıların gelişini beklerken, mor buluttan biraz daha uzakta bir yerde belirdiklerini fark ettim.

İki kişi ha.

Az sonra düşünce iletimi geldi; bilgi aktarmamız uygun mu diye teyit istediler.

Elbette, tamam dedim.

Kısa bir düşünce iletimi sonunda biraz bekleyince, sanki mor buluta daha yakından bakıyormuş gibi tuhaf bir manzara zihnimde belirdi.

Gözümdeki ise uzaktaki buluttu; mesafe farkı biraz mide bulandırdı.

Hem uzaktan bakıyor hem de aynı anda bir ekrandan izliyormuş gibiydim.

Ama alışırsam kullanışlı olabilir.

Sayesinde Hibiki-senpai, yanındaki büyücü yoldaşı ve Lime’ın nerede süzüldüğünü net biçimde seçebildim.

Koordinatları vereceğiz. diye Kanatlılardan takip raporu geldi.

Bulutun ve Senpai’nin ekibinin olduğu manzara kareli bir ızgara gibi önüme serildi, birkaç sayı belirdi.

Hımm~.

Demek Kanatlılar bilgiyi böyle paylaşıp nişan alıyorlarmış.

Gerçekten anlaşılması kolay.

Duyularıma güvenip keskin atış yapan biri olarak bana pek şart değil ama saldırıdaki ölçüm hatalarını sıfırlamak açısından avantaj.

Kanatlılara teşekkür edip bekleme pozisyonunda kalmalarını söylüyorum.

Gözümdeki o mor bulutu deleceğim. Zihnimdeki manzarada yalnız bulutu deşecek şekilde. (Makoto)

Tuhaf bir histi.

Doğrudan nişan alırkenki hissin aynısıydı.

Ama aynı anda, sanki ekrandaki manzaraya nişan koyuyordum.

Japonya’daki halimle bu inanılmaz bir numara olurdu, ama hedefi kilitlemeyi başardım.

Yok, daha değil.

Sadece Senpai’nin ekibini atlatmak yetmez.

Bulutun çekirdeği gibi görünen kısmı delip geçmek de yetmez.

Daha, daha, daha, daha…

Bulutu oluşturan her bir cana odaklanıp hepsini, bütün bağlarını hedefliyorum.

Öylesine ateş etmek yok.

Ve bunun için…

Konsantrasyonumu koruyarak takmış olduğum oku indiriyorum.

Bu sefer bunu kullanmayacağım.

Şu an ihtiyacım olan bir ok değil, büyüm için bir katalizör.

Birden çok hedefi aynı anda delmek için hem okçuluğa hem büyüye ihtiyacım var.

Eldwaslara yaptırdığım oklar arasından, büyü gücünü en iyi enjekte edebilen oku seçip tekrar takıyorum.

Kehribar renkli bir ok.

Senpai’nin ekibini atlayıp çekirdeği deşecek, tüm bulutları zincirleme biçimde öldüreceğim. (Makoto)

Zihnimde beliren bulut sayısız nişanla doluyor.

Yapabilirim.

Oku sessizce salıyorum.

Bir süre normal bir ok gibi ilerliyor, fakat kehribar ok kısa sürede parçalanıp yerini bütün görüş alanını kaplayacak kadar büyük bir ışık kütlesine bırakıyor ve mor buluta doğru uçuyor.

Ve bir süre sonra ışık kütlesi patlıyor.

Tamam, oldu bu!

Senpai’nin ekibini es geçip bulutun çekirdeğini deliyor, aynı anda nişan koyduğum dağılmış kısımları da deşiyor. Etkili olduğunu anlıyorum.

Öldürdüm.

Bu kez, geçen seferden farklı olarak, bunu gerçekten hissettim.

Fuh~, onu alt ettim. (Makoto)

Görünüşe göre Kanatlılar da bunu gördü.

Bu tarafa dönüp buraya doğru uçuyorlar.

Biri diğerini taşımasına rağmen inanılmaz hızlılar.

Yardımları sayesinde okun imkânları daha da arttı.

Mutluyum.

Yayın benim için vazgeçilmez olduğunu bir kez daha teyit etmiş gibi hissettim.

Tsuki ga Michibiku Isekai Douchuu

Tsuki ga Michibiku Isekai Douchuu

Moon-led Journey Across Another World, TsukiMichi, Tsukimichi: Moonlit Fantasy, 月が導く異世界道中, 月光下的异世界之旅
Puan 7.6
Durum: Devam Ediyor Yazım Şekli: Yazar: , Sanatçı: Yayınlanma Tarihi: 2013 Anadil: Japanese
Lise öğrencisi Misumi Makoto, tanrı Tsukuyomi tarafından kahraman olması için fantastik bir dünyaya çağrılır. Ancak, dünyayı yöneten Tanrıça onu çok çirkin bulur ve onun orada olmasından pek memnun olmayarak dünyanın köşesine atar. Tsukuyomi, Makoto'nun diğer Tanrıça tarafından terk edilmesinin ardından Makoto'nun kendi yolunu bulmakta özgür olduğunu ilan eder.

Yorum

0 0 votes
Oyla
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
Tüm yorumları göster

Seçenekler

karanlık modda işlevsizdir
Sıfırla