High School DxD Cilt 17 – Bölüm 6 / Yeni Bir Hayat.
Kısım 1
Savaşın yaralarını sarmaya çalıştığımız Auros kasabasındayız.
Kasabada…… İblis Ejderhaların dört bir yanda bıraktığı yıkımın izleri var. Okulun çevresi bilhassa berbat durumda. Hasar görmemiş tek bir ev ya da ekili tarlaya rastlamak neredeyse imkansız.
Okulun kendisi de…… Euclid’in saldırısı yüzünden kısmen yıkılmış vaziyette. …… En sonunda orayı da yıktırdık yani. Ama tamamen yerle bir olmaması da bir şans sayılır herhalde.
Yardıma gelen Yeraltı Dünyası askerleri, hem okulda hem de kasabada enkazı kaldırıp incelemeler yapıyor. Burada üç saat geçti geçmesine ama dışarıda yalnızca üç dakika geçmiş meğer. İçerisiyle dışarısının zaman farkını harbiden de ayarlamışlar; buradaki bir saat dışarının bir dakikasına denk geliyordu……
Elebaşı olan Euclid, az önce İblis Kralları’nın bölgesine ışınlandı. Son anına kadar yüzünde o kışkırtıcı, ukala tebessüm vardı. …… Neyse, gerisini Sirzechs-sama’ya bırakacağız artık.
Kutsal Haç Cadısı Walburga ise Aži Dahāka ve geriye kalan seri üretim İblis Ejderhalarla birlikte ışınlanma büyü çemberini kullanarak anında tüydu. …… O kutsal emanet kullanıcısı Şeytanlar için büyük bir tehdit haline gelecek. Buna karşı bir önlem geliştirmezsek işimiz gerçekten yaş……
Pestili çıkmış Saji ile Sairaorg-san ve bizimle birlikte savaşan çocukların babaları, yaraları Asia tarafından iyileştirildikten sonra sağlık ekiplerince hastaneye ışınlandı. Hayati tehlikeleri yok ama bir süre hastanede yatmaları gerekecekmiş.
…… Saji, Sairaorg-san, babalar ve diğer herkes okul için canla başla savaştı. Onların sayesinde çocuklar güvende. Geleceğimiz ve umudumuz dediğimiz çocukların tek birinin bile burnu kanamadı. İşte bu…… hepimizin gurur duyabileceği bir şey.
Denge Bozan (Balance Breaker) moduna yeni ulaşan Saji, zırhını devre dışı bıraktığı an bayılacak kadar tükenmişti. …… Zaten öncesinde Grendel’le savaşmak zorunda kalmıştı, çoktan sınırına dayanmıştı yani.
Çocukların aileleri ve kasaba halkı yavaş yavaş sığınaklardan yeryüzüne çıkıyor.
Bizi bayağı benzetmişler ha.
Tanıdık bir ses duyup arkamı döndüğümde— Karşımda Azazel-sensei’in durduğunu görüyorum.
Kusura bakma, bu savaşa dahil olamadım.
Kafamı iki yana sallıyorum.
Yok canım, biz de işlerin bu raddeye geleceğini hiç tahmin etmiyorduk ki……
Agreas’ın tamamını tereyağından kıl çeker gibi çaldılar. Duyduğuma göre şehirdeki tüm sivilleri dışarı ışınlamışlar. Yani sadece şehri alıp kaçmışlar.
Sonra Sensei’e soruyorum.
O gökyüzü şehrinden…… ne istiyorlar ki?
Eski İblis Kralı çağının teknolojisini kullandığı söylenen Agreas. İçinde hâlâ çözülememiş, bilinmeyen gizemler barındırıyor. Sona-kaichou ve diğerleri, eski Lucifer’ın oğlu olan Rizevim’in bunun arkasındaki sırrı biliyor olabileceğini söylüyor.
Sensei derin bir iç çekerek lafa giriyor.
…… Acaba devasa bir silah mı, yoksa dönüşme yeteneği falan mı var? …… O bölgeden sorumlu olan Ajuka Beelzebub belki bir şeyler biliyordur. Muhtemelen ona bir danışmamız gerekecek.
Anlaşılan Sensei’in de bu konuda pek bir fikri yok.
…… Umarım devasa dönüşen bir robot falan değildir yani.
Amaçları Agreas ve 666. Ha bir de, Euclid, Rossweisse-san’ın tezinden bahsetmişti.
Aklın yolu bir olacak ki Sensei de tam olarak o konuya değiniyor.
Rossweisse’in tezini belirli bir dereceye kadar netleştirmeyi başardım.
…… 666’yı mühürleme yöntemi, değil mi?
Ooo, Euclid sana bahsetti bile demek? Aynen öyle. Rossweisse’in tezi 666’nın mührünü nasıl çözeceğinle değil, 666’nın kendi mührüne nasıl ulaşacağınla ilgiliydi. Kız tam bir dahi çıktı. O zamanlar sırf merakından araştırmaya karar vermişti ama bak sen şu işe, olayın özüne ulaşmış.
…… Mührü kaldırmak değil, mühürlemek demek. Demek ki 666’nın mührü çözülse bile, Rossweisse-san’ın tezi bir şeye dönüştürülebilirse yeni bir mühür vurabiliriz.
Sensei konuşmasına devam ediyor.
…… Bundan böyle onun çözümleme büyüsü kilit rol oynayacak. Yani bundan sonra Rossweisse’in de peşine düşecekler. Rossweisse’in bizim gizli kozumuz olacağı hiç aklıma gelmezdi. Hayatta insanın başına ne geleceği gerçekten hiç belli olmuyor.
Sensei derin bir iç çekiyor. Yerine dibine kadar haklı adam. Rossweisse-san masayı tersine çevirmemizi sağlayacak kilit isim olabilir. Harbi diyorum, bizim yoldaşların hepsi birer cevher ya……
Sensei eliyle saçlarımı karıştırmaya başlıyor.
Şakra’nın mesajını ileteyim sana. Şakra’nın emri altında Kaos Tugayı’na karşı öncü birlik olan Birinci Kuşak Sun Wukong’un halefinin Cao Cao olmasına karar verildi.
! …… Anladım, demek o adam harbiden geri döndü. O mızrak…… O bariyeri kıran kişi de o adamdı demek. …… Çok yakın zamanda onunla yeniden karşılaşacakmışım gibi hissediyorum.
Bu arada, Euclid’e karşı kesin bir zafer kazandın diye sakın yelkenleri suya indirme. Kızıl Ejder İmparatoru’nun gücünü daha da açığa çıkaramazsan Crom Cruach ve diğerlerini alt etmen imkansız. Neyse canım, bir şekilde halledeceğinden eminim nasıl olsa.
Sensei bile böyle diyorsa kendime biraz güvensem iyi olur herhalde.
…… Hey, Ddraig. Daha da güçleneceğim, tamam mı? O herifler dokunmamaları gereken şeyleri de yok etmeye çalışıyorlar.
…… Onları kesinlikle affetmeyeceğim.
Ddraig korkusuzca kahkaha atıyor.
[Ha şöyle, hiç şüphem yok zaten. Birlikte tozu dumana katabiliriz. İşte bu yüzden biz Kızıl Ejder İmparatoru’yuz.]
Yaparım ben bu işi. Ddraig ve yoldaşlarım yanımda olduğu sürece daha da güçlenebilirim—.
Ben içimden yeni kararlar alırken yanımdaki Sensei’in gözleri ciddileşiyor.
…… Asıl mesele, tüm bunlara kimin çanak tuttuğunu bulup bulamayacağımız.
…… Buna çanak tutan kişi. Hakikaten de olayların sürekli düşmanın lehine gelişmesi çok garip. Işınlanma büyüsü çemberini değiştirip Agreas’ı başka yere ışınlayan Büyücülerden sağ kalan tek kişiyi ele geçirmeyi başardık. Büyücünün üzerindeki patlayıcı büyü kararsız olduğu için şans eseri hayatta kalan tek kişi.
Agreas’taki dehşet olayının, bulunduğu alan ve oranın zamanıyla bir ilgisi yoktu. Tecrübeli Büyücülerin tam da buraya toplanmış olması gerçeği. Eminim bu ikisi birbiriyle bağlantılı. Yoksa ışınlanma büyü çemberini kullanarak Agreas’ı ışınlamak gibi cüretkar bir hamleye kalkışamazlardı. Bir de Gondul-san gibi Büyücülerin büyüsünü mühürlerken ne kadar tedbirli davrandıkları var.
Planlarını, biz D×D üyelerinin gücünü tartıp biçe biçe ilerlettiklerini düşünmekten başka çarem kalmıyor.
…… Yeraltı Dünyası’nın durumunu çok iyi bilen ve dışarıya bilgi sızdıran biri var.
—Barışın canlarını sıktığı birileri var yani.
Vali’nin sözleri birden aklımdan geçiyor.
Derken Dulio nefes nefese bize doğru koşarak geliyor.
Ah! Geç kaldığım için çok özür dilerim! Nasıl desem…… Bu savaşın ardından toparlanma işleriyle ilgilenmek için elimden gelenin en iyisini yapacağım!
Anlaşılan Cennet’in gizli kozu bile sadece üç dakika süren bir olaya anında müdahale edememiş.
Okul bahçesine kurulan geçici çadıra doğru geçiyorum.
Nispeten hafif yaralanmış üyeler orada dinleniyor. Asia yaralıları iyileştirmeyi bitirmiş olacak ki o da orada dinleniyor. Gya-suke, sürekli karanlık canavarları yarattığı için iyice bitap düşmüş olmalı, sandalyede otururken uyuyakalmış.
Ben de sandalyelerden birine oturup soluklanıyorum.
Derin bir nefes aldıktan sonra içimi döküyorum.
…… Kış tatili yaklaşıyor biliyorum ama ikinci dönem gerçekten de hengameyle doluydu ya. Yaz tatili bittiğinden beri birbiri ardına bela yağdı üstümüze resmen……
Dört aydan kısa bir süre içinde harbi harbi öleceğimi düşündüğüm durumlarla karşılaştım. …… Düşünce şöyle bir, zaten bedenen bir kere öldüm ben ya. Ulan ben her dönem bir kere ölüyor muyum yani!? Bu gidişle üçüncü dönemde bir daha öleceğim diye ödüm patlıyor. Üstelik bunu şaka niyetine bile söyleyemiyorum!
Rias o sırada kararını açıklıyor.
—Kış tatilinde bir araya gelelim. 70 Bakıyorum da kış tatilinde eğitim kampı mı yapalım diyorsun? D×D üyeleriyle mi? 71 Aslında yılın bu yoğun zamanında hepinizin iyice dinlenmesini çok isterdim ama kış tatilinden önce belli bir yerden yardım talebi aldık. 72 Nereden? 73 —Kilise’den. Cennet’ten de diyebilirim sanırım. 74 Cennet mi! 75 …… 76 Bir Şeytan’ın oraya gitmesi güvenli olur mu ki acaba? 77 Ha doğru ya, Xenovia Durandal’ı tamir ettirmek için geçici olarak gitmişti oraya. 78 Ama henüz Cennet’e gitmediğim için bayağı heyecanlandım açıkçası. 79 …… 80 Demek Cennet Krallığı, ha? 81 Hayatta olmamıza ve Şeytan olmamıza rağmen oraya gidecek olmamız gerçekten garip bir his. 82 Rias gülümsüyor. 83 —Yılın sonunu Meleklerle birlikte geçireceğiz gibi görünüyor. Irina ve Rahibe Griselda ile detayları konuşacağım. Hımm, sabırsızlıkla bekliyorum açıkçası. 84 —O sırada Xenovia bodrumdan yukarı çıkıyor. 85 —Ah, sonunda buldum sizi. Buradaydınız demek, Başkan. 86 —Bir şey mi oldu, Xenovia? 87 Xenovia başıyla onaylıyor ve hepimize, yani Gremory grubuna şöyle bir bakarak konuşuyor. 88 —Evet, herkese söylemenin tam sırası olduğunu düşündüm. Ise de buradayken zamanlama harika oldu. 89 Ne oluyor ya? Bir şey mi oldu ki? 90 Irina da göğsünü öne çıkarıp “Öhö öhö!” diyerek Xenovia’nın yanında duruyor. 91 Xenovia lafına devam ediyor. 92 —Üçüncü döneme girdiğimizde Öğrenci Konseyi Başkanı’nı belirlemek için bir seçim yapılacağını duydum. 93 Evet.
Üçüncü döneme girer girmez seçim yapılacak.
Evet, ne de olsa Sona-kaichou ve Shinra-fukukaichou mezun olacak. Yeni Öğrenci Konseyi üyelerini seçmeleri gerekecek. …… Bir dakika, sakın bana senin……
Aklıma gelen başıma geliyor sanki! Kız resmen kollarını kendinden emin bir şekilde göğsünde kavuşturmuş duruyor!
Xenovia parmağıyla yukarıyı işaret ederek ilan ediyor.
—Ise, ben de seçime adaylığımı koyacağım. —Öğrenci Konseyi Başkanı olmak istiyorum.
!
Eeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeh!?
Kiba, Koneko-chan, Ravel ve ben şaşkınlıktan küçük dilimizi yutuyoruz! Horul horul uyuyan Gasper’ı bir kenara bırakırsak; Rias, Akeno-san, Asia ve Rossweisse-san’ın hal ve hareketlerinden bunu zaten bildikleri anlaşılıyor!
Dur dur dur dur! Başkanlığa aday olacağını kırk yıl düşünsem tahmin edemezdim! Ah! Ders çalışmaya ve okul aktivitelerine bu kadar heves sarmasının sebebi demek buydu!
Rias lafa giriyor.
—Bizimle danışmaya geldiğinde biz de çok şaşırmıştık. Xenovia’nın Öğrenci Konseyi Başkanı olmak isteyeceğini hiç tahmin etmemiştim…… Son zamanlarda okul işlerine bu kadar hevesli görünmesinin sebebi de tam olarak buydu.
Xenovia başıyla onaylayarak devam ediyor.
—Seçim kampanyasına katılmayı planlıyorum. …… Sanırım Doğaüstü Araştırma Kulübü’nden ayrılmam gerekecek ama Öğrenci Konseyi Başkanı olmak gibi bir hırsım var. Bu yüzden hepinizin onayını istiyorum.
…… O-Ooooooooh……
V-Vallahi fena ortalık karışacak gibi duruyor. Bizim Xenovia…… Başkanlığa aday oluyor ha! Sona-kaichou’nun koltuğuna talip olacağı aklımın ucundan bile geçmezdi! Rias’a dönüp soruyorum.
R-Gerçekten sorun olmayacak mı? Xenovia’nın Doğaüstü Araştırma Kulübü’nden ayrılması yani?
Hâlâ Gremory grubunun bir üyesi ve biz şimdiye kadar hep kulübü merkez alarak hareket ettik.
Rias başıyla onaylıyor.
—Evet, bence hiçbir sakıncası yok. Çünkü Gremory grubunun bir parçası olduğu gerçeği asla değişmeyecek. Xenovia’nın yöneteceği bir okulun çok eğlenceli olacağına eminim.
Aman canım, sen de pek bir genişsin yani! G-Gerçekten sorun olmayacak mı acaba~?
Rias daha sonra herkese sesleniyor.
—Önümüzde hâlâ birkaç gün var, bu yüzden kış tatilinden önce güzel bir plan yapalım.
Asia yorgunluğunu unutup bir anda Xenovia’ya sarılıyor.
Xenovia-san, ben de sana yardım edeceğim!
Irina da Xenovia’nın boynuna atlııyor.
Beni de sayın! Dini tebliğ ve propaganda işlerinde üstüme yoktur!
—Evet, din yayma işlerinde ben de bayağı iyiyimdir! Öğrenci Konseyi’ne gireceğim!
Yaşasın!
Xenovia, Asia ve Irina iyice gaza gelmiş durumda!
B-Bence o işler biraz farklı ama neyse. Demek Kilise Üçlüsü Xenovia’nın seçim kampanyasına yardım edecek, ha. Peki madem, ben de elimden geldiğince yardım ederim. Vay anasını, harbiden çok şaşırdım.
O sırada gözüm Rias’a kayıyor. Yüzünde hafif buruk bir ifadeyle şöyle diyor:
—…… Üçüncü döneme girdiğimiz gibi mezuniyetimiz kapıya dayanacak. Doğaüstü Araştırma Kulübü’ne de yeni bir Kulüp Başkanı gerekecek.
Kimin olacağına karar verdiniz mi peki?
diye soruyorum ama o parmağını dudaklarına götürüp bana göz kırpıyor.
—Şimdilik bir sır. Ama Akeno ile birlikte kimin olacağına çoktan karar verdik.
Vay be, vermişler bile. Ben de acayip merak etmeye başladım şimdi.
Ama cidden, bayağı bir nesil değişimi yaşanacak desene…… Hem Doğaüstü Araştırma Kulübü’nde hem de Öğrenci Konseyi’nde.
Rias ellerini birbirine vurarak herkese sesleniyor.
—Şimdi, kış tatilinden önce yapmamız gereken bir iş daha var. Öncelikle burayı halletmemiz gerekiyor.
Emredersiniz!
Herkes karşılık verip işinin başına dönüyor. O sırada Irina kolumu çekiştiriyor. Hayli neşeli görünüyor.
Bu arada, Ise-kun. Söz verdiğimiz o mevsim geldi çatıyor neredeyse.
Ha?
Irina’nın bu gülümsemesi karşısında sadece şaşkın şaşkın bakakalıyorum. Ama o hiç istifini bozmadan devam ediyor.
………… Küçükken verdiğimiz o sözü hatırlayacağına inanıyorum♪
Kısım 2
Burası iyidir.
Gondur-san okul bahçesinin bir köşesindeki büyü çemberini harekete geçiriyor. Bu olayda çok fazla güç harcayan Gondur-san’ın Yeraltı Dünyası’ndaki hastanede kontrolden geçmesi gerekiyor. Normalde sağlık ekiplerinin onu götürmesine izin vermeliydi ama kendi başına gidebileceğini söyleyerek kendi kişisel büyü çemberini aktifleştiriyor.
Ben ve Rossweisse-san onu uğurluyoruz.
…………
…………
Gondur-san ile Rossweisse-san arasında pek bir diyalog geçmiyor. Bu tuhaf atmosferin içindeyken, bize doğru yaklaşan birkaç varlık hissediyoruz. O tarafa baktığımda gelenlerin çocuklar olduğunu görüyorum. Lirenkus da aralarında.
Rossweisse-sensei!
Büyükanne-sensei!
Çocuklar Rossweisse-san ile Gondur-san’a üzgün bir ifadeyle sesleniyor.
Sensei, gerçekten gidiyor musun?
Artık bu okula gelmeyecek misin?
Lütfen bize biraz daha büyü öğret, Sensei!
Ben de büyü kullanabilmek istiyorum!
Gondur-san çocukların başını okşayarak cevap veriyor.
Yine geleceğim buraya. Hem Rossweisse-sensei de bir gün mutlaka geri gelecek.
Çocukların yüzü bunu duyunca bir anda aydınlanıyor.
Gondur-san doğrudan Rossweisse-san’a dönüyor.
Rose, yürüdüğün yol da edindiğin bilgelik de ailemizinkinden farklı olsa bile yanlış değildi. Bak da kendi gözlerinle gör.
Gülümseyen çocuklara doğru bakıyor—.
Bu çocukların yüzündeki tebessüm, senin seçtiğin yolun bir eseri. Bu, sadece şimdiki senin başarabileceği bir şeydi. Kendinle daha çok gurur duy. Rose, sen benim gurur duyduğum torunumsun.
Bunları duyan Rossweisse-san elleriyle ağzını kapatıyor, hislerine engel olmak için kendini zordan tutuyor. Yine de gözlerinden sicim gibi yaşlar dökülüyor.
……………… Evet, çok teşekkür ederim.
Gondur-san bu manzarayı görünce ışınlanma büyüsünün gücünü artırıyor. Tam ışınlanmak üzereyken sanki daha yeni aklına gelmiş gibi konuşuyor.
Şimdi ben kaçar. Ah, az daha unutuyordum.
Gondur-san bana bakıp göz kırpıyor.
Damat Bey, Rossweisse sana emanet.
Bir dakika, ben şey değilim……
Kafamı iki yana sallamaya çalışıyorum ama Gondur-san gülümseyerek araya giriyor.
Onu sana emanet edersem içim son derece rahat eder.
Gondur-san bu sözleri arkasında bırakıp ışınlanma ışığının içinde kayboluyor.
…………
B-Bayağı garip bir uğurlama oldu yalnız…… Yüzümde acı bir tebessümle yanıma baktığımda, Rossweisse-san’ın kıpkırmızı olmuş yüzüyle karşılaşıyorum.
Ş-Şey, Rossweisse-san?
Ona seslendiğimde, bana kıpkırmızı bir suratla karşılık veriyor.
…… Ş-Şey…… Çok kahramanca görünüyordun. A-Ayrıca…… O an çok mutlu olmuştum. Peşimden geldiğin için……
Gelecektim tabii. Seni ne pahasına olursa olsun kurtarırım ben, Rossweisse-san.
Ben öyle deyince— başını öne eğip mırıldanıyor.
…… B-Bir dahakine…… şey yapalım…… İki yüz yenlik dükkana gidelim. Şey, yani benimle gelir misin lütfen?
İ-İki yüz yenlik dükkan ha…… Tam da ona yakışır bir istek harbiden. Gülümseyerek cevap veriyorum.
Olur tabii.
Rossweisse-san’ın yüzünde birden tatlı bir tebessüm beliriyor. Ama etrafındaki çocuklar muzip ifadelerle ona takılmaya başlıyor.
Öpüşecek misiniz? Hey, onu öpecek misin?
Göğüs Ejderi, Şalter Prensesi’nden başkasını öpecek!
Rossweisse-san paniğe kapılıp memleket şivesiyle bağırıyor.
Öyle edepsiz şeyler yapmam ben, ne öpüşmesiymiş!
Harbiden tam Rossweisse-san’a yakışır bir tepki.
Kısım 3
Gondur-san’ı uğurladıktan sonra, Rias ile birlikte kasabanın yeniden inşasına yardım ederken bir yandan da okul binasının enkazını temizliyoruz.
…… Sonunda baş başa kalabildik. Nedense o kadar çok şey üst üste geldi ki Rias’a bir kere bile randevu teklif edemedim.
…… Ama onunla daha da yakınlaşmak istiyorum.
…………
Derin bir nefes aldıktan sonra, şeytani gücünü kullanarak kocaman bir enkaz parçası taşıyan Rias’a sesleniyorum.
…… Ş-Şey, bunu söylemek benim için gerçekten çok zor ama…… Yani, böyle bir karar aldım almasına da…… Yok, sadece senin de onayını almak istiyorum vesaire……
Sesim heyecandan incecik çıkıyor. Rias bana şüpheyle bakıyor.
—Bir sorun mu var?
…… Hadi oğlum Hyoudou Issei, söyle gitsin! Aramızdaki ilişkiyi ilerletemeyeceksem kendime nasıl Kızıl Ejder İmparatoru derim ben! Bunu ne zamandır kafama koymuştum zaten! Şimdi söylemezsem bir daha ne zaman fırsat bulurum Tanrı bilir!
Kendi kendimi azarlayıp titreyen ağzımı açıyorum.
…… Özel vakitlerimizde seninle daha samimi konuşabilir miyim? …… Yani, seninle Rias diye hitap ederek normal bir şekilde konuşmak istiyorum.
Bunu duyan Rias— elindeki koca enkaz parçasını pat diye düşürüyor. Bunu hiç beklemiyor olsa gerek, gözleri şaşkınlıkla açılıyor.
Ama hemen ardından gözlerinde duygulu bir ifade beliriyor ve başıyla onaylıyor.
—! Evet.
…… Oley be, süper! İçimden bir zafer pozu çakarken bir kez daha söylüyorum.
Teşekkür ederim, Rias.
—Yok canım, ben de çok mutlu oldum. —Ise, seni seviyorum.
Rias ile birbirimizin elini tutuyoruz. Gözlerinin içine bakarken ona şöyle diyorum:
—Ben de seni seviyorum.
Ah be, sonunda onunla senli benli konuşabiliyorum! Benden büyük olduğu ve Üstadım olduğu için onunla rahatça konuşmaktan korkuyordum. Yine de duygularımızı birbirimize itiraf ettiğimize göre, artık senli benli konuşmamızda bir sakınca yoktur diye düşündüm. Hayır, aslında onunla aradaki mesafeyi kaldırmayı her şeyden çok istiyordum.
Bunu söylediğime o kadar memnunum ki. Çünkü ben…… bu insanı çok seviyorum……! Aramızdaki mesafeyi olabildiğince kısaltmak istiyordum.
Tam da duygusal bir havaya girmişken— birinin öksürdüğünü işitiyorum.
Rias ile birlikte yaşadığımız şokla arkamıza döndüğümüzde, Sona-kaichou’nun orada dikildiğini görüyoruz.
Bizi gördü mü!? Başkan az önce her şeyi gördü mü yani!?
Utançtan Rias da ben de ellerimizi anında bırakıyoruz!
Sona-kaichou gayet sakin bir şekilde şöyle diyor:
—Siz ikiniz için şuraya bir anıt dikmemi ister misiniz?
— —HİÇ GEREK YOK!
Rias da ben de kendimizi tutamayıp aynı anda bu cevabı veriyoruz.
—Ağabey?
—Merhaba, Euclid.
—Nasılsınız, Sirzechs-sama. Hayır, sevgili ağabeyim. Benimle görüşmeye geleceğini hiç tahmin etmezdim.
—…… Sana söylemek istediğim o kadar çok şey var ki. Ama sadece tek bir şey sormak istiyorum. —Neden?
—…… Kız kardeşinin…… yanında sen vardın. Benimse…… hiçbir şeyim yoktu. Hepsi bu kadar. …… Yine de diğer erkek kardeşin benim gibi bir başarısızlık abidesi değilmiş gibi görünüyor.
—Güçlüydü, değil mi? Gurur duyabileceğim bir kardeş o.
—Gururun olamadığım için özür dilerim.
—………… Diğer dünya sen de mi ilgini çekiyor?
—…… O Dünya ilgimi çekmiyor. Ben sadece “kaosu” tecrübe etmek istedim. Ağabey, sana tek bir soru sormak istiyorum. —Senin için bir “Şeytan” nedir?
—Onlar “Şeytan” olarak bilinen canlılardır. Farklı değerlere sahip olsak da tıpkı insanlar gibi hem iyiyi hem de kötüyü bilen bir türüz.
—…… Ağabey, gerçekten çok safsın.
Şah.
—Uhyahyahyahya, sayenizde o koca gökyüzü şehrini ele geçirebildik.
—…… Şeytanlar için “Lucifer” ismi mutlaktır. —Aralarında zeki olanlar varsa, bu olaya karışan Şeytanların içinde bir hain olduğunu anlayacaklardır. Ama bu gerçekten çok komik bir hikaye. —Hainin, o süper popüler oyuncu “Şah” Belial’dan başkası olmaması!
—Ben…… sadece gerçek Şahımın isteklerini yerine getirmek istiyorum.
—Peki beni kullanarak gerçekleştirmek istediğin bu istek nedir, Şampiyon Bey?
—…… Mevcut hükümet ve Cennet tarafından üstü örtülen muayyen bir olayı araştırmak istiyorum.
—Hmm, acaba neymiş o? Kulağa ilginç geliyor.
—Rias Gremory’nin bölgesinde yer alan o kasaba, eskiden bir akrabamın bölgesiydi. Fakat o kişi muayyen bir hükümetle ilişki kurduktan sonra ortadan kaldırıldı. Bu işe karıştığından şüphelenilenler ise—Meleklerin lideri Michael’ın Ase’i olan Shidou Irina’nın babasının başını çektiği Kilise’ye bağlı birkaç kişi.
